BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yorumu siz yapın!

Yorumu siz yapın!

Ben İspanya’dayken... diye söze başlayıp görgüsüz bir görüntü vermek istemiyorum ama ne yapayım ki, diyeceğimi de demem lazım; çatlarım yoksa.



Ben İspanya’dayken... diye söze başlayıp görgüsüz bir görüntü vermek istemiyorum ama ne yapayım ki, diyeceğimi de demem lazım; çatlarım yoksa. Hoşgörünüze sığınıp diyeceğim işte diyeceğimi. Real Sociedad-Galatasaray maçından sonra San Sebastian caddelerinde dolaşmaya başladık. Hem yürüyor, hem de otele gitmek için arkadan gelen taksilere el ediyoruz. Şoförler başını çevrip bakmıyor bile. Alnımızda Türk de yazmıyor ki, maçtan dolayı bizi protesto ediyorlar, diyelim. Otel uzak mı uzak. Dizlerimizde derman yok. Hele Şampiyonlar Ligi hevesimiz kursağımızda kaldıktan sonra adım atmaya takatimiz kalmamış. Sorduk sonunda. Taksi durağından binmeliymişiz!.. Öyle yapıp otele döndük. Demem o ki, bizim pratik zekamız orada hiçbir işe yaramadı. Yayalar da öyle. Herkes yaya geçidine gelip bekliyor ve kırmızı ışık yanınca ancak geçiyor karşıya. Şerit dışına çıkanı hiç görmedim. ‘Canım, böyle eften püften şeylerin ne önemi var’ demeyin. Adamlar anlamıyor bunu, ‘Biz, kaidelere uyarız’ diyorlar da başka bir şey demiyorlar. Tel örgüden atlarken sakat kalmayı marifet saymıyorlar yani. Onlarla bizim aramızdaki bence en önemli fark bu. Belki bizden zeki değiller, pratik düşünmüyor da olabilirler ama sıra ‘riayet etmeye’ geldi mi, adamlar bize bin basar. Herkes kurallara uyuyor Orada herkes kurallara uyuyor ve dolayısıyla da sistem şıkır şıkır işliyor. Altyapıları mükemmel. Nereye mesken, nereye küçük ve orta boy sanayi, nereye fabrika kurulacağı belli. Kimse sınırları zorlamıyor. Rüşvetle engelleri aşmak gibi bir düşünce yok adamların kafasında. Batılı sadece altyapıda sistemi kurup bırakmamış. Üretim, ticaret, eğitim, spor... ne varsa hepsinin kaidesini baştan koymuş. Maç öncesi Real Sociedad futbolcusu Nihat’ı ziyaret edip kaldığı otelin lobisinde ayak üstü sohbet etme fırsatımız oldu. İş röportaj yapmaya gelince menajeri, ‘Olmaz’ diye ciyakladı. Nihat sadece, “Burada her şeyin bir kuralı var. Menajer de, ben de o kurala uymak zorundayız” dedi. Sanayi de aynen öyle. Her kademede kurallar konmuş: - Kaliteli ama ucuz mal üret!.. - Verimliliğe dikkat et!.. - Tasarrufa azami uyum göster!.. - Rakiplerini gözardı etme!.. - Müşteri memnuniyetine dikkat et!.. - Personelini sev ve çalıştığı şirketi de ona sevdir!.. - Borcuna sadık ol!.. - İşinde yalan söyleme!.. - Rakiplerin hakkında kasıtlı haber yayma!.. - Altından kalkamayacağın işi vaat etme!.. - Rakibinin kazancını kendi kazancın bil!.. - Müşterini asla aldatma!.. - Çevreyi kirletme, temiz ol!.. Batılı doğruyu bulmuş. Belki şaşa yanıla zor bulmuş ama sonunda bulmuş. Bir de taharetlenmeyi öğrense; bir müslüman gibi yaşadığını söylemek hiç de abartılı bir söz olmaz hani. Zaten bu günlerde birçok Batılı, tuvaletine taharet suyu bağlatıyor. Önümüzdeki günlerde alaturka tuvalete geçtiklerini gören olursa şaşmasın. Bu yazının sonuna bir ‘son söz’ yorumu koymak istemiyorum. Yorum sizin. MI ACABA?!. Zülfü Livanelli, CHP’nin kendini tanımadığını iddia etmiş... Tanımasına tanıyor da işine gelmiyor! *** Türk insanı beslenmeden doyuyormuş... Günde 2 milyon lirayla başka ne yapacaktı? *** KKTC ikiye bölünmüş... İki başlı dev! *** TÜSİAD Başkanı Özilhan, AB treni kaçarsa vebali kimin üstleneceğini sormuş... İlahi Başkan, kaçan trenin vebali mi olur?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT