BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayram değil, seyran değil...

Bayram değil, seyran değil...

Bir bankanın milletvekillerine hediye ettiği, “dizüstü bilgisayar” olayı, Meclis’in önünde kuyruğa sebep oldu...



Bir bankanın milletvekillerine hediye ettiği, “dizüstü bilgisayar” olayı, Meclis’in önünde kuyruğa sebep oldu... Sümerbank Mağazası Satış Sorumlusu, sabah saatlerinde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yolunu kesti, “Sayın Başbakanım... Size Dabıl yollarda kullanabileceğiniz bu kösele ayakkabıyı hediye ediyoruz” dedi ve 43 numaralı siyah ayakkabıyı başbakanın kucağına bıraktı... Yetkili basına, “Ecevit’in ayakkabı giymeyi unuttuğu olay imajımızı bozmuştu, Erdoğan’la bunu gidermeye çalışıyoruz” açıklamasını yaptı... Daha sonra Meclis kapısından içeriye girerken Abdullah Gül’ün kolundan tutan bir vatandaş, “Sizin de memleketiniz olan Kayseri’den getirdiğim beş kiloluk bu pekmezi size hediye ediyorum... Sadece pekmezi vererek gitmiyorum, yanında siyah zeytin ve parmak sucuğu da lezzetinize sunuyorum” dedi ve gitti... Başka bir vatandaş da sürekli “Eve gidemiyorum... Çok çalışıyorum...” diye yakınan Ali Babacan’ın derdine çare oldu... Babacan’ın eline dört tabaklı bir sefertası tutuşturan vatandaş, “İçinde kuru fasulye, pirinç pilavı, cacık ve ev baklavası var... Çeşitlerimiz elle yenirse daha çok ev hasreti giderilir” dedi... Sanayi Bakanı Ali Coşkun da gelen hediyelerden nasibini aldı... Kendisine kemik bir tarak hediye edilen Coşkun, “Yahu benim saçım yok ki, ne yapayım bunu?... Kel başa şimşir tarak” diye espri yaparken, vatandaş, “Efendim tarak kaşlarınız için” diyerek, bir kez kendi elleriyle bakanın kaşlarını taradı... Bir çiçekçinin milletvekillerine, “Siz de sulayın” diye hediye ettiği buketi, “Bizden önceki döneme ait” diyerek kimse almadı... Bir vatandaş da içeriye giren bütün milletvekillerine Kıbrıs “hellim peyniri” ve üzerinde “Kıbrıs” yazan bir çay tepsisi hediye etti... Tam bu sırada “Eskiler alom... Eskiciiiiii....” diye sokaktan geçen tablacıya isim verilmeden Ecevit’in oturduğu site gösterildi... SOSYAL Şu “Light Selami”nin oğlu Orçun, ayda 1 milyar 200 milyon kazanıyormuş... “Diğer bebeklere kötü örnek oluyor” diye hemen diziden atılması lazım... Mâlum, Türkiye’de her çocuk borçlu doğuyor... Ayaküstü Gazetelerin birinci sayfaları, televizyonların ilk haberleri; * “-Teröristler bizimkiler...”, “Yeni hedef Başbakan mı?...”, “Yine saldırı olacak...” Gazetelerin spor sayfaları, televizyonların son haberleri; * “Avrupa’da dostumuz yok...”, “UEFA teröre prim tanıdı...”, “Karar politik...” Diyeceğimiz; bu kadar terör senaryosundan sonra UEFA’ya niye kızıyoruz?... Bugünün buluşu İlk kez biri; takvimdeki “Kız ismi”, “Erkek ismi” bölümünden kendi ismini bulup, karşısına hangi ismin denk geldiğine baktı... (07.12.1971) Arka sokaklar... Tarkan’ın resim skandalı... Doğuş’un hırsızlık ve tecavüz skandalı... Gülben’in kaset skandalı... Kardeşlerin topuğa sıkma, kocaların dizden vurulma skandalları... Babaların reddedilme, annelerin üvey olma skandalları... Cinayetten hüküm giymiş Bayhan, Popstar’ın en favori adayı o zaman... Sanatik kritik “Alişan olmuş, Memişan olmuş farketmez... Önemli olan kızımın mutluluğu... Gönül engel tanımıyor, ben ne yapayım?...” (Mehmet Ali Erbil) Politik kritik “Kamçıyı yedikçe Arap atı gibi şahlanıyoruz be kardeşim... Ben gücümü Annan Planı gibi sahte anlaşmalardan alıyorum...” (Rauf Denktaş) Sportik kritik “Siz işsiz gazeteci olsanız, çağırılınca koşarsınız değil mi?... Ama Ortega gibi Fener’in paralarını alsaydınız koşmayabilirdiniz...” (Christoph Daum) Tebeşir Tozu... “-İnsanların ne kadar kötü olduğunu görmek beni hiç şaşırtmıyor... Fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum...” (Goethe) Bizimkiler * Muammer Yaşar, peruk bakmaya gitmiş... Aradığı özelliklerde bir peruk bulamamış; “Ben istiyorum ki, alnı biraz açık olsun ki; gerçek olduğu zannedilsin...” * Akşam’daki arkadaşımız Bahadır’a gözlerinden ameliyat olduktan sonra doktor, “Sargılar iki gün kalacak” demiş... Sormuş doktora, “Telefonla konuşmamın bir sakıncası var mı?...” * Fehim; Daum’un “Alın size manşet” diyerek, “Cordoba bizde olsa maç 4-0 biterdi” haberini okuduktan sonra, “Abi Daum’un imzası girmemiş habere” dedi... Temelin yeri Fadime, kocasının ceplerini karıştırırken bir kağıt parçası bulmuş... Üzerinde Leyla yazıyormuş, bir de telefon numarası varmış... Akşam kağıdı göstererek sormuş; -Bu kimin numarası Temel?... “-Aaa... Bilmiyor musun, ünlü yarış atı bu... Bu hafta ona oynadım da...” Konu kapanmış, bir müddet sonra Temel eve girince karısı; “-O ünlü yarış atı Leyla var ya... İşte o aradı seni...” Tepkili vatandaş... “-Bugün ‘Eleman aranıyor’ yazan bir telefon bayisine, iş görüşmesine gittim... Üniversite mezunu olduğumu söyleyince ‘Biz seninle çalışamayız... Eziliriz altında’ diye işe almadılar”... (Burak - Mail) ... “-Abi elinde güzel bir doğumgünü şiiri (kısa mesaj da olabilir) varsa bana atar mısın?... Yine kız arkadaşımın doğumgünü geldi”... (Melih - Mail) ... “-Yav Ömer Abi, köşeni sürekli okuyorum... Dikkat ettim de sen ne kadar güzel Türkçe konuşuyorsun”... (Zuhal - Mail) ... “-Bana bir fotoğraf makinesi hediye edersen, ömür boyu senin köşenin fotoğraf ihtiyacını karşılarım... Örnek; Küçükpazar’da bir dükkanın camı, ‘Kontör bulunur... Amcamlar dahil herkese parayla”... (Servet - Mektup) ... “-İki kez telefonla konuştuk, beş tane mektup attım, sağolasın hepsine cevap verdin... Artık arkadaş sayılırız, personel indiriminden yararlanıp, bana bir tane robot ayarla?...” (Mustafa Abi - Telefon) TRANS-FER Mahalle futbolu demode olmuş... Mahallede futbolcu kalmadı ki... Christoph Daum topladı hepsini...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT