BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kavaklar ve kabaklar

Kavaklar ve kabaklar

G.Saray’ın durumu GSM hattında sıraya girmiş müşteriye benziyor. “Sayın müşterimiz... Beklettiğimiz için özür dileriz.



G.Saray’ın durumu GSM hattında sıraya girmiş müşteriye benziyor. “Sayın müşterimiz... Beklettiğimiz için özür dileriz. Şu anda bütün müşteri hizmetleri yetkililerimiz hizmet vermektedir. Tahmini bekleme süreniz 3 dakikanın altındadır...” Gerilim, sinir, öfke... İnsanın sınırdan çıktığı an buradan itibaren başlıyor. Kaç tane üç dakika geçti, kaç tane de üç bin saniye... Ve daha ne kadar beklenecek? Müşteriyle taraftar birbirine geçti, geceyle gündüz, baharla kış, Terim’le futbolcular... Ama ve yine de telefon hattında karşınıza çıkan yetkili, annenizin kızlık soyadını sorduktan itibaren sizin işinizi tek soruda bitirebilir belki... Ama Terim’in önünde binbir tane soru, ve ‘onbir’ sorun var... Soru; operasyon tutacak mı, bugün Juve maçı n’olcak, Hakan Şükür neden bunalımda, geçmişin kötü izleri camsille mi silinecek? Sorun; bugünkü Juventus kadrosu nasıl olacak? İŞTE PROBLEMİ YAZIYORUZ Günlerden bir gün, kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş... Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış... Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş... Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa: “Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?..” “On yılda...” demiş kavak... “On yılda mı?..” diye gülmüş ve alına salına çiçeklerini sallamış kabak; “Ben neredeyse 2 ayda seninle aynı boya geldim bak...” “Doğru!..” demiş ağaç... “Doğru..” diye tekrarlamış... Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak, önce üşümeye başlamış sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış... Sormuş endişeyle kavağa; “Neler oluyor bana ağaç?..” “Ölüyorsun...” demiş kavak... “Niçin?..” diye sormuş... Kavak cevap vermiş; “Benim 10 yılda geldiğim yere 2 ayda gelmeye çalıştığın için...” Kıssadan hisse çıkartmak gerekirse Terim ve yöneticiler kendilerine düşeni alsınlar bundan... De Boer’la Tamas, Orhan Ak’la Hakan Ünsal, Ümit Karan’la Hakan Şükür, Lukunku’yla Arif aynı adamdan sayılıp tek boy olarak kabul edilir, Arif’le Petre’nin idmandaki kavgasında 15 yıllık Arif kenara itilir, Petre set çekilirse kavak da kabak tadı verir... ZİYA DOĞAN’A DİKKAT Bu sözler şifre çözücü bilesiniz... “F.Bahçe, Beşiktaş, G.Saray artık işini medyayla görüyor... Bu üç büyük takımın Malatya, G.Birliği, Antep, Adana, Denizli gibi takımlarla kalite farkı kalmadı. Aradaki fark kapandı ama medyanın şişirmesiyle fark bir türlü farkedilemiyor.” Ziya Doğan bu ifadelerle Türk futbolunda bir dönüm noktasına parmak bastı. Geldi İstanbul’da G.Saray’dan çatır çatır puan kaptı... Eğer Ziya Doğanlar çoğalırsa çok değil, birkaç yıl içinde üç büyükler tarihe karışacak... Ki, çoğalıyor; Ersun Yanallar, Samet Aybabalar, Rıza Çalımbaylar, Giray Bulaklar ve hatta Nurullah Sağlamlar... Hepsi Milli Takım’a oynuyor... Yani hedefleri Fatih Terim olmaktan öteye geçmiş... Haydi bre pehlivanlar... Ziya hoca gibi düşünenler... Top artık sizde...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT