BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Liberal var... Liberaller ve de liboşlar var!..

Liberal var... Liberaller ve de liboşlar var!..

Bugün 3 Mayıs Pazartesi günü siz bu yazıyı okuduğunuzda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni döneminin açılışında “dananın kuyruğu” kopmuş olacak.



Bugün 3 Mayıs Pazartesi günü siz bu yazıyı okuduğunuzda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni döneminin açılışında “dananın kuyruğu” kopmuş olacak. Merve hanımın başını açıp açmaması neticesinde Türk demokrasisinin bundan sonraki seyri belli olacak. Bu konu, bütün dini inançlar konusunda olduğu gibi, çok hassas bir konu. Çeşitli cenahlardaki hassas okuyucularımı rencide etmemek için, Merve Hanım ve türbanı konusunda iş bir raddeye gelene kadar, kişisel düşüncelerimi söylemek ve fazla yorum yapmak istemiyorum. Bütün umudum sağduyunun, özellikle Merve hanımefendinin sağduyusunun, hakim olması ve sorunun olumlu bir şekilde başka komplikasyonlara sebep olmadan çözülmesi. Hemen söyleyeyim bu sorun, öyle veya böyle bir neticeye bağlanmalı, idare-i maslahat edilerek, zamanla halledilir diye ertelenmemeli ve dalgalanmaya bırakılmamalıdır. Ufunetin açık yara olarak işlemesi çok daha zararlı olur. KİŞİSEL İNANÇ MESELESİ DEĞİL Konu sadece yeni milletvekili hanımefendinin inancı değil. Maalesef bu inancın samimî de olsa, türban veya başörtüsünün bazı saplantılara alet ve bir siyasi görüşe bayrak yapılması tehlikesi! Merve Hanımın inancında samimi olduğuna inanmak isterim ama bana öyle geliyor ki bir başkaları onu şovlarına alet ediyorlar. Bu, çok tehlikeli ve ülkeye, demokrasiye çok zarar verecek bir oyun! Yıllar boyu türban, başörtüsü meselesi olmamıştı ve kimsenin başörtüsüne karışılmamıştı da “türban ve sorunu” nasıl çıktı veya çıkarıldı? İÇTÜZÜK KONUSU TBMM İçtüzüğünde başörtüsüne ve türbana aykırı bir hüküm olmadığı iddiasına karşı da şunu belirtmek gerekir... İçtüzük hazırlanırken Meclis’e çakşırla, blucinle veya takke ile veya başörtüsü ile girilmez diye bir hüküm konulmasına gerek görülmemişti. Çünkü kimsenin, hatta en başta Atatürk’ün aklına, Cumhuriyet’in 75. yılında Meclis kürsüsüne başörtüsü, türban veya cüppe ile çıkılmak isteneceği kesinlikle gelmemişti. Yalnız Atatürk’ün aklına bir gün riyaset makamına bağrı açık, blucin veya çakşırla çıkılabileceği ihtimali gelmiş olacak ki, oturumu yönetecek Başkan’ın makamına, “beyaz kelebek kravatlı ve siyah yelekli frakla” çıkması zorunluluğunu koymuştu ve iyi ki de koymuştu. MASAMDAKİ FOTOĞRAF Masamda bir fotoğraf var: Mustafa Kemal ve yanında başörtü ve türban karışımı bir örtü ile benim anam! Aynı gün çekilmiş başka bir fotoğrafta da gene anamın yanında başörtülü ve yerlere kadar mantolu Latife Hanım var... Fotoğrafların tarihi 1924, benim doğduğum tarih... Bugün ise 1999’dayız ve şimdi 21. yüzyılın eşiğinde neyi, neleri tartışıyoruz. Asıl acı olan bu! LİBERALLERİN TEPKİSİ Geçenlerde bu köşede “Günün Fikir Kırıntısı” olarak “Liberalizm ve insan hakları, vatan hainlerinin son sığınağıdır” şeklindeki bir özdeyişi yazmıştım. Bu bazı liboşların sık sık 18. yüzyıldaki ünlü İngiliz yazarı Samuel Johnson’ın “Vatanseverlik şerirlerin son ilticagahıdır” sözlerini, milliyetçilik için de söylemelerine nazire bir tepkimdi. Doğrusu bu özdeyişi Liberal Demokrat Parti’nin ve sayın Genel Başkanı Besim Tibuk’un üzerlerine alınacakları hiç aklıma gelmemişti. Çünkü “liberalizm” genel bir tabir ve LDP’nin tekelinde değil! Sayın Tibuk’un ve partisinin bütün düşüncelerine, tamamiyle katılmamakla beraber, özellikle anayasa ve liberal ekonomi konusunda görüşlerine katıldığımı ve mücadelesinde gösterdiği özveriyi de çok takdir ettiğimi köşemde daha evvel yazmıştım... ASIL MUHATABIM Benim muhatabım, bütün dünyada ve özellikle liberalleri kullanan, geçmişte liberallik kisvesi altında, komünizme bilerek veya bilmeyerek hizmet etmiş olan mağdurları değil suçluları himaye eden, bugün de milli menfaatleri korumak yerine “Büyük Devletler Ne der” endişesini hep dile getiren, sözde liberaller yani “liboşlardır” Zamanında bu “pembeleri” Sovyetler Birliği’nin kurucusu Lenin “Bizim işimize yarayan budalalar” diye tanımlamıştı... Bu pembe gözlüklü liberaller soğuk harp döneminde, belki de farkında olmayarak, Sovyetler Birliği’ne ve komünizme, özellikle Batı’nın savaş gücünü kırmak için bir hayli hizmet etmişlerdi... Maalesef bugün de, Sovyetler çöktükten ve komünizm iflas ettikten sonra, bazıları aynı işlevi “liberallik” kisvesi altında Türkiye’de yapmaktadırlar. BENİM AYIBIM... Bu açıklamayı bana alınganlığını daha doğrusu hiddetini belirten, beni “bir partiyi desteklemek uğruna yaptığım yanlıştan dolayı” ayıplayan ve şiddetle kınayan Basın Konseyi’ne ve Uluslararası Basın Kuruluşlarına şikayet etmekle tehdid eden Liberal Parti Teşkilatlanma Genel Koordinatörü Hüseyin Uçar’a yazı ile belirttim. Bu zahmete de özellikle Sayın Tibuk’a karşı duyduğum sevgi ve saygı yüzünden katlandım... ÖZDEYİŞ ESPRİSİ Özdeyişler, ayrıntılara girmeyen genellemelerdir. Eğer “bu liberaller kötü, bu liberaller fena” ayrıntılarına girseydim, iki satır yerine bir ayrı makale yazmam gerekirdi. Yukarda yazdığım gibi, şimdi entel liboşlar Samuel Johnson’ın sözlerini MHP’yi ima ederek “Vatanperverlik ve milliyetçilik şerirlerin son ilticagahıdır” şeklinde kullanıyorlar... Liberal Demokrat Parti de benim bildiğim kadar öncelikle vatanperver ve milliyetçi bir parti olduğuna göre bu sözlere ve liberallik adına sergilenen vatan hıyanetlerine karşı da niçin alınganlık ve tepki göstermez? Liberal Demokrat Parti benim liboşlar konusundaki özdeyişime alınacağı yerde, asıl mücadelesini gerçek liberalizmi sahte liberallerden, liboşlardan soyutlamak ve korumak için yapmalıdır!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT