BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yolcunun resmi

Yolcunun resmi

Geç olmadan ezdi kalbimi vakitleri parçalayışım. Hem ne parçalayış ki obur dudaklarla, sürekli, doymaz halde, büyük lokmalarla yiyiş, tüketiş. İçimde her anın anlamını kovalayan, hep yakalamaya çalışan biri.



Geç olmadan ezdi kalbimi vakitleri parçalayışım. Hem ne parçalayış ki obur dudaklarla, sürekli, doymaz halde, büyük lokmalarla yiyiş, tüketiş. İçimde her anın anlamını kovalayan, hep yakalamaya çalışan biri. Bir ipin, kedilerin çekilen yumakların ardı sıra koşturuşu gibi, arkasından onu yakalamak istercesine sürükleniş. Karanlık bir yolda, bembeyaz bir sicim önümde uzayıp gidiyor; fakat bir türlü yakalayamıyorum ucunu. Gündüzler, geceler soluk soluğa koşuyor, yarıştaymışçasına.. Bense şaşkın bir seyirci. "Az sonra sabah olacak" diye geçiyor içimden, saatler gece yarısını yeni vurmuşken. "Şimdi akşam olur, hava kararmaya başladı bile" diye söyleniyorum öğleden sonraları. Ben böyle değildim. N'oldu bilmem. İnce bir kurt ve elma misali kemiriliyor ömrüm sanki. Hiçbir şeye yetişemiyorum. Düşünülecek meselelere yenileri eklenerek birikiyor, birikiyor bir kolinin içinde. Bir kez idrak edilenleri diğer koliye aktarıp, yolcu otobüslerine emanet ediyorum.Üstüne adres yazamıyorum. "Bu koli gideceği yeri kendisi bulur" diye özetliyorum şoföre. "Sen bilirsin, bacım" diyor şoför, direksiyonu kavrayarak, vitesi değiştiriveriyor. "Toss" sesiyle kapanıyor otobüsün kapıları. Yolcular el sallıyor. Gözler yaşlı, dudaklarda dua uğurlanıyor sevilenler. Belki de bu uğurlayış oluyor sevgiyi yeniden fark ettiren... Benimse tüm hissiyatım paketlerin içinde. Koli bantlarıyla ağzı kapalı kirli sarı kutuların. Otobüsün altındaki bagajdalar.Yolcu bavullarının olduğu yerde. ikinci kaptanın uyuduğu minik bölmenin hemen yanındakinde. Kaptan yorgun; derin bir uykuda. Tüm paketler oraya buraya sallanıyor yol hali. Seyir halinde düşünceler, fikrin ufkunda hayaller. Şoför mahalli hicran kokar Yolu uzundur kolilerimin, tıngırdayıp tıngırdayıp ilerlerler. Şoför bey radyoyu açar, tozlu türküler çalınır gece vakitleri, yol türküleridir bunlar. Şoför dönemeçlerde direksiyonu kırar aşina bir kavrayışla. Yollar ezberindedir besbelli, yol türküleri dilinde. Geceye dost bir simadır taşıdığı, gurbete yitiktir bakışları. Yollar hissettirmeden sarar insanı. Yolcu yolunda gerektir. Yolcu yola hasrettir. Gurbetlik çeker efkardan kollarıyla, tılsımlı bir toz serperek bağlar gövdesine. Sıcak sılaya hasret, buğulu gurbete vuslat yollar, geceye yazılır. Şoför mahalli hicran kokar, dumanlı demli, kara kızıl bir bardak çay kadar. Yol sürüp gittikçe, damaklar kurudukça muavinin yüzü beklenir, çay bahşedici elleri. Muavin nice hayatlar kurtarırda bilmez, o plastik bardaklara doldurduğu sıcak suda. Çayın keyfi başkadır Çay koktukça yol uzar, yol uzadıkça hayat birikir uykusuz gözbebeklerine. Çaylar yudumlandıkça hiç akla gelmeyenler gelir, hiç fikre uğramayanlar uğrar teker teker. Uzayıp giden beyaz yol çizgilerinden midir nedir? İnce ayrıntılara iner zihin, derinlerde gezinir. Belki bir keşiftir, kendi içine doğru bir yolculuk. Kardelenlerin nasıl olupta ince boyunlarıyla karı delerek göğe uzanabildiğini düşünürsün ilk defa. Bir sarı kardelen kadar üşürsün beyaz gecenin içinde. Kollarını kavuşturup sıcak bir battaniyenin hayalini kurarsın. Söylememiş olmayı istediğin sözler, hep yolculuk vaktini bekler vicdanına azap çektirebilmek için. Bir bir selam verir yılların birikmiş pişmanlıkları. Özür dileyebilmek istersin, bir daha olmayacak demek ve sarılmak. Kolların boştur, kendini sararsın fark etmeden. Hatıralar yolların üstünde uğuldayan rüzgar olur. Arada bir hızla çığlık atarak yanından geçen kırmızı kamyonlara benzetirsin yıllarını. Yazılıp yazılıp silinirler geceye. Yalnızlık sarar bedeni Camdaki gecede siluetini ararsın. Arasın da bulamazsın bir müddet. Yanında, arkanda, önünde kim varsa görürüsün de kendini göremezsin. Sanki boş bir koltuk vardır. Kimse yoktur üstünde. Senin oturduğun koltuktur o. Yavaş yavaş biri belirir koltukta. Kolları, elleri olan, ağzı, burnu, kaşı, kirpiği yabancı; gözlerini sana dikmiş biri. Esrarengiz bir yabancı. Sanki bugüne değin söylediğin tüm yalanları biliyor, bütün riyakarlıklarını, korkularını, hayallerini, ümitlerini, sırlarını gözlerinin içine bakarak okuyordur yabancı. Korkarsın camın içindeki silik suretten, bakmazsın bir daha. Başını cama dayar, beynini titreten yolun rahatsızlığını duyarsın. Alnında kalın bir ağrıya dönüşür yol. Başını camdan çeker, koltuğuna yaslarsın. Göz kapakların ağırlaşır, rüyasız bir uykuya dalarsın. İddia ediyorum; bu tabloyu en mahir ressamlar bile resmedemez. Yani gece vakti bir otobüsün içinde hızla yol alırken, bir taraftan başı koltuğuna yaslı uyuyan bir yolcunun resmini... Burçin A.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT