BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ecevit’i uğurlarken...

Ecevit’i uğurlarken...

DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in siyaseti bırakacağını açıklamasından sonra; gazetelerin ve televizyonların haberi verişi ile köşe yazarlarının bu konuyu değerlendirişinin ortak bir yanı vardı ki, bu da: (...Nihayet!..) sözcüğü ile özetlenebilir!



DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit’in siyaseti bırakacağını açıklamasından sonra; gazetelerin ve televizyonların haberi verişi ile köşe yazarlarının bu konuyu değerlendirişinin ortak bir yanı vardı ki, bu da: (...Nihayet!..) sözcüğü ile özetlenebilir! Bir ömrü siyasete adamış ve son 40 senelik Türkiye’mizin siyasi hayatına damgasını vurmuş; inişli çıkışlı hayatıyla Sn. Bülent Ecevit böyle mi veda etmeliydi? Lafı uzatmadan ve eğip bükmeden hemen belirtmeliyim ki; Ecevit mi siyaseti bıraktı, yoksa siyaset mi Ecevit’i?! En büyük siyasi partinin lideri ve Başbakan olarak girdiği seçimlerden yüzde 1’le çıkan bir siyasetçiyi, siyaset daha o zamanlar terk etmemiş mi idi? Sütunumuzu takip eden okuyucularımız hatırlayacaklardır. Sn. Bülent Ecevit’in en az seveni kadar sevmeyeni de vardır. Başbakan iken rahatsızlanmış ve ilerlemiş yaşıyla memleket meselelerinin altında ezildiği gerçeğini kendisine hatırlatıyor ve; işi tadında bırakmasını salık veriyorduk. Biliryorsunuz; Ecevit, siyasete soyunmadan önce gazeteci-yazardı. Şairliği de vardı. Meslektaşımızdı. Yazılı ve görsel medyadaki hemen tüm meslektaşları, o vakitler Ecevit’e seslendi ve; iş, kabak tadı vermeden çekilmesini istediler. Bunlardan bir kısmı maksadını aşan yazılardı. Onlardan olsa gerek; Ecevit bunları; (kendisine komplo) diye nitelendirip, kendi kendine açmaza düştü. Halbuki bu seslenişlerin yüzde 99’u içten, samimi ve Sn. Ecevit’in iyiliğini düşündükleri içindi. İnönü’yü alaşağı etti, ancak!.. Bülent Ecevit, çok az siyasetçiye nasip olan imkan ve başarıları yakalamış bir şahsiyettir. İsmet İnönü gibi sistemle bütünleşmiş tarihi bir şahsiyeti alaşağı etmesi ve onun yerine CHP liderliğine seçilebilmesi kolay bir iş değildir. 70’li yıllarda “umut”tu. Gençliğin, işçi ve köylünün, dar gelirlinin umudu olabilmek öyle her babayiğidin harcı değildir. CHP’nin memur, bürokrasi ve büyük şehirlerin “entel” kesimlerindeki ağırlığı da buna eklenince; “Karaoğlan”a gün doğmuştu. Bu rüzgârla 1973’te iktidara gelip, MSP ile koalisyonun büyük ortağı ve Başbakan oldu... İcraattaki Ecevit’le muhalefetteki Ecevit hiçbir zaman aynı olmadı. Kendisine bağlanan onca umudu tüketti. Ecevit iktidarları yokluk ve kuyrukla anılır olmuştu. 1978-79 yıllarındaki ikinci kez Başbakanlığında ise birinci Ecevit’i bile aratır olmuştu. Siyasi etiğe sığmayan; meşhur “Güneş Motel” kombinezonları ile AP’den ayırdığı ve her birisine bakanlık verdiği 11 kişiyle kurduğu hükümet evlere şenlikti. 80 ihtilalini hazırlayan ana sebeplerden biridir o hükümet ve onun icraatları... İlk defa Ecevit’in döneminde Türk Polis Teşkilatı (Pol-Der, Pol-Bir) diye ayrılmıştı! Son dönemleri ile birlikte Sn. Ecevit, bu ülkede dört kez başbakanlık yapmış marka bir isimdir. Sn. Ecevit’in bu, dört ayrı başbakanlığı döneminden, benim deyip övünebileceği ve kendisinden sonra hatırlanacağı bir veya birkaç eseri var mıdır? Keşke olsaydı da hep birlikte övünebilseydik! İyi niyetli olmak yetmiyor! Son iki dönemdeki başbakanlıklarında ise, kendi yandaşlarını bile sükûtu hayale uğrattı. Sebep olduğu ekonomik krizlerle ülkeyi yangın yerine çevirdi. Sn. Ecevit’in şahsında Türk siyaseti bir şeyi yakından görüp öğrendi ki; o da; “iyi niyet”in tek başına kafi olmadığı keyfiyetidir. Bu durumun tipik örneği de Bülent Ecevit’tir. Evet, iyi niyetsiz hiçbir iş olmaz ve başarılamaz ancak, bu da tek başına yeterli değildir. Bunun yanında çok daha başka faktörlerin gerekliliği apaçık ortadadır. Mesela: Sn. Sezer ile kapalı kapılar ardında vukua gelen nahoş tartışmalarını dışarıya taşıyıp; bu durumu bir Başbakan sıfatıyla, heyecanla ve titrek bir sesle kamuoyu ile paylaşmasını hiç kimse Sn. Ecevit’e yakıştıramadı. Ki, Sn. Sezer’i Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyan bizzat kendisi idi. Kimi kime şikayet ediyordu? Başbakanlık yani icranın başı şikayet makamı olabilir mi? Millet kararını verdi... Neticesini milletçe gördük. Geç de olsa millet birşeyi daha gördü ve bu gördüğü şekilde de kararını verdi ki o da; çekilmesi gereken ama bir türlü çekilmeyen siyaset adamlarını çekmek şeklinde tezahür etti ve bu durum 3 Kasım seçimlerinde sandıklara yansıdı. Ecevit’le birçok siyaseçinin de sahne-i siyasetten çekilmekte olduğunu görüyoruz. Millet ve kendileri için hayırlı olsun temennisiyle... Bundan sonraki hayatları gönüllerince olsun!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108953
    % 0.33
  • 3.482
    % -0.35
  • 4.1105
    % 0.01
  • 4.4532
    % -0.62
  • 144.153
    % -0.16
 
 
 
 
 
KAPAT