BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gerçeği kabul edemiyordu! -24-

Gerçeği kabul edemiyordu! -24-

Bütün kalbiyle inandırmıştı kendini böyle bir sonuca Serdar. Gerçeği asla kabul edemiyor, bütün gece düşündüğü gibi bunun bir yanılgı olduğuna odaklanmıştı. Kan alımı bittikten sonra tek kişilik, oldukça ferah odaya yerleştiler...



Serdar arabanın önüne, Nevin hanım ve Ferit bey de arkaya oturdular. Karı koca yol boyunca birbirleriyle arada bir anlaşılmaz bir şeyler fısıldaştılar. Gençler onları kendi haline bıraktı. Meral ve Serdar ise neşe içinde birbirlerine şakalar yaparak geçirdiler zamanı. Hastahane bahçesinden girip arabayı park ettiler. İçeriye girdikleri zaman polikliniklerin önünde uzayıp giden kuyrukları gören Nevin hanım kendi kendine mırıldandı usulca: - Allah bütün dertlerin dermanını versin inşallah. Benim oğlumun da... Doktor Haldun Demir odasındaydı. Serdar’ı ve Ferit beyleri görünce yerinden fırladı. Önce Nevin hanıma söyledi kibar bir tavırla: - Hoş geldiniz hanımefendi, Nasılsınız? Önce geçmiş olsun diyeyim. İnşallah her şey iyi olacak, hiç merak etmeyin. Delikanlının maşallah güçlü bir bünyesi var belli. Allah’ın yardımıyla altederiz. Serdar hafifçe gülümsedi bu sözlere. Bu işin ilmini yapan bir insan olarak nasıl boş ve sadece teselli amacıyla söylenmiş sözler olduğunun farkındaydı bu söylenenlerin. Bu derdin çaresi yoktu. Kanını kemiren kanser hücrelerini şimdiye kadar değil yok etmek, durdurabilecek birşey bulunamamıştı. O muhteşem teknoloji, o muhteşem tıp bunun karşısında acizdi. Haldun beyin yan gözle kendisine baktığını farkedince toparlandı. Yaşlı doktor sanki onun içinden geçenleri anlamış gibi çaresiz ve acıyarak bakıyordu yüzüne. - Evet Serdar, hemen tahlilleri yapalım oğlum. Derin bir araştırma olacak. O nedenle seni yatırmak istedik. Serdar mağrur bir şekilde başını kaldırdı: - Ben hazırım hocam. Hemen yatarım. - Güzel, haydi o zaman vakit kaybetmeyelim. Hemen gereken yerlere talimatlarını vererek yeni hastasını kalacağı odaya gönderdi. Nevin hanım ve Meral Serdar’la birlikte gittiler. Ferit bey meslektaşının yanında kalmış, çaresizce onun yüzüne bakıyordu. *** Uzun boylu, sarışın, çağla yeşili gözleri olan zarif hemşire güleç bir yüzle Serdar’ın koluna bağladığı lastiği gevşetirken hafifçe gülümsedi: - Biraz canınızı yaktık ama bitti artık Serdar bey. Serdar tebessümle iltifat ederek cevap verdi genç hemşireye: - Canım hiç yanmadı güzel kız! Meral bir kahkaha attı bu sözler üzerine. - Şu erkekler hasta olmayagörsün... Bir âlem oluyorlar doğrusu... Hemşire kız da gülüyordu. Nevin hanım ise olanların farkında bile değildi. O dün akşam üzeri duyduğu korkunç haberi hâlâ sindirmeye çalışıyor, beyniyle, kalbiyle bunun kötü bir rüya olması için yalvarıyordu Allah’a. Bütün ümidi burada yapılan testler sonucunda hiçbir şey çıkmaması, bundan önce yapılanlarda bir yanlışlık olduğunun söylenmesiydi. Bütün kalbiyle inandırmıştı kendini böyle bir sonuca. Gerçeği asla kabul edemiyor, bütün gece düşündüğü gibi bunun bir yanılgı olduğuna odaklanmıştı. Kan alımı bittikten sonra tek kişilik, oldukça ferah odaya yerleştiler. Serdar’ın hasta yatağının yanında bir de refakatçi için bir yatak vardı. Oda oldukça konforlu ve rahat bir odaydı. Yatağın tam karşısında duvara monte edilmiş küçük ekran bir televizyon delikanlıyı oldukça memnun etmişti. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108615
    % 1.32
  • 3.4955
    % -0.59
  • 4.1299
    % -0.03
  • 4.5103
    % -0.29
  • 144.994
    % -0.19
 
 
 
 
 
KAPAT