BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sözlüsünün yanından ayrılamıyordu Esra... -42-

Sözlüsünün yanından ayrılamıyordu Esra... -42-

Nevin hanım ve Ferit bey dört dönüyorlardı oğullarının etrafında... Onlar gibi sabah gözünü hastahane koridorlarında açan başka biri de Esra idi. Sürekli sözlüsünün yanında oluyor, ona hoşlandığı kitapları, kasetleri getiriyordu...



Serdar’ın o menfur hastalığa yakalanışının ardından üç ay geçmişti... Bu zaman zarfında Nevin hanım her gecesini hastahanede, oğlunun yanında, Meral ve Ferit bey ise bütün gündüzlerini tıpkı Nevin hanım gibi Serdar’la birlikte geçirmişlerdi. Bazı ihtiyaçlar için gündüzleri Nevin hanım eve gidiyor, bu zaman zarfında da mutlaka Meral ağabeyiyle birlikte kalıyordu. Aynı onlar gibi sabah gözünü hastahane koridorlarında açan başka biri de Esra idi. Sürekli sözlüsünün yanında oluyor, ona hoşlandığı kitapları, kasetleri getiriyordu. Hastahane odasına sanki özel bir teşkilat kurulmuş, küçük bir ev haline getirilmişti... Ferit bey dört dönüyordu oğlunun etrafında. Onun ağzından çıkan her şey anında yerine getiriliyordu. Kemoterapi seanslarından sonra Serdar’ın o simsiyah saçları dökülmüş, hiç kalmamıştı. Annesinin ördüğü bir bere takıyordu devamlı. Oldukça zayıflamıştı. Gözlerinin altı gün be gün daha fazla kararıyor, gücü, dermanı her gün bir önceki günden daha azalıyordu. Son bir haftadır artık birisinin yardımı olmadan yürüyemez, yatağından kalkamaz olmuştu. Nevin hanım biricik oğlunun gözlerinin önünde eriyip gidişini canı yanarak, içi kan ağlayarak izliyor, çaresizlik içinde kahrolup gidiyordu. Serdar’a üzüntüsünü göstermemeye çabalıyor, o uyuduktan sonra koridora çıkıp sessiz sessiz ağlıyordu. Ferit bey ise üç aydır bir tek hasta bile bakmamıştı. Kendini işine veremiyor, derdine derman arayan insanları yanlış yönlendirmekten korkuyordu. Bu sebepten bütün hastalarını meslektaşlarına dağıtmış, bütün arkadaşları da seve seve bunu kabul etmişti. Tıp düyası sanki seferber olmuştu Serdar için ama çaresi yoktu. Bu menfur dert bütün yılışıklığıyla kendisini bertaraf etmek için harcanan çabalara sanki bir yerlerden sırıtarak bakıyor ve alaycı kahkahalarla bu çabalarla dalga geçiyordu. Yapacağını bütün hızıyla yapmaktaydı. Dışarıdan bakan herkes Serdar’ın her gün o acı sona hızla yaklaşmakta olduğunu görebilirdi. Meral ise uyur gezer gibiydi. Arzu okulda olduğu zamanlarda arkadaşını hiç yalnız bırakmıyordu. Meral okuldaki kaydını bir yıl dondurmayı önermişti ailesine. Fakat gerek Nevin hanım, gerek Ferit bey ve de özellikle Serdar buna karşı çıkmışlar, genç kızın bir senesinin yanmasına sıcak bakmamışlardı. Arzu ile Esra da çeşitli telkinlerle razı etmişti Meral’i. Hiç olmazsa bunaldığı zaman kaçabileceği bir sığınaktı okul genç kız için. Zaman zaman o da annesi gibi, düşündükçe, alıp başını uzaklara gitmek ihtiyacı ile kıvranıyordu. Bu ne Serdar’ın yaşadıklarından kaçış ne de artık acıya tahammülsüzlüğün belirtisiydi. Sadece nefes almak içindi bu istek. Boğuluyormuş gibi hissediyordu Meral. Hepsinin, bütün aile fertlerinin korkuyla, dehşetle bekledikleri sonu yaşamaktan kaçıştı bu. Bu arada Tarıkla ilişkisi biraz donmuş gibiydi. Meral’in, kimseyi görecek hali yoktu. Genç adamın her karşılaşmalarında önüne serdiği serzenişlerden de bunalmıştı. En sonunda bir gün son noktayı koydu kız... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT