BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nefsini araya koyma

Nefsini araya koyma

Yusuf, ustasının kulağına yapışma sebebini anlar gibi olmuştu, bunun için boynunu büktü. Ustası, kulağını hafifçe çektikten sonra Yusuf’a sordu: -Bre Yusuf, eline fırsat geçince emen niçin yenmedin de rakibini seyircilere doğru sürdün. Süle de biz de annayalım.



Yusuf, ustasının kulağına yapışma sebebini anlar gibi olmuştu, bunun için boynunu büktü. Ustası, kulağını hafifçe çektikten sonra Yusuf’a sordu: -Bre Yusuf, eline fırsat geçince emen niçin yenmedin de rakibini seyircilere doğru sürdün. Süle de biz de annayalım. Yusuf, kızardı, bozardı, cevap vermedi. Ustası ısrar etti: -Susma bre süle de biz de öğrenelim. Mutlaka geçerli bir sebebin olmalı. Yusuf, babasının da kızmak üzere olduğunu görünce çaresiz konuştu: -Mehmed Pelvan ve köylüleri çok iddaalı konuşunca, onu köylülerinin önünde tepe üstü yenmek istedim. Ustası İsmail Pehlivan güldü: -Tahminim doğruymuş. Oğlum. Güleşin, sulh zamanında savaşa hazırlanmak olduğunu, bu sebeple nefsi isteklere yer olmadığını benden iyi biliyorsun. Bak, az kaldın yeniliyordun. Size Demir Buba Dergahı’nda büle mi ürettiler. Güleşirken nefsini araya koymıcaksın, pelvanlık geleneği nası icab ettiriyorsa üle güleşçeksin. Bi da olmasın. Tamam mı? Yusuf, boncuk boncuk terlemişti: -Peki ustam. İnşallah bi da olmaz. Yusuf’un büyük konuşmayıp, inşallah demesi ustasının hoşuna gitmişti: -Hatalı tarafını süledik. Şindi gelelim, iyi taraflarına. Afferin, çok güzel, çok akıllı, tam istediğim gibi güleştin. Oyunları peş peşe yaptın, kendini hasmına teslim itmedin, Şimdi annadın mı, çamurla parmaklarinı kuvvetlendirmenin faydasını. Rakibin, parmaklarını ne paçasından ne de kasnağından sökebildi. Adi şindi giyin de Mehmed’i yanına alıp parsa toplamağa çık. Yusuf, ustasının yanından ayrıldı, parsa toplamağa çıkmayı hiç istemiyordu, ona sanki dileniyormuş, hak etmediği parayı alıyormuş gibi geliyordu. Bunu ustasına da söylediğinde ustası, “Evladım, yannış düşünüyorsun. Pelvannar güleşerek, siyircilere hayatlarının en güzel anlarını yaşatıyorlar. Parsadan aldığınız parayı kat kat hakediyorsunuz. Galip gelenne ödül alıyor. Peki mağlup olanna ne yapcak? Onnarı da düşünmek ilazım. Taş toprak yicek halleri yok. Bazı pelvannan, güleşten başka geçim kaynakları yok. Parsaya galip pelvanla birlikte çıkıp onnar da hiç olmazsa ekmek ve çorba parası kazanıyorlar. Bu gelenektir, hor görmemek ilazım. İstersen, topladığın parayı rakiplerine verisin. Bülece parsaya kendin için çıkmamış, başkası için yardım toplayarak nefsini de kırmış olursun” demişti. Yusuf, yendiği rakipleri mecbur etmedikçe parsa toplamağa çıkmazdı, çıktığında da kendisine verilen bütün parayı garip pehlivanlara verirdi. Yusuf, giyindikten sonra, Mehmed Pehlivanı aradı, bulamadı, bunun üzerine parsaya Rüstem Pehlivanla çıktı. Köylüleri Yusuf’un galibiyetine çok sevinmişlerdi, hepsi çok cömert davrandılar. Yusuf’u en çok şaşırtan şey de, yendiği Mehmed Pehlivan’ın köylülerinin de ona bolca bahşiş vermeleri, onu sevgiyle bağrına basmalarıydı. İşte Deliorman köylüleri böyleydi, güreş yapılıncaya kadar bütün herşeyleriyle pehlivanlarını desteklerlerdi, ama güreşten sonra bütün pehlivanları kardeş, kendi pehlivanları gibi bağırlarına basarlardı, rekabet, çayırda, ermeydanında kalırdı. Bu sırada, cazgır, “Başa çıkacaklar soyunsun” diye seslenince, zaten kispetini giymiş, iki rekat namaz kılmış bulunan Yusuf’un ustası Kel İsmail Pehlivan, uzun gömleğini çıkarıp çayıra, ermeydanına yürüdü, “Bismillah” diyerek çayıra ayak bastı. Devamı yarın
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT