BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tabutlukları hatırlamak

Tabutlukları hatırlamak

Bugün 3 Mayıs Türkçüler Günü.



Bugün 3 Mayıs Türkçüler Günü. Ne demek Türkçüler Günü? Bilenler bilmeyenlere anlatsın demek kolay. Ehhh kimse de zora talip olmadığına göre, iş başa düşüyor. Ajans gündemlerine baktım o kadar politika ve spor maddesi var iken “es” geçilmiş. Oysa daha düne kadar büyük kentlerde bir hafta öncesinden milliyetçi-muhafazakâr sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler programlar yaparak şehrin her tarafına astıkları afiş, poster ve ilanlarla bunu duyururlardı. 3 Mayıs’ın kahramanlarından hayatta olanlar da bu toplantılara katılırlardı. Mesela rahmetli Alparslan Türkeş’in, Nihal Atsız’ın, İsmet Tümtürk’ün bu toplantılardaki konuşmalarını hatırlıyorum da tüylerim diken diken oluyor. İşte bir anekdot o günlerden, bugünlere, Türkeş anlatıyor: -27 Mayıs Askeri Müdahalesi’nden hemen sonra Başbakanlık’ta çalışıyorum. Müsteşarlık odasında sekreterim CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün tebrik ziyaretine geldiğini söyledi. Hemen buyur ettim İsmet Paşa’yı. Uzun ve faydalı bir konuşma oldu. CHP, 27 Mayıs Müdahalesi’ni sol bir zemine oturtmak istiyordu. Bunu farkettim. Ayrılırken İsmet Paşa “Sizi sanki daha önceden tanıyorum” gibi bir şeyler söyledi. -Evet. Hatırlayacaksınız Paşam, dedim. Kulağı ağır işittiği için biraz da yüksek sesle söylemişim. Hani 3 Mayıs’ta tırnaklarını söktürdüğünüz ve Turancılıkla yargılattırdığınız, bir grup arkadaşıyla birlikte tabutluklarda süründürdüğünüz Teğmen Alparslan Türkeş’i elbette hatırlayacaksınız. O teğmen şimdi Kurmay Albay ve Başbakanlık Müsteşarı paşam. O günleri, yani tabutluktan gurbete uzayan zaman dilimini Reha Oğuz Türkkan’ın hatıralarında bulmanız mümkün. 1940’lı yıllar. İnönü, yani Erdal İnönü’nün babası Cumhurbaşkanı. Kıtlık, açlık, ekmek kuyrukları yönetimin umrunda değil, gıda maddeleri karneyle veriliyor. Ancak ülkenin en önemli sorunu bir grup Türkçü genç. Her şey onlara endekslenmiş!.. CHP Yönetimi, 27 Mayıs İhtilâli’nin bu güçlü albayı Türkeş’in başını yiyor. Biliyor ki, sol cirit oynatamayacak. O halde ihtilale karışan bütün solcu olmayan subaylar dışlanmalı. Nitekim öyle oluyor. Başta Alparslan Türkeş Yeni Delhi’ye gönderilirken, rahmetli Dündar Taşer bir başka yere. Muzaffer Özdağ o günleri bir anlatsın dinleyin lütfen. Yönetim nasıl sola teslim edilirmiş, görün. Nitekim bu tasarruftur ki, bu dışlanmadır ki, solun bütün kulvarları Lenin’iyle, Troçki’siyle, Bakunin’iyle, Marks’ıyla, Mao’suyla, Enver Hoca’sıyla, Che’siyle, Castro’suyla Türkiye’ye aktı. Fransa’nın marksisti “milli komünist” iken, Türkiye’dekiler mutlaka bir yerlere bağlı komünistler oldular. Hep de darbelere, dayatmaya silahlı eğitime (FKÖ Kampları gibi) umut bağladılar. Doğan Avcıoğlu’nun Devrim Gazetesi Harekatı böyleydi. Hasan Cemal’in “Kimse Kızmasın, Kendimi Yazdım” eseri, Mina Urgan’ın “Bir Dinozorun Hatıraları” bunun yansımaları. Bugün 3 Mayıs Türkçüler Günü. Yani memleketsever aydınların tabutluklarda çürütüldüğü, işkence gördüğü, zindanlarda bekletildiği, tırnaklarının söküldüğü gün. Alparslan Türkeş’in hayata geçirdiği daha doğrusu Allah uzun ömür versin Osman Bölükbaşı’dan devralarak yeniden devreye soktuğu CKMP, daha sonra MHP adını aldı. Parlamentoda önce 3, sonra 16, daha sonra 19 milletvekiliyle temsil edildi. Bugün ise tamı tamına 129 parlamenter bu çizgiyi temsil ediyor. Dün de yemin ederek görevlerine başladılar. 1960’lı yıllarda İsmet Paşa’nın siyaset oyunlarıyla karşı karşıya kalanlar, bugün de kibar bir dayatmayla yüz yüzeler. Esasında DSP-ANAP ortaklığına 20-25 milletvekiliyle destek olarak beklenen MHP, plânları altüst etti, merkez sağın en büyük partisi olarak gelip ikinciliğe oturdu. Aldı mı tarafları derin bir düşünce. Düne kadar O’na kızanlar, hedef gösterenler bugün birdenbire tatlı mı tatlı görünmeye başladılar. Ama tabanını da bildikleri için (aba altından sopa) göstermeyi de ihmal etmediler. Aynı CHP lideri İsmet Paşa taktiği. Faruk Bildirici Bozkurtların Dönüşü adlı Hürriyet’teki yazı dizisinde hem nalına vuruyor, hem mıhına. İşte bir satırbaşı “Ali Halaman, Fuat İstanbullu, Ekrem Pazarcı ve Sami Ocak 1978 yılında içinde makinalı tüfekler bulunan bir arabayla yakalanmışlardı. Şimdi Halaman milletvekili. MHP Milletvekilleri arasında 12 Eylül öncesinde yargılanmış isimler az değil.” Bu sadece bir tanesi.. Devlet Bahçeli siyasi istikrar temennilerini ve barış elini uzattıkça, karşı taraf adeta “dediğimizi yapmazsanız ağzınıza kırmızı biber sürmekte” ısrarlı. İşte bir başka örnek: “CHP’li Sağlar, Türkiye’yi 1930’ların Almanyası’na benzetti: (TBMM’de 19 katil var), Eski CHP İçel Milletvekili Fikri Durmuş Sağlar (Ben dışarıdayım ama Meclis’te 19 katil bulunuyor. Geleceğimizin ne olacağı belli değil) dedi!” Bu da Cumhuriyet’ten Özkan Güven’in haberi. Aynı medya grubu Prof. Yalçın Küçük’ün DSP’nin TBMM Başkan adaylarından Uluç Gürkan hakkındaki iddiaları es geçiyor! Küçük’e göre; Gürkan, 1970’li yıllarda Devrim Gazetesi’nde çalışırken Doğan Avcıoğlu’nun aracına patlayıcı yerleştirmiş. Bu konuda ayrıca lütfen Hasan Cemal’in hatıralarını yazdığı özeleştiri çalışmasını bir okuyun. Bugün 3 Mayıs Türkçüler Günü.. Aynı zamanda Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Ülkemizde artık evrensel ölçüler hayata geçirilse... Kısır döngüde takılı kalınmasa. Bütün bunlar yeni hükümet kurulması çalışmaları başlarken nereden de aklıma geldi Allah aşkına?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT