BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gizli misyonerlik

Gizli misyonerlik

Ülkemizde son yılların en çok tartışılan kavramlarından “Nöro Linguistik Programming” (NLP)’in, misyonerliğin yeni bir yüzü olduğu görüşünü paylaşan uzmanlar, özellikle tercüme kitaplardaki, Tevrat ve İncil’den iktibas edilen bölümlere dikkat çekiyorlar



Son yıllarda bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de “NLP” (Nöro Linguistik Programming- Beyin Dili Programlaması), “Kişisel Gelişim” ve “Toplam Kalite” gibi kavramlar çok konuşulmaya ve kullanılmaya başlandı. Tamamen Batılı kodlara veya Uzak Doğu öğretilerine göre ele alınan ve artık küçük işletmelere bile giren bu kavramlar, teknik olarak geç keşfedilmiş olsa da ihtiva ettikleri manalar açısından yeniden ele alınıp tartışılıyor. Bu konuda düzenlenen konferanslar, seminerler, yayımlanan kitaplar, hazırlanan dergiler, seviyeli bir hayatın nasıl yaşanması gerektiği, çalışanların nasıl motive ettiklerinden çok, ne anlatmaya çalıştıkları ile de konuşuluyor. Birçoğu tercüme olan NLP kitaplarının, yazarının dünya görüşünü olduğu gibi aktardığından yola çıkan uzmanlar, bazı eserlerin önemine dikkat çekerken, “Ancak kültür farklılıklarının oluşturduğu davranış biçimleri, toplumlara göre değişebilmektedir. Ne yazık ki NLP kitapları, genellikle batıda oluşan kültürel değerlere ve normlara göre hazırlanmış reçeteler sunmaktadır” diyorlar. Birebir tercümesi yapılan bazı kitaplardaki yabancı kültür dayatmasının dini, kültürel ve tarihi arka planına da dikkat çeken uzmanlar, özellikle Uzak Doğu inançlarına ait değerlerin belirgin olarak işlendiğini belirtiyor. Taoculuk ve sahte mutluluk Batıda oluşmuş kültürel normlara ve değerlere göre hazırlandığı belirtilen kitapların yeni çağın misyonerlik faaliyetleri arasında çok önemli bir yer tuttuğunu da belirten uzmanlar, kitaplarda yer alan “sahte mutluluk telkinleri” ve “mistik fanteziler” ile Hinduizm, Budizm, Brahmanizm, Tao öğretisini yaymaya çalıştıklarına dikkat çekiyorlar. “Taocu ustaların gizli hayatı”, “365 günün Taosu”, “Tao ve hayat ağacı”, “Çocuk yetiştirmenin Taosu” gibi başlıkların zaten arayış içinde olan Türk gençlerine ruh göçü, pasif hayat, meditasyon gibi kavramları anlatmaya çalıştığı ve hatta bu düşüncelerin ölümü bile “bir bedenden başka bir bedene geçme macerası” olarak telkin ederek intiharı teşvik edici özelliği olduğunun altı da çiziliyor. Bu tür NLP kitaplarının birçoğunun insanların umutsuzluk ve çaresizliklerini sömürdüğü ve dini inançlarını da temelden sarstığı görüşü de yaygın olarak tartışılıyor. Hıristiyanvarî yaklaşımlar Araştırmacı Mehmet Yılmaz da, Türk Edebiyatı Dergisi’nin Aralık 2003 tarihli 362. sayısında yayımlanan “Kişisel Gelişim/ Misyonerliğin Yeni Yüzü mü?” başlıklı yazısında, “Bir kısım eserlerin kişiye aşırı güven telkin ederek onu ‘ben merkezci’ yapması ve dolayısıyla tüketiciye dönüştürmesi; bir diğeri ise bize sunmuş olduğu Hıristiyanvarî dünya algılayışıdır” diyerek şunları belirtiyor: “Kendi değer yargılarıyla çatışan birey, Brahmanizm’den, Budizm’den, Şamanizm’den, Tao öğretisinden faydalanan herhangi bir sahici temele dayanmayan eserlerin dünyasına sığınır. Birey manevi bir boşluk yaşadığı için her fikrin ya da dinin telkinine açıktır. Bu aşamada başarı, mutluluk vadeden, bizim de içinde Hıristiyan ahlak ve dünya görüşünün dile getirildiğini gördüğümüz kitaplar devreye girmektedir. Bu kitaplarda Hıristiyanlık farklı şekillerde karşımıza çıkar. Kimisinde doğrudan doğruya İncil’den ve Tevrat’tan ayetler verilmekte, bu ayetlerin ışığında konunun açıklanması ya da başarının, mutluluğun nasıl yakalanacağı anlatılmaktadır.” Mehmet Yılmaz, son ayların en çok satan NLP kitaplarından “% 100 Düşünce Gücü” adlı eserde, İncil ve Tevrat’tan “Başlangıçta Tanrı cenneti ve dünyayı yarattı. Dünya şekilsiz ve boştu; ve derinliğin yüzü karanlıktı; ve Tanrının ruhu suların yüzünü kapladı”; “İbrahim peygambere söylenmiş şu sözler bize söylenmiş demektir: Görebildiğiniz tüm toprakları size vereceğim”; “İsa da şu sözleri yüce bir sezginin ışığında söylemiş olmalı: Ben kendim hiçbir şey yapamam; her şeyi yapan içimdeki Baba’dır” gibi ayetlere çokca yer verildiğini belirterek, yazısını, “Kişisel gelişim kitaplarının bir kısmı, bireyi, yaşadığımız bilgi çağını algılaması ve değerlendirmesi yönünde bilgilendirmektedir. Bir kısmında ise Hristiyanlık ya da doğrudan doğruya mesaj olarak ya azizlerin ismi verilerek, onların mucizelerinden yararlanılarak sözü edilen konunun açıklaması yapılır. Bazen de Hz. İsa’nın adı zikredilmeden, ona çeşitli sıfatlar yakıştırılır. Bunlar: Yüce Öğretmen, Evrenin Yaratıcı Zekası, Ben, Mükemmel Güç, Asıl Ben, Büyük Öğretmen, Yüce Mühendis vb. Böylece başarının, mutluluğun elde edilmesi, problemlerin çözümü bu kavramlarla daha anlaşılır, daha çözülebilir hale getirilmektedir. Okuyucunun dünyası bu kavramların anlam çerçevesinde yeniden şekillenmektedir” diye bitiriyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT