BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İstanbul hem yakın hem de uzaktı 41-

İstanbul hem yakın hem de uzaktı 41-

Yusuf, hocasıyla uzun uzun konuştuktan, kafasındaki soru işaretlerine cevap bulduktan sonra, Dergahtaki arkadaşlarıyla hasret giderdi. Özellikle Filiz Nurullah, Yusuf Agam, diyor başka birşey demiyor, bir an olsun onu yalnız bırakmıyordu.



Yusuf, hocasıyla uzun uzun konuştuktan, kafasındaki soru işaretlerine cevap bulduktan sonra, Dergahtaki arkadaşlarıyla hasret giderdi. Özellikle Filiz Nurullah, Yusuf Agam, diyor başka birşey demiyor, bir an olsun onu yalnız bırakmıyordu. Yusuf, hocası İsmail Pehlivan’ın bir an önce köyüne dönüp Dursun Pehlivanla çalışmalara başlamasını istemesi üzerine arkadaşlarıyla vedalaşıp Karaok’a atladığı gibi hemen köye dönmüştü. Yusuf, köye döner dönmez çalışmalara başlamıştı. Buna en çok hocası sevinmişti. Yusuf, Tosun Bey’in hapse atıldığını işittikten sonra, Dursun Pehlivan’a, çok kırıldığını, güreşi bırakacağını ve babası gibi çiftçiliğe başlayacağını söylemişti. Dursun Pehlivan, bu kararından vazgeçirmek için çok gayret etmiş, ama bir türlü Yusuf’u ikna edememişti. Dursun Pehlivan, son çare olarak Yusuf’un Filipe’ye gidip Tosun Bey ve Yörük Ali’yi, dönüşte de Demir Baba Dergahı’na uğrayıp İsmail Pehlivanı görmesini istemiş, bunun için Yusuf’un babasından izin almıştı. Dursun Pehlivan, Yusuf’a, güreşi bırakma kararından babasına ve ninesi Çavuş Ana’ya bahsetmemesini söylemişti. Eğer, böyle bir kararı Yusuf’un babası İsmail Ağa, duyacak olursa, kıyamet kopar, bir daha Yusuf istese bile güreşe dönemezdi. Yusuf, döndükten sonra, Dursun Pehlivan’a bir şey anlatmamış, hemen çalışmağa başlamıştı. Dursun Pehlivan da bir şey sormamıştı. Çalışmalarına aralıksız devam eden Yusuf, yakın köylerde yapılan bütün güreşlere ustasıyla birlikte katıldı. İşi olmadığı sürece babası İsmail Ağa da onları yalnız bırakmıyordu. Sanki düğün güreşlerinde güreşen Yusuf değil de o gibiydi. Çavuş Ana da fırsat buldukça yakın köylerdeki güreşlere gelerek torununun güreşlerini seyrediyor, “Ya Rabbi, turunumun başpelvan olduunu gürmeden canımı alma” diye dua ediyordu. Güreş olmadığı zamanlar Yusuf, bütün gayretiyle çalışmalara devam ediyordu. Kasım ayında Yusuf, artık büyükortada, Kel Mehmed ise başaltında güreşmeğe başlamıştı. Dursun Pehlivan, artık Yusuf’a öğreteceği fazla birşeyin kalmadığını düşünüyordu. Bu arada hem Rumeli hem de İstanbul kaynamağa devam ediyordu. Rumeliyle ilgili İstanbul’da karar alınmağa çalışılıyordu. Başta Rusya ve İngiltere, Rumeli ve özellikle de Bulgaristan konusunda İstanbul Hükümeti’nden, Rumeli’nin elden gitmesi manasına gelen isteklerde bulunuyorlar, Fransa, Avusturya, İtalya ve ABD de buna destek veriyordu. Bu istekler, Şumnu’da oradan da Karalar Köyünde duyulunca Yusuf, çıldıracak hale geliyordu. Koca Osmanlı Devleti’nin içine düştüğü durumu bir türlü kabullenemiyordu. Yusuf gibi Deliorman’dakiler, İstanbul’un dertleriyle yakın, yardımlarıyla uzak olduğunu düşünüyorlardı. Kasım ayının başında Karalar Köyü’ne bir haber ulaştı. Şumnu Mutasarrıfı, Sancak Mülki Amiri Daniş Efendi ve Belediye Başkanı Ahmet Rıza Efendi, eğitim öğretim yararına at yarışları ve güreş organize etmişlerdi.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT