BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Haysiyetli bir dönem olsun...

Haysiyetli bir dönem olsun...

Kolumuzda, masamızda, duvarımızdaki yakın dost saatin bir tek vazifesi vardır o da zamanı doğru göstermek



Kolumuzda, masamızda, duvarımızdaki yakın dost saatin bir tek vazifesi vardır o da zamanı doğru göstermek Kuvvetler ayrılığı rejimi yasama, yürütme ve yargı diye üç unsurdan müteşekkildir. Yasama organı meclis varsa diğer ikisinin de varlığından söz edilebilir. Yoksa onlar da yoktur. Mamafih son ikisinin mevcudiyet şartını birinciye bağlamak mutlak değildir Parlamentosu olmayan; buna mukabil yürütme ve yargısı bulunan düzenler görülse de onlar demokratik rejimler değildir. Demokratik hayatın temel faktörü yasama organıdır. Saatin tek vazifesinin zamanı göstermek olduğu gibi meclisin esas vazifesi de vatandaşın iradesini temsildir. Parlamentolar halktan aldıkları güç ve vekâletle çalışırlar. Kuvveti, kendi benliğinden alan yasama unsuru oligarşik bir topluluk olur. Vekil, asile tabidir. Her milletvekilinin kendini seçen seçmene karşı tabi olma mükellefiyeti vardır. Milletvekili buna mecburdur. Milletvekili, milletin efendisi değil, fakat seçmen milletvekilinin veli nimetidir. Bir önceki meclisin mükellefiyetini kusursuz ifa ve vatandaşın iradesini hakkiyle temsil ettiği söylenemez. Baskılar, dışarıdan gelen göz dağları karşısında sus-pus bir yasama dönemi yaşandı. 20. Dönem, parlamentonun büyük itibar kaybına uğradığı bir zaman dilimi oldu. Üzerinden çok bir vakit geçmediği için hafıza tazelemeye gerek yoktur. 20. Dönemin trajedisini tekrarlamayacağız. Zaten o trajedi, sandığa mükemmel bir şekilde yansıdı. Seçmen sağduyusunu kullanarak yeni imkânlara zemin hazırladı. 2 Mayıs 1999’dan başlayarak 21. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi görevde. Bu meclisle 21. Yüzyıla gireceğiz. Dönem sayısı ile asır sayısının çakışması tevafuktur. İnşallah hayırlara vesile olur. Yeni meclisin daha dirayetli, titiz, çalışkan, ufuklu ve haysiyetine alabildiğine düşkün olmasını bekliyoruz. Bunlar gerçekleşirse üniversite mezunlarının bütün diğer meclislerden yüksek olması kıymet ifade edecektir. Kötü bir huy haline gelmiş olan milletvekilliğinin zengin olma vesilesi sayılması ayıbının bu dönemde bitmesi gerekir. Bu dönem milletvekillerinin ilk TBMM azaları kadar idealist olmalarını arzu ederiz. Bir tek vazifeleri var vatandaşın iradesini doğru temsil etmek. Bunun için de meclisin bir saat düzeninde muntazam çalışması gerekir. Halksız demokrasi olmaz. Vatandaşa rağmen hiçbir tasarruf hayat bulamamalı. Oyunu alıp sonra “cahil seçmen” nazariyle bakmak büyük nankörlüktür . İradesi hür olmayan bir meclisin kendisi de hür değildir. Meclisin önündeki birinci vazife 1982 Anayasasından kurtulmaktır. Anayasa Mahkemesi Başkanı sayın Ahmet Necdet Sezer’in Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş gününde yaptığı unutulmaz konuşma, parlamenterlerimiz için hazır rapor mahiyetindedir. Orada tadat edilen reformların bir ân evvel tahakkuk etmesi 21. Yüzyılı barış, istikrar ve huzur içinde kucaklamamıza zemin hazırlayacaktır. Pasif, vazife ve hedefini şaşırmış bir meclisin istese de istemese de kötülüğü büyük olacaktır. Bu kötülük, Türkiye hudutları ile de sınırlı olmaz. Yasama organı, şahsiyetli, haysiyetli, dirayetli olursa yürütme organı yani hükûmet ve yargı da sıhhatle işleyecektir. Mes’elelere büyük ölçeklerde bakılmalı, anaysa ve kanunlar değişmeli; haklar, müesseseler, yerli yerine oturmalı. Temennimiz haysiyetli bir dönem olsun... Zaten üzerinde bu kadar münakaşa edilen and içmenin ruhu da bunu emrediyor. Emirle, talimatla çalışan bir parlamento, geleceğimizi karartır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT