BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kar adamı Yeti

Kar adamı Yeti

Belki duymuşsunuzdur, Himalaya dağlarında yaşadığına inanılan bir yaratık vardır: Yeti. Kendisini gören hiç olmamakla birlikte, bazen ona ait olduğu sanılan devasa ayak izleri bulunur.



Belki duymuşsunuzdur, Himalaya dağlarında yaşadığına inanılan bir yaratık vardır: Yeti. Kendisini gören hiç olmamakla birlikte, bazen ona ait olduğu sanılan devasa ayak izleri bulunur. Yani gerçekte var olmayan, insanların zihninde yaşayan bir garip yaratık. Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Katsu, Türkiye’de yabancı sermayeyi “kar adamı”na benzetti. Bahsi hep geçen, ama kimsenin tam manasıyla görmediği bu garip varlığa yani. Hakikaten dünyada nüfusu ve ekonomik potansiyeline kıyasla, doğrudan yabancı sermayeyi en az çeken ülkede yaşıyoruz. Aynen özelleştirmede olduğu gibi, bu konuyla ilgili kavramlarla yirmi yıl önce tanıştık. Yabancı sermaye’ye dair her türlü teorik bilgiyi hıfzettik. Dernekler kurduk, tüm politikacılarımızın diline pelesenk ettik yabancı yatırımcının önemini. Vardığımız nokta ise özelleştirmedeki durumumuzla aynı: Neredeyse hiç. Halbuki, özel sektör patronları, çalışanları, genç ve eğitimli nüfusu ile Türkiye yabancı sermayenin çabuk kaynaşabileceği bir profil çiziyordu. O halde niye gelmezler bu ülkeye. Zira, özel sektör ve çalışanlar ne kadar hazırsa, devlet ve temsilcisi bürokratlar da bir o kadar mesafeli, hatta muhalif durdular yabancı yatırımcı kavramına. Buna bir de sistem egemenlerinin, devlet merkezli kurdukları ekonomik düzenden vazgeçmek istememeleri eklenince, hep “cennet” olmasıyla övündüğümüz bu topraklar, birçok yabacı yatırımcı için “cehennem” kisvesine büründü. Önüne gelen her evraka şüphe ile bakan bürokratik zihniyet, insafsız vergi sistemleri, sözüne güvenilmeyen iktidarlar, yolsuzluk ve kayırma üzerine bir ekonomi. Say sayabildiğin kadar. IMF’nin, Dünya Bankası’nın ve Türkiye ekonomisinin iyiliğini isteyen herkesin yapısal reformlar üzerinde durmasının sebepleri bunlar. Zihniyetler birkaç reformla değişmez tabii ki ama, yapısal düzenlemeler ile hiç olmazsa bu zihniyetin, mevcut yapıyı kullanarak direnmesine imkan verilmeyecek. Sizin anlayacağınız, reformların getireceği idari yapı, “olmazcı bürokratın”, “şüpheci ve suçlayıcı devletin”, elindeki bahaneleri azaltacak. Şeffaf ve “engelleyen değil düzenleyen” bir kamu yönetimi ve ekonomik üst yapı sayesinde de, şimdilik “kar adamı efsanesi” gibi adını duyduğumuz yabancı sermaye ile sık sık karşılaşabileceğiz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT