BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Minyatür ve ebru buluşması

Minyatür ve ebru buluşması

Geleneksel Türk sanatının iki usta ismi Dürdane Ünver’in minyatürleri ve Hikmet Barutçugil’in ebruları ortak bir sergide sanatseverlere sunuluyor.



Geleneksel sanatlar alanında faaliyette bulunan sanatçıları aynı çatı altında toplamak, bu sanat dallarının gelişimi ve tanıtımı için çalışmalarda bulunmak amacıyla bu yıl kurulan Geleneksel Sanatlar Derneği, iki ustayı biraraya getirdi. Minyatürlerini klasik çizgiden ayırmayarak çağdaş bir yorumla yapan Dürdane Ünver'in minyatürleri ile ebruyu bir bilim dalı gibi görüp geliştiren, bu sanata yeni teknikler kazandıran Hikmet Barutçugil'in ebruları Galeri VII Sanat Eflatun Katı'nda sergilenmeye başlandı. Geçen yıllarda da benzer bir sergiye imza atan sanatçıların eserleri 22 Aralık tarihine kadar görülebilecek. Ord.Prof.Dr. Süheyl Ünver'in gelini minyatür sanatçısı Dürdane Ünver'in, ebru üzerine yaptığı minyatürler, iki büyük sanat dalımızı aynı zeminde buluşturuyor. İki geleneksel sanatı bir araya getirerek yenilikler yapmaya çalıştığını kaydeden Ünver, "Ne ölçüde başarılı oldum bilemiyorum. Tahmin ediyorum ki birbirlerine yakıştılar. Özellikle Barut Ebrusu'nun üzerine o kadar güzel zeminler oluşuyor ki, motifleri yerleştirme imkanınız oluyor. Tamamlayıcı oluyor. Öyle bir dalgalanma var ki ebru üzerinde, oraya batmakta olan bir güneş koyabiliyorsunuz" diyor. Ebrunun rönesansı "Türk kağıdı" olarak da bilinen ebrunun yurt dışında da ilgi gördüğünü belirten Hikmet Barutçugil, son günlerde yaşanan gelişmelerden hayli umutlu. Günümüzde ebrunun bir rönesans yaşadığını söyleyen Barutçugil, "Artık yeni yeni tarzlar gelişmeye başladı ebru sanatında. Sanatçının iç dünyasını yansıtan örnekleriyle daha farklı kimliklere bürünmüş durumda, anlayacağınız ebru sanatı hızla gelişiyor. Bu sanatı yaşatmak ve ileri götürmek istiyorsak ona yenilikler yapmak zorundayız. Necmettin Okyay, ebruda ilk kez soyut çiçekler yaptı. Yeğeni Mustafa Düzgünman da Okyay'ın çiçek demetine papatyayı ilave etti. Barut Ebrusu ve Efsun Çiçeği de o zincirin bir halkası aslında. Ardından ebru üzerine minyatürler ve desenler çizilmeye başlandı. Sergide bunlardan seçkin örnekler yer alıyor, artık ebru, soyut bir sanat eseri olarak da gözümüze çarpıyor. Tabii bu klasik ebruyu inkâr etmek anlamına da gelmiyor ama yeni arayışlar içine girip bu sanatın tekâmül etmesine vesile olmak zorundayız, aksi takdirde ebrunun yok olup gitmesine seyirci kalırız" dedi. (0 212 245 75 47) ‘Ebristan’ın kurucusu Hikmet Barutçugil, 1952 Malatya doğumlu. Tekstil eğitimi aldı. Öğreniminin ilk yılında tanıdığı ve öğrencisi olduğu Prof. Emin Barın'ın teşvikleriyle hat sanatına ilgi duydu. Buna bağlı olarak ebru sanatına büyük bir sevgi ile bağlandı. Ebruyu her zaman bir bilim dalı gibi görüp geliştirmeyi hedefledi. 1978-1981 yılları arasında ihtisas için gittiği Londra da da araştırma ve çalışmaların aralıksız sürdürdü. Literatüre "Barut Ebrusu" adıyla geçen ebru türünü bulan kişi olarak geçti. Türk Ebru Sanatı'nı tanıtmak ve yaymak amacı ile yurtiçinde ve yurtdışında sergiler açtı, seminer düzenledi. Dünya çapındaki birçok müzede sergiler açtı ve ödüller aldı. Barutçugil'in 'Renklerin Sonsuzluğu', 'Suyun Renklerle Dansı' ve 'Suyun Rüyası' adlı yayınlanmış üç kitabı da bulunuyor. 1996 yılında İstanbul, Üsküdar da kurduğu "Ebristan" İstanbul Ebru Evi'nde halen kağıt, kumaş, seramik cam, ahşap ve mum vb. gibi malzemeler üzerine ebru çalışmalarının yanı sıra, hat, tezhip, minyatür, cilt gibi diğer geleneksel sanatları da uygulayarak sürdürmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT