BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Delikanlı raconu

Delikanlı raconu

Geçenlerde bir yazımda ‘metroseksüel erkek’ tipinden bahsettim ya; vay, sen misin bunu yazan? Halbuki, böyle bir popülaritemin olmadığını söylediğim gibi hazzetmediğimi de üstüne basa basa belirtmiştim o yazımda.



Geçenlerde bir yazımda ‘metroseksüel erkek’ tipinden bahsettim ya; vay, sen misin bunu yazan? Halbuki, böyle bir popülaritemin olmadığını söylediğim gibi hazzetmediğimi de üstüne basa basa belirtmiştim o yazımda. Benim Gülnarlı hemşehrilerim hemen kıllanmışlar bu yazıdan. Kendime çekidüzen vermemi istedikleri yetmiyormuş gibi ‘Heyet halinde geliyoruz’ diye haber salıp gözdağı da vermişler... Başıma gelecekleri biliyordum ama yazmış oldum bir kere. Şimdi bu durumu düzeltmek için kara kara düşünüyorum. Ben ne yapacağım şimdi? Hemşehrilerim ciddi. Şayet içinde yaşadığımız şu popüler kültür içinde kendimi kaybedip yozlaşacak olursam, beni alıp götüreceklermiş. ‘Gülnar’a belediye başkanı yapar yine bozulmana müsaade etmeyiz’ diyorlar. Gözlerinin önünde olmalıymışım!.. İstanbul’daki erkeklerin yüzde 20’si ‘metroseksüel’ tanımına uyuyormuş. Ben de İstanbul’da yaşıyorum. Şimdi o yazıyı okuyan benim Gülnarlı hemşehrilerim, ‘Bizim Metiner de onlardan mı acaba?’ diye düşünmezler mi? Düşünürler tabii. Onun için haber vereyim dedim. Yok öyle bir şey. Ne cilt bakımı yaptırıyorum, ne solaryuma gidiyorum, ne kaş aldırıyorum. Manikür, epilasyon da yok katiyen. Hele saç boyama, asla. Saçları ağartacağım diye benim anam ağlamış, boyatır mıyım onları? Benim hemşehrilerim ondan da huylanırlar ama doğruya doğru, elime krem sürüyorum. Çatlıyorlar çünkü! Yok, bakımlı erkek daha karizmatikmiş... Yok, metroseksüel erkek, light erkek demek değilmiş... Bu sözlere karnım tok benim. Kadın gibi süslenip püslenmek de ne oluyor? Benim memleketimde kadınlar bile süslenmez. En fazla kına yakarlar ellerine. Hepsi o!.. Hemşehrilerimden rica ediyorum. Gelmesinler. Ben kendime gözümün içi gibi bakıyorum. Katiyen çıkmam onların çizdiği çizginin dışına. Aptal mıyım ben?.. Bizim de bir karizmamız var, değil mi? Erkek dediğin dik yürür!.. Biliyorum bunu. Aynen öyle yapıyorum da. Çıra gibi bir kozmetik ürünü varken, kalkar da parfüm marfüm kullanır mıyım? Asla. Tenezzül etmem. Aha, yanıbaşımda duruyor. Kokusu kaybolsa bile azıcık kazıdım mı, Toroslar’ın o mis gibi çam kokusu etrafa yayılır. Bundan gayrısı can sağlığı!.. Benim karizmam yok değil ki. Var! Maçoluğumdan geliyor. Karizmayı çizmeye hiç niyetim yok. ‘Metroseksüel erkek’ kavramı, ‘kentli erkek’ manasına geliyormuş, bana uymaz. Parfüm, delikanlı adamı bozar. Rahmetli dedem, ‘Erkek dediğin toprak gibi kokar’ der dururdu. Ben de onun izinden gidiyorum. Asfalt ve beton yığını haline gelen şu koca şehirde adam gibi kokmadığımdan dolayı hayıflanıyorum ama üstüme başıma parfüm sıkıp yollara düşmediğim için de kendimle gurur duyuyorum. Erkekliğin raconunda yok bunlar. Yukarıda maço halimden bahsettim. Evlenmeden önceydi ama olsun. İçimde yaşatıyorum hâlâ o duyguyu. Başım sıkışsa, içimdeki sandığı açıp doya doya seyrediyorum o halimi. Ne de olsa genlerimde var bu. Hemşehrilerim müsterih olsunlar, yok öyle bir şey. Dimdik ayaktayım. MI ACABA?!. Yeni popstar yarışmasına başvuru sayısı 100 bini bulmuş... Ucuz şöhretin cazibesi! Avrupa’nın ‘en çok çalışmak istenen firma’ları, şikayet eden personeli ödüllendiriyormuş... Şışş.. Sakın haa, bizde denemeye kalkıp işinizden olmayın! Uzun süre saç boyayanlarda kanser riski artıyormuş... Hadi ordan, densiz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT