BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kim doğru?

Kim doğru?

Kabul etmek lazım ki, iktidara geldiğinden bu yana AK Parti çok işler yaptı. Bu kesin. Fakat, yaptıkları, yapması gerekenlerin yanında devede kulak bile değil. Geride daha çok iş var yani...



Kabul etmek lazım ki, iktidara geldiğinden bu yana AK Parti çok işler yaptı. Bu kesin. Fakat, yaptıkları, yapması gerekenlerin yanında devede kulak bile değil. Geride daha çok iş var yani... Mesela eski parti liderleri. Süleyman Demirel’in ömrü; Güniz Sokak’taki eviyle bir sokak ötedeki Kuleli Sokak’ta bulunan ofisi arasında geçiyor. Bir gazeteci veya eski bir siyasetçi ziyaret edecek de, o da eski günleri yad edip, bugünkü ahval için de görüşünü söyleyecek. Hakeza Mesut Yılmaz. Sadece Yüce Divan’a sevki için hatıra geliyor. Başka bir iş için esamisi bile okunmuyor. Yeniköy’deki yalısına kapanan Tansu Çiller ise orada unutuldu gitti. Bülent Ecevit de öyle. Rahşan Hanım’ın önünde bekleyip duruyor, saçını boyar mı diye!.. Bu saydıklarımın hepsi başbakan; dikkatinizi çekirim. Sıradan insan değil bu kişiler; lider yahu, lider. Hepsi de dünyanın dört bir bucağına gidip gelmiş, Türkiye’yi temsil etmiş insanlar. Bir de bakanlar var geride. İsimlerini yazmaya kalksam, değil benim sütunum gazetenin sayfaları yetmez. Hani, nerede bu adamlar? Geçmişleri kötü. Sokağa çıkacak yüzleri yok, mu diyorsunuz? Eğer böyle düşünen ve böyle diyen varsa, bitmiştir bu memleket arkadaş bitmiştir. Şayet millet, bu kadar birikim ve bilgiyi elinin tersiyle itiyorsa; vay onun haline!.. Yok, gerçekten kötüyse bu liderler, o kadar sene onları sırtında taşıyan bir millete vay ki ne vay! Böyle bir milletten ne köy olur, ne kasaba!.. Ben, şahsen onların hepten kötü olduğuna inanmıyorum. Sadece siyasetin acımasızlığı ve de nankörlüğü sebep oluyor bütün bunlara. Fakat bu da tek başına bir yüzkarasıdır ha, onu da söyleyeyim. Bu insanların herbiri hâlâ Türkiye’yi temsil edebilecek kratta bir kere. Onlardan mutlaka ama mutlaka istifade edilmeli. Kimi diplomat olarak, kimi elçi, kimi de ombudsman olarak değerlendirilmeli. Türkiye, 50 senede ortaya çıkardığı değerleri bir günde çöpe atacak kadar zengin bir ülke değil. Bunca bilgi ve birikimi ‘yok’ farz edecek kadar aptal da. Söylediklerim illa da doğru diye ısrarcılık yapmıyorum ama farzımuhal doğru diyelim. Yazık değil mi bu kadar yetişmiş adama ve dolayısıyla onların sahibi olan bu millete? Ha, yazık değil mi? Şayet yazık deniliyorsa; toplumu böylesine birbirine düşman eden hastalığın tedavi edilmesi gerekmez mi? Bu katılığımız sadecede siyasetçilere karşı olsa, belki hoş göreceğim ama öyle değil ki. Bürokrat da tukaka ediliyor, işadamı da. Gerçi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 15 işadamına, ‘AB seferberliğinde gönüllü elçi olun, lobi yapın’ diye mektup yazmış, ona da haksızlık etmemek lazım ama yetersiz bunlar. Elimize geçen değerleri bir mikser gibi doğrayıp attığımızı ve işin suyunu çıkarmada üstümüze olmadığını biliyorum ama yine de dayanamadım, yazayım dedim. MI ACABA?!. Bir adamı öldürüp yiyen yamyama 8.5 yıl hapis cezası vermişler... Gardiyanları da yer diye korkmuşlar zahir! * Gül, ABD’lilerin birçok şeyi deneyerek doğruyu bulduklarını söylemiş... Farkımız o ya, biz denemiyoruz! * Dolmabahçe’de kurdela kesen Neslişah Sultan, 80 yıl önce kovulduğu odada gözyaşlarına zor hakim olmuş... Asalet bu işte!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT