BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Belleğinizi kuvvetlendirin

Belleğinizi kuvvetlendirin

Kuvvetli bir hafızanın, Allah vergisi yetenek olmasının yanı sıra geliştirilebilir bir tarafı da var. Bunun için formül, çevremizdeki, zihnimizdeki farklı kavramlar ve tecrübeler arasında bir ilişki kurabilmek...



Üstün bir bellek performansı nasıl sağlanabilir? “Dilimin ucunda ama söyleyemiyorum... Hay Allah... hatırlayamazsam çatlayacağım, ismi neydi...” Hafızamızı zorlayan bu tip sıkıntı cümlelerini peş peşe sıralayabilir, örneklerimizin sayısını artırabiliriz. Zaman zaman hepimizin karşılaştığı bu durumun sebebi; bazen yorucu geçen bir gün, stresli bir ortam, bazen de tembellik olabilir. Evet yanlış anlamadınız tembellik... Zira konunun uzmanlarına göre, “Kuvvetli bir belleğin, Allah vergisi bir yetenek” olmasının yanı sıra geliştirilebilir bir tarafı da var. Bunun için formül, zihinde hatırlanmak istenen durum, nesne, isim vb. şeylerle, çevremizdeki, zihnimizdeki farklı kavramlar ve tecrübeler arasında bir ilişki kurabilmek. Arturo Toscanini belleğinde 250 orkestra parçasını ve 100 operanın notalarını tutarmış, matematikçi Alexander Aitken 17 yaşındayken ‘pi’ sayısının 1000 basamağını ezberlediği gibi 4 basamaklı bir sayının karesini 5 saniyede alırmış. Uzmanlar bellek gücünün herkeste mevcut olduğunu belirtiyorlar. Belleği; yaşanmış, işitilmiş, görülmüş ve okunmuş olan her şeyi içine alan bir kompütüre benzeten uzmanlar; “Geçmiş yaşantılardan öğrenilmiş şeyleri akılda tutabilme gücü olarak tanımlıyorlar ve bu kompütürün hangi dosyasına girerseniz, orada ihtiyacınız olan bilgileri bulabilirsiniz” diyorlar. Onlara göre, “zaten ihtiyacınız olmayanlar çoktan atılmış, ilgi duyulanlar dosyalanmıştır.” Yani bir şey zihinde, ilgi alanına göre kalır veya kalmaz. Mesela yakın bir zamanda katıldığınız bir daveti, toplantıyı veya eğitimi düşünün. Toplantıya giderken yolda neler gördünüz? Otoparktaki arabalar nasıldı? Tanıdık kişiler var mıydı? Varsa nasıl giyinmişlerdi? Saç modelleri nasıldı? Neler konuştunuz? Mekanın mobilyaları nasıldı? Ne renkti? İkram olarak ne vardı? Gecenin en şık hanımı ya da en çok konuşan kişisi kimdi?.. gibi soruların cevabı sizce ne olurdu? Bazılarına çok net karşılık verirken, bazıları da size hiçbir anlam ifade etmedi, öyle değil mi? İşin aslı şu, beyninizde kalanlar tamamen ilgi alanınıza giren şeyler. Beyin istediğini tutuyor, istemediğini atıyor. Aynı şekilde hafızada tutulmasını istediği şeyleri, özellikle kodlama yöntemiyle çok uzun süre saklayabiliyor. Bazen sınıf arkadaşlarınızın isimlerini hatırlamak istediğinizde sınıftaki sıralardan zihinsel olarak geçip her birinin yüzünü gözünüzde canlandırdığınız olmuştur herhalde. Psikoloji Derneği uzmanları, konuya “Bellek şampiyonlarının normal bir belleğe sahip olan insanlardan farkı var mıdır?” sorusuyla yaklaşıyorlar ve herkesin kendisine güvenmesini güçlü bir belleğe sahip olmanın hiç de çok güç bir iş olmadığını söylüyorlar. Güçlü bir bellek için şu ipuçlarını veriyorlar: Belleğimizin depolama ve işleme faaliyetlerini ancak sınırlı nitelikte gerçekleştirebilmesi, hatırlama yeteneğimizin bizi yanıltabildiğine ilişkin örneklerin yaşanması, hatırlamaya yardımcı stratejiler kullanarak bellek performansının geliştirilebilmesine yönelik araştırmalara yol açmıştır. Bu konuda yapılan araştırmalar “mnemonik teknik veya sistem”lerin kullanımını içermektedir. Mnemonik terimi, hatırlamaya yardımcı strateji kullanımını ifade etmektedir. Bu terim Eski Yunan’da “Mnemosyne”den gelmektedir. Eski Yunan hatipleri uzun konuşmaları hatırlamak için çeşitli stratejilerden yararlanmışlar ve özellikle yerleşim (loci) tekniği olarak bilinen mnemonik tekniği kullanmışlardır. Mnemonik teknikler aracılığıyla, kişi için anlamsız olan ya da düşük anlamlılığa sahip olan malzemeler, anlamlı hale getirilmektedir. Bu tekniklerin temelinde, bellekte daha önceden hazır bulunan malzemelerin; bilinmeyen ya da yeni sunulan malzemeleri çağrıştırması yatmaktadır. Bu tekniklerin temelinde en az üç önemli sayıltının yer aldığı belirtilmektedir. Sayıltılardan ilkine göre, somut nesneler somut olmayanlardan daha iyi hatırlanır. İkinci sayıltıya göre, hatırlanması gereken malzemelerle somut nesneler arasında bağ kurulması, malzemelerin hatırlanması açısından yararlıdır. Üçüncü olarak somut nesnelerin görsel imgeleri, sözel malzemelerin hatırlanmasını kolaylaştıran araçlar olarak hizmet eder. Bu sayıltılardan hareketle bellekte daha fazla bilginin tutulabilmesini sağlayabilmek için şu bellek geliştirme ilkelerinden yararlanılmaktadır; Anlamlılık: Bu yolla hatırlanması gereken malzemelerin daha anlamlı hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Hatırlanması gereken malzemelerin birey için anlamlı hale gelmesi, bu malzemelerin hatırlanmasını kolaylaştırmaktadır. Hatırlamak istediğiniz duruma bir anlam yükleyin. Organizasyon: Bütün mnemonik sistemlerde, belleğe kaydedilen malzemelerin öncelikle belirli bir organizasyon içinde sıralanması amaçlanır. Bilgi, belleğe belirli bir organizasyon içinde kaydedildiği zaman gerektiğinde bu organizasyona göre, sistematik bir biçimde geri getirilmesi mümkün olabilmektedir Çağrışım: Bellekte daha önce hazır bulunan malzemelerle, belleğe yeni kaydedilenler arasında çağrışım kurulur. Çağrışım ilkesi bütün mnemonik sistemlerin temelini oluşturmaktadır. Örneğin bir arkadaşınızın ya da akrabanızın isminin, yeni öğrendiğiniz bir oyuncunun vb. kişinin ismi ile benzerliği halinde aradaki ilişkinin kurularak hafızaya gönderilmesi, unutma halinde çağrışımla ortaya çıkar. Aynı bağlantı farklı bir lisanı öğrenirken de kullanılabileceği gibi, olay çözümlerinde de yararlanılabilir. Zihinde canlandırma: Zihinde canlandırma, diğer bir deyişle nesnelerin zihinde resimsel olarak temsili hale getirilmesidir. Yapılan araştırmalar zihinde canlandırmanın hatırlamayı artırdığını göstermektedir. Dikkat ve ilgi: Bu metotta, mümkün olduğu kadar dikkat çekici ve ilginç çağrışımlar kullanmak gerekir. Bu durum kişide canlı görsel imgelerin oluşmasına katkıda bulunur. Örneğin, köpek ve süpürge kelimelerini hatırlamak için köpek ve süpürge kelimelerini sadece birlikte düşünmek veya elinde süpürge olan biri tarafından kovalanan bir köpek düşünmek yerine, bir süpürge tarafından süpürülen bir köpek düşünmek daha ilginçtir. Dikkat çekici imgeler, garip ve biricik olma eğilimi gösterirler. Bir imgenin biricikliği ise, onun bellekte daha uzun süre kalmasına yol açmaktadır. Beyin egzersizi yapın, stresten kaçının ve doğru beslenin... Bu oranı artırmak içinde beyne egzersiz yaptırmak gerekir. Zihinsel aktivasyon bu egzersizlerden en önemlisidir. Gerçekleşmesi istenilen amaç ve hedefleri beyinde canlandırmak, olması gerektiği gibi düşünmek ve beyni o yönde kurgulamakla olur. Ancak daima pozitif düşünce gerekir. Olumsuz düşünme, zihinsel aktivasyonu verimsiz yapar. Oysa beyni verimli kullanmak gerekir, bunun için “düzenli uyku, egzersiz, stresten kaçınma ve doğru beslenme” şarttır. Özellikle de stresten kaçma, beynin hızlı yaşlanmasını önler. Egzersiz ki; doğru olanı orta tempoda yürüyüştür, beyinden endorfin adı verilen mutluluk hormonu salgılanmasına neden olur. Uyku dağılan dikkati, konsantrasyonu, tepki yavaşlığını, konsantrasyon yavaşlığının tekrar kazanılmasına neden olur. Antioksidanlarla beslenme (meyve ve sebze ağırlıklı) ise beynin çalışma hızını artırır, yıpranmasını önler. Dur, bak ve dinle Yüzde Yüz Düşünce Gücü’nün yazarı Jack Ensign Addyngton’a göre iyi bir bellek için; Dikkat edin: Dikkat, iyi bir belleği getirir. Dur, bak ve dinle. Fikirleri birleştirerek hatırlamaya çalışın. Geçmişi bellekten silmek mümkün değildir. Bilinçaltınıza güvenin: Doğru hatırlama, bilinçaltına güvene bağlıdır. Belleğe güven sonuç verir. Bilinçaltı her şeyi çok ince olarak kaydeder. İhtiyaç zamanı ortaya çıkar. Hatırlamak istediğimiz her şeyi hatırlarız. Yaşın önemi yok: Bellek yaşa bağlı değildir. Bilinçaltına hatırlama direktifi vermeli ve sonucu beklemeliyiz. Kendinizi yönetin: Hatırlamak için bilinçaltıza güvenin ve olmuyor diye pes etmeyin. Ne okusam-ne olsam Lise ikinci sınıf öğrencisi okuyucumuz Meltem Yanar, kendisine alan olarak fen bilimlerini seçtiğini, bunda çevresinin de etkisinin olduğunu dile getiriyor. Ancak, dersleri iyi olmasına rağmen eğilimlerinin çok da bu alana göre olmadığını, sosyal bilimleri daha çok sevdiğini fark ediyor. Okuyucumuz “Ben şimdi ne yapmalıyım, mühendis vb. bir meslek seçimine mi yönelmeliyim, yoksa kamu yönetimi vb. bir alanda mı kendime gelecek aramalıyım? Çok kararsız ve sıkıntılıyım” diye soruyor. Sevgili Meltem; meslek seçimi insan hayatının en zor kararlarından birisidir ve maalesef lise dönemleri, bir şekilde bu kararın en azından tam adı belli olmasa bile, alanının belli olması gerektiği için de stresli bir dönemdir. Belli ki siz başarılı bir öğrencisiniz ve hangi alana yönelirseniz başarılı olacaksınız, dersler sizi çok zorlamayacak. Buradaki önemli nokta seçeceğiniz mesleğin kişiliğinize ve yeteneklerinize ne kadar uyumlu olduğu. İleride kendinizi nerede mutlu hissedeceğinizi düşünüyorsanız, o alana yönelin. Çevrenizin tavsiyelerini her zaman dikkate alın ancak kendi isteklerinizi de gözardı etmeyin. Bizdeki klasik inanış; doktor, mühendis vb. olursan aç kalmazsın, işin bellidir. Belki doğru ancak en iyi olmak için uğraşana, mücadeleci olana, kendine güvenene ve yetenekleri doğrultusunda hareket edene her zaman her yerde ekmek var. Önünde az da olsa bir süre var. İyi düşün. Biliyorsun sınav sisteminde lise alanın dışında bir tercihe yönelirsen ciddi bir puan kaybı yaşıyorsun. Busebeple, lise 3’ün ilk bir ayında okul yönetimiyle konuşarak son şansın olan alan değişikliği fırsatını kaçırma ve alan seçimini hızla gözden geçir. Değişiklik için son kararını ver ve en çok istediğin alana yönel. Başarılı olacağına inanıyorum. Sevgiler, B.A İnternete dikkat! Mobilsoft Mobil Bilgi ve İletişim Teknolojileri Eğitim uzmanlarından gençlere internet kullanım uyarıları... Milyonlarca bilgisayardan oluşan, binlerce bilgisayar ağını birbirine bağlayan global bir ağ internet. Bu ağın bir yöneticisi yok. Internet kullanıcıları birbirleriyle haberleşmek için ortak bir anlaşma dili kullanırlar. Bu ortak anlaşma diline TCP/IP denir. Bu protokol sayesinde donanım ve yazılımdan bağımsız olarak bilgisayarlar arası iletişim mümkün olur. Böylece; dünyanın en büyük kütüphanelerinde araştırma yapabilirsiniz, farklı ülkelerde yaşayan meslektaşlarınızın yaptıkları çalışmaları inceleyebilirsiniz, başka bir ülkede öğrenim gören arkdaşınıza elektronik postayla mektuplarınızı bedava ve çok kısa zamanda gönderebilirsiniz, internet üzerinden eğitim veren bir üniversitede okuyup mezun olabilirsiniz, farklı mekanlardaki arkadaşlarınızla sohbet edebilirsiniz, alış-veriş yapabilirsiniz, rezervasyon yaptırabilirsiniz, daha neler neler... Gerçekten de internet, insanoğlunun şimdiye kadar yapılandırdığı en büyük iletişim sistemi. Özel bir yöneticisi olmayan, demokratik bir yapı, ancak tüm faydasının yanı sıra yanlış kullanımı “başımıza düşünemediğimiz kadar zararlı işler açabilir ve sıkıntılı günler geçirmemize neden olabilir.” Uzmanlardan gençlere uyarı! 1. İnternette sohbet ederken, mesaj gönderirken ya da mektuplaşırken kişisel bilgilerinizi asla vermeyin (adınız, soyadınız, adresiniz, telefon numaranız gibi). 2. Internette kullandığınız adınızı ya da parolanızı başkalarına söylemeyin. 3. Bir etkinliğe ya da oyuna katılabilmeniz için sitenin çok fazla kişisel bilgiye ihtiyacı yoktur. Bu nedenle gereğinden fazla bilgi vermeyin, gerekirse siteyi terk edin. 4. Bazı insanların Internet ortamında kendilerini olduklarından farklı tanıtabileceklerini unutmayın. 5. İnternet aracılığıyla alış-veriş yaparken, sitenin güvenli olup olmadığını kontrol edin. 6. İnternette hiçbir tartışmaya ya da kavgaya katılmayın. Eğer biri sizinle tartışmaya ya da kavga etmeye yeltenirse, ona cevap vermeyin ve oturumdan çıkın. 7. Eğer hoşlanmadığınız bir şeye rastlarsanız geri tuşuna basın ya da oturumdan çıkın. 8. İnternette tanıştığınız kişilerle buluşmayın. Eğer buluşmak isterseniz, asla yalnız gitmeyin ve kafe, pastane, alışveriş merkezi gibi topluma açık yerleri tercih edin. 9. İnternette iyi bir dil kullanın ve nazik olun. 10. Sadece şaka yapıyor olsanız bile kimseyi korkutmayın ya da tehdit etmeyin. 11. Ailenizin, sizin güvenliğinizi ve sağlığınızı düşündüklerini bilin. Bilgisayar ve internet kullanımı konusunda ailenizle işbirliği içinde olun ve internet yüzünden başınıza ne gelirse gelsin onlara söyleyin. Öğrencilere başarı taktikleri Yayın hayatına başladıktan sonra, bir yıl gibi kısa bir sürede 50 bin satışa ulaşan Genç Beyin dergisi, kişisel gelişim ve başarı yolculuğunda 20. sayıyı geride bıraktı. Son sayısında “Öğrencilere başarı taktikleri” başlıklı ilginç bir dosyaya yer veren dergide, okul hayatında ve hayat okulunda başarılı olmanın ipuçları veriliyor. Doğru hedefe ateş edin “ÖSS’ye nasıl hazırlanmalı? Dershane seçimi nasıl yapılmalı? Verimli ders çalışma kuralları nelerdir? Plân nasıl yapılır? ÖSS’yi kazananlardan merak uyandıran itiraflar... Nasıl şampiyon olunur?” gibi ana başlıklarla sunulan araştırma dosyasında öğrencilere bazı kritik uyarılar da yapılmış: “Doğru hedefe ateş etmezsen, 12’den vurmak söyle dursun, hayatı ıskalarsın. Bir insanın hedefi, yani ideali yoksa ders çalışmak için bir sebebi de yoktur. 5-10 yıl sonra kendini nasıl ve nerede hayal ediyorsun? ÖSS’de bir tek soruyla kaç kişiyi geride bırakabileceğini biliyor musun?.. Durumunu bu sorular ışığında yeniden değerlendir ve ona göre gerçekçi plân yap, tavız verme ve her denemeden aldığın güzel sonuçtan dolayı kendini ödüllendir. Kendine karşı dürüst ol. Kendini küçümseme ama çok da büyük görme.” Diğer dosyalar Genç Beyin’in son sayısında ayrıca “Kararsızlıkla başa çıkma yolları”, “Kişilik tipini söyle, özelliklerini öğren!”, “Kayserililer iş hayatında neden başarı oluyor?”, “Satışları artırmanın 4 yolu”, “Ruh sağlığı için bunları yapın!”, “Kilo vermeyi kolaylaştıran 16 basit sır” ve”, “Hangi hastalığa karsı nasıl beslenmeli?” gibi dosyalar da yer alıyor. (Genç Beyin: (0212) 533 97 00 - 533 50 55, www.gencbeyin.org)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT