BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Peki şimdi ne olacak?

Peki şimdi ne olacak?

Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ABD ve koalisyon askerlerinin ülkede taş üstünde taş bırakmayan bir askeri harekatın sanırım sekizinci ayında Amerikan macera filmlerine çağırışımlar yapan sürpriz bir senaryo ile doğduğu büyüdüğü TİKRİT kasabasında eski bir çiftlik evinin iki metrekarelik bir çukurunda saçı sakalı birbirine karışmış perişan bir durumda yakalanıverdi.



Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin ABD ve koalisyon askerlerinin ülkede taş üstünde taş bırakmayan bir askeri harekatın sanırım sekizinci ayında Amerikan macera filmlerine çağırışımlar yapan sürpriz bir senaryo ile doğduğu büyüdüğü TİKRİT kasabasında eski bir çiftlik evinin iki metrekarelik bir çukurunda saçı sakalı birbirine karışmış perişan bir durumda yakalanıverdi. Yakalayanlar sadece ABD askerleri idi. Başka kimse yoktu. Bütün bildiri ve açıklamalarda bu teferruat özellikle belirtiliyordu. Yakalanma şöyle mi oldu? Böyle mi oldu? Daha evvel yakalandı idi de şimdi zamanı geldiği için mi açıklandı? gibilerden kamuoyunu oyalayabilecek ihtimal hesapları içinde saplanıp kalmayalım. Başlıktaki “Şimdi ne olacak?” sorusunun cevabını araştırmaya başlayalım. İhtimalleri alt alta koyup bir çözüm bulmaya çalışalım: 1- Saddam bir devlet başkanıdır ve yabancı bir ülkenin askerleri tarafından Irak’ta yakalanmıştır. Her iki halde de Irak’ta ve Irak kanunlarına göre muhakeme edilmesi gerekir. 2- Uluslararası bir savaş suçlusudur veya uluslararası bir terör suçlusudur her iki halde de uluslararası özel bir mahkemede yargılanması gerekir. 3- ABD Irak’ta Saddam rejimini devirmek, orada demokratik bir yönetim kurmak amacı ile Irak’la savaş halindedir. Nitekim yakalandığında onu savaş esiri ilan etmiştir. Dolayısı ile konu ile ilgili Cenevre Konvansiyonu’nun hükümlerine uymak zorundadır. Bu hükümler Saddam’ın televizyonlarda izlediğimiz görüntülerine asla müsaade etmez. 4- ABD Irak’ta belirli bir amaçla askeri harekata girişmiş ve galip gelmiştir. İstediği gibi hareket edebilir. İsterse onu ikiz kulelerin önünde ibreti alem için idam bile edebilir!.. Bu sonuncu ihtimali, Amerika Birleşik Devletleri gibi bir dünya devletinin tenezzül edemeyeceği için hiç nazarı itibara almak istemiyorum. Başta saydığımız ilk iki ihtimale gelince yani Irak’ta Irak kanunlarına göre ve Iraklı yargıçlar tarafından muhakeme edilmesi için önce Irak’ta hepimizin arzuladığı gibi ülke bütünlüğü içinde oluşacak bir devlete ve gerekli kanunların var olup olmadığına bakılacaktır. Bu zaman alacaktır. Savaş veya terör suçlusu olarak uluslararası bir yargı organı tarafından yargılanması konusunda önce terör suçunun uluslararası toplumun kabul edebileceği bir tarif ve tedvini gerekecektir. Bu konuda henüz dünya kamuoyunda üzerinde tam mutabakat sağlanabilmiş değildir. Üstelik söz konusu olan ne de olsa bir devlet başkanıdır. Devlet başkanlarının yargılanması anayasaya göre yapılabilir. Yakın tarihte buna örnek bulmak zordur, 1960’ta Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Yassıada mahkemesinde yargılanmasını olayın kendi özelliği içinde bir tarafa bırakacak olursak, emsal bulmak zordur. İsterseniz İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki örneklerini araştıralım. Benim hatırladıklarım arasında Fransa’nın teslim olmasından sonra rica minnet devlet başkanlığına getirilen, Birinci Dünya Savaşı’nın ünlü Verdun Muharebesi kahramanı Mareşal Petain davası var. Özel bir Yüksek Adalet Divanı tarafından yargılandı ve idama mahkum edilmiş, sonra da General De Gaulle tarafından affedilerek bir şatoda hapsedilmişti. Bu davayı o zamanki görevim icabı baştan sonuna kadar izlemiş çok etkilenmiştim. “Savaş Esiri” muamelesi!.. İkinci olay savaş suçluları için kurulan Nürenherg Mahkemesi idi. İntihar etmiş olan Hitler değil, bulabildikleri bazı arkadaşları yargılandı. Hitler değil Himler mahkum edildi. O da hapiste öldü. Şili’de Allende’yi devirip Devlet Başkanı olan General Pinochet yargılandı hüküm infaz edilemedi. Yugoslavya’da Miloşeviç BM şemsiyesi altında kurulan bir özel mahkemede yargılanır gibi oldu. Sonu belli olmadı!.. Sonuç olarak söyleyebileceğim şudur: Saddam yakalanmış ve ABD tarafından “Savaş esiri” olduğu açıklanmıştır. Bunun gereği, var olan uluslararası sözleşmeler çerçevesinde yapılmalıdır. Ancak bu gereğin ABD’nin Irak’ta görevlendirdiği Yüksek Komiser Paul Bremer veya onun atadığı sözüm yabana Hükümet Konseyi değil ülkede kurulacak demokratik hükümet tarafından yerine getirilmesi zorunludur. Aksi ABD’nin prestijine gölge düşürebilir!..
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT