BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Borsadaki Kıbrıs beklentisi

Borsadaki Kıbrıs beklentisi

Kıbrıs’daki statükonun değişmesi, daha doğrusu uluslararası kabul gören bir çözümün kalıcı olarak şekillenmesinin, Türkiye ekonomisine mutlaka olumlu tesir edeceğini yazıp duruyorum.



Kıbrıs’daki statükonun değişmesi, daha doğrusu uluslararası kabul gören bir çözümün kalıcı olarak şekillenmesinin, Türkiye ekonomisine mutlaka olumlu tesir edeceğini yazıp duruyorum. Zira mevcut haliyle Kıbrıs, ne kendine ne bize fayda sağlamıyor. Oradaki “de facto” durum, uluslararası hukukta bizi hep zorluyor. Hadise sadece AB üyeliğinden ibaret değil. İşte Loizidou davası. “Ödemeyiz” dediğimiz tazminatı gıkımız çıkmadan ödedik. Çünkü hem siyasi, hem de hukuki olarak haklı çıkamadık. “Milli dava”, “vatan toprağı” diyerek çözüm sağlanamadığını görüyoruz yıllardır. Belki “milli dava”yı kaybetmiyoruz ama, Mayıs’a kadar çözüm bulunamazsa uluslararası hukuk sistemindeki tüm davaları kaybedeceğiz. Ekonomik aktörler ve bilhassa borsa, siyasi gelişmelerin iktisadi yansımalarını en pragmatik şekilde analiz eder ve beklentilerine yansıtırlar. Dün borsada olumlu bir hava vardı ve endeks yükseliyordu. Profesyonellerin yorumu ise şöyle idi: “Türkiye’de ekonomi iyi yolda. Kıbrıs’ta da muhalefetin kazanma ihtimali var. Bu Annan planı, eksenli yeni müzakere süreci ve çözüm demek. Eğer seçim sonuçları bu istikamette çıkarsa hisse senetlerinde iyi bir yükseliş olabilir.” Borsa analistlerinin yorumu bu şekilde. Bunu nasıl anlamalıyız? Ekonomi ile ilgisi olan insanlar, “hamasi söylemlerin” ötesinde akıl yolu ile bakıyorlar hadiseye. Kıbrıs’ta sağlanacak kalıcı bir çözümün Türkiye’nin uluslararası saygınlığını arttıracağını ve AB üyeliği yolunda çok önemli mesafe alınacağını görüyorlar. İkna olan Başbakan Dün bir gazetede, Denktaş, Başbakan Erdoğan için “Önce Annan Planı doğrultusunda düşünüyordu. Kendisine gerçekler anlatılınca ikna oldu” diyordu. Ben, bir “şeytan belgesi” gibi gösterilen Annan planını okuduğumda dehşete kapılmıyorum. Bir müzakere platformu sunuyor nihayetinde. “Milli dava, stratejik önem, alçak Rumlar”. Bunların hepsi tamam da, Mayıs 2004’te Güney Kıbrıs AB’ye girdiğinde biz hâlâ mevcut statükoyu savunur durumda olursak, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi faydası ne olacak. Kaybeden kim, kazanan kim olacak? Ben bir yurttaş olarak bunu merak ediyorum. Her gün TV’lerden hamaset nutukları atanların merakımı giderecek izahatları vardır belki.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT