BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İslâm dini ve terörizm

İslâm dini ve terörizm

Tarihte görüldüğü gibi, 11. Yüzyılda sözde islamiyet adına kurulan ve fakat gerçekte bir “Sapık Öğreti” fırkalarından birinin kurucusu Hasan Sabbah tarafından oluşturulan “Fedain” adlı terör örgütünün birçok din ve devlet adamını öldürtmesi ile başlayan ve bugün en büyük temsilcisini Usame bin Ladin ve örgütü el Kaide’de bulan hareketler Batıda, “İslami Terör” olarak adlandırılmakta ve fakat bu adlandırma, İslam’ın temel ilkesini oluşturan “Hak Dini İslam Dinidir” ve “Dinde zorlama yoktur” esaslarına aykırı olduğu için, haklı olarak, Müslümanlar tarafından reddedilmektedir.



Tarihte görüldüğü gibi, 11. Yüzyılda sözde islamiyet adına kurulan ve fakat gerçekte bir “Sapık Öğreti” fırkalarından birinin kurucusu Hasan Sabbah tarafından oluşturulan “Fedain” adlı terör örgütünün birçok din ve devlet adamını öldürtmesi ile başlayan ve bugün en büyük temsilcisini Usame bin Ladin ve örgütü el Kaide’de bulan hareketler Batıda, “İslami Terör” olarak adlandırılmakta ve fakat bu adlandırma, İslam’ın temel ilkesini oluşturan “Hak Dini İslam Dinidir” ve “Dinde zorlama yoktur” esaslarına aykırı olduğu için, haklı olarak, Müslümanlar tarafından reddedilmektedir. Gerçekten tarihte İslam dünyasında menfaat, politika ve cehalet gibi faktörler ile üretilen ve bugün “İslamî Fundamentalizm” veya “Siyasi İslam” deyimi ile adlandırılıp, sözde din adına girişilen bütün terörist ve şiddet eylemlerini İslam Dinine fatura etmeye kalkışmak, hem büyük yanılgı hem de haksızlıktır. Nitekim, İslam Dini’nin barışçı, adil, hoşgörülü ve ılımlı kültürünü 637’de 2. Halife Hz. Ömer’in, 1187’den itibaren Selahattin Eyyübi’nin ve 1514’den sonra ve 400 yıl süre ile Osmanlı Padişahlarının, Filistin topraklarında, uyguladığı İslam’ın adil ve hoşgörülü yönetiminde görmüyor muyuz? Nitekim, İngiliz tarihçisi K. Armstrong “Holy War-Kutsal Savaş” adlı eserinde “2 Ekim 1187’de Selahattin ve ordusu Kudüs’e girdiler. Selahattin, Kur’an’da emredilmiş olduğu üzere şiddetten kaçındı, 1099’daki Haçlı katliamlarının öcünü almağa kalkmadı. Tek bir Hıristiyan öldürülmedi, hiçbir yağma yapılmadı” demektedir. Zira, Hz. Ömer’in, Selahattin Eyyübi’nin ve Yavuz Sultan Selim’den başlayarak Osmanlı Padişahları’nın, Kudüs’te, Batılılar tarafından da kabul ve takdir gören, bir hoşgörü, adalet sergilemelerinin kaynağı Allah’ın Kur’an’daki emirlerine ve özellikle “Allah size... İnsanlar arasında hükmettiğinizde adalet ile hükmetmenizi emrediyor” diyen Kur’an’ın Nisa Suresi’nin 58. Ayetine sadakatleri idi. Oysa bugün Usame bin Ladin açıkça, sözde İslam adına başlattığı savaşta New York’taki İkiz Kulelere karşı yapılan saldırıdan üç yıl önce 1998’de çıkardığı “Yahudilere ve Haçlılara karşı dünya İslam cephesinin Cihad Bildirisi”nde, sivil ve asker olsun bütün Amerikalılar’ın ve müttefiklerinin Kudüs’teki Mescid-i Aksa ve Mekke’deki Mescid-i Haram onlardan kurtarılıncaya ve orduları İslam’ın bütün topraklarından yenik olarak gidinceye kadar, öldürülmelerini bütün Müslümanlara bireysel görev olarak vermektedir. Yukarıda kısaca özetlediğimiz üzere, Hz. Ömer’in, Selahattin Eyyübi’nin ve Osmanlı’nın, Kutsal Topraklarda Müslümanların, Haçlıların vahşetlerine uğramalarına rağmen, Kur’an’ın Maide Suresi 2. Ayeti’nin “Ey iman edenler... Bir topluluğa olan kininiz sakın sizi haddi aşmağa sürüklemesin” hükmüne uyarak, hiçbir zaman masum sivillere karşı şiddet uygulamamaları ile, bugün el Kaide Örgütü’nün rastgele olarak yaptığı katliamı karşılaştırdığımızda, buna “İslamî” demek mümkün müdür? Kısaca, el Kaide’nin tırmandırdığı terör olaylarını nitelemek için buna, ne “İslamî Terör”, ne de hatta “İslamcı Terör” denemeyeceği denmemesi gerektiği kanaatine ben de katılıyorum. Çünkü bu terörü planlayan, destekleyen ve gerçekleştiren kim olursa olsun, Kur’an-ı kerim ahlakına uygun bir kimse değildir. Ve bu bakımdan Müslüman olamaz...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT