BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu şiir söylenmiştir

Bu şiir söylenmiştir

Son yıllarda çıkardığı kitaplar ve yayın kurulunda görev aldığı “Kırklar” dergisiyle adından söz ettiren Hüseyin Akın, “Sükse, fiyaka ya da popülarite gibi ne idüğü belirsiz kelime ve kavramlardan tamamen uzağım” diyor.



Şair Hüseyin Akın, “Kumaştan Çalan Terzi” kitabıyla yeniden gündemde. Aslında eğitimci olan fakat bütün varlığıyla şiirin engin denizlerinde kulaç atan, sessiz ve derinden kendi kozasını ören Akın’la, şiiri ve yeni kitabı üzerine konuştuk. Bu keyifli söyleşiyi sunuyoruz: Bir yıl içinde iki kitapla okuyucunun karşısına çıktınız. Önce “Deneme- Yanılma”, ardından “Kumaştan Çalan Terzi”. Hayata söylemek istediğinizi söylediğinize inanıyor musunuz? AKIN: 2003 yılı içinde şiire, şaire ve hayata dair düşüncelerimi içine alacak biçimde poetikamı da ortaya koyan “Deneme- Yanılma” kitabım çıktı. Bu kitap benim şu ana kadar yazın alanında ne yaptığımdan çok bundan sonra ne yapacağıma dair bir işaretti. Birun Yayınları’ndan çıkan “Kumaştan Çalan Terzi” şiir kitabım da ileriye dair içimde kurduğum şiirin kaynağını ve aktığı yeri göstermektedir. Söylemek istediklerimi şu ana dek söyleyip söyleyemediğime gelince; bugüne kadar yaptığım, söze hazırlık açısından nefesimi ayarlamak gücümü tanımaktan ibaretti. Ses ve söz olarak asıl söyleyeceklerim bundan sonra. Şair, şiiriyle konuşur “Kumaştan Çalan Terzi” yazma serüveninizde bundan sonraki yazacaklarınızı da hesaba katarak neye tekabül etmektedir? AKIN: Hayat bize biçtiği ömür kumaşından her gün birkaç santim çalmaktadır. Bu isim bunu vurgulamaktadır. Dördüncü kitapla konuşma dilinin şiire dönük tarafını ortaya koymaya çalışıyorum. Bir şairin sessizlikten sıyrılması şiirledir. Şiirden sonra gidilecek tek kapı, sessizliktir. Bir şair sükut onu bıraktığı zaman ne yapar? Şiir söyler herhalde. Şiir konuşmak, yani söyleyerek konuşma biçimidir. “Çöl Vaazları” kitabınızda Cemal Süreya etkisi baskınken, bu sefer sanki daha çok Turgut Uyar, Edip Cansever ve İlhan Berk etkisi gözlemleniyor; hatta Ülkü Tamer... AKIN: Kuşkusuz bu saydığınız şairlerin her biri şiirleri yüreğimde iz yapan kişiler. Yer yer onların tesirinden kurtulamadığım dizeler olmuş olabilir. Ama ben olsam olsam Edip Cansever’in ya da Turgut Uyar’ın ilahiyat bitirmişi olabilirim. Şiirin anlam üstü bir yerde olduğunu savunmak açısından İlhan Berk, genel olarak da II. Yeni’ye yakın durduğum bir gerçektir. Kırklar ve ‘piyasa’... Yürüyüşünüz oldukça tantanasız, sessiz ve derinden bir ilerleyişi gösteriyor. Neden böyle? AKIN: Benim yazma sebebim oldukça ontolojik. Sükse, fiyaka ya da popülarite gibi ne idüğü belirsiz kelime ve kavramlara tamamen uzağım. Aslolanın yazmamak olduğuna inanıyorum. Yazmama imkan ve iktidarını yakaladığım an kalemi bırakacağım. Açıkçası, mümkün olmayan bir hayatı yazıyla ikame etmeye çalışıyorum. Günümüzde nerdeyse her kağıt kalem sahibi bir lobinin mensubu. Dergiler bu lobiciliğin en somut görüldüğü yerler. Edebiyat ortamlarında yazılanlar değil, daha çok şahıslar konuşuluyor. Şakşakçılık ve üzerini çizmecilik, yok saymacılık var. Yaşamak, okumak, yazmak Şiirlerinizden süzülen ana tema nedir? Bugünlerde tezgahınızda neler var? AKIN: Dört yıldan bu yana tematik şiirle yolumu ayırdım. Yaşadığımız hayat tematik olmayacak kadar grift, kompleks ve karmaşık, dolayısıyla hayata kayıtsız ve hayattan bağımsız olmayan şiirimde de aynı özellik hakim. Belli ve belirgin tematik birlik yok. Fakat bütün yazdıklarımdan süzülen hava, ontolojik yalnızlık, tanımlanmamış aşklar ve uyumsuz ölümlerdir. Hayatın kulağına ne fısıldadığım, yüzüne neyi haykırdığım, onun arkasından ne konuştuğum daha çok şiir başlıklarında saklı. Ben mutfağını belli etmeyen biriyim. İnsanlar hazırladığım yemeği daha bir iştahla yiyebilsinler diye müşteriyle mutfak tezgahı arasına perde gererim. Üç şeyden bir şeyler çıkar: Yaşadıklarım, okuduklarım ve yazdıklarım. Sürekli bu üç hal üzereyim. Sürprizler yapmayı seviyorum. Eğer yakamı yazmaktan kurtaramazsam okuyucularım yeni sürprizlere hazır olsunlar. Dergilerde yazıyor Hüseyin Akın, 1965 Sinop Türkeli’de doğdu. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. Halen İstanbul’da bir lisede öğretmenlik yapıyor. Yazı ve şiirlerini Kardelen, Düşçınarı, Ünlem, Dergibi, Kırklar, Endülüs, Yansıma, Yedi İklim ve Dergah gibi dergilerde yayımladı. Özülke dergisinin (1992) yayın yönetmenliğini yürüttü. Halen Kırklar dergisinde yayın danışmanlığı yapıyor. “Sevmek, Karanfil ve Kiraz”, “Ay Tanığım Olsun”, “Çöl Vaazları” isimli üç şiir kitabı ile “Deneme, Yanılma” isimli deneme kitabı bulunuyor. Kumaştan çalan terzi Bütün yataklarını yitirmiş ilk geceden Üstüne kös dövülmüş bir şehirden geçmek zor Ayazdan kıran girmiş bin dallı basmalara Benim dilim varmıyor “şehir düştü!” demeye Kumaştan çalan terzi çalıları eğiyor Eğninde eski bir yaz düşmüş kör bir makastan Bir kere tutuştu mu bu şiirden geçmek zor Eğilip de geçiyor biçtiği her kumaştan Benim dilim varmıyor “şiir düştü!” demeye Terzi kumaştan çalmış ellerini seviyor Ağzını bıçak açmaz bir elleri var onun Issız ve yazısız bu nehirden geçmek zor Bir ırmağı düşlerdi gök hiç hesapta yokken Benim dilim varmıyor “nehir düştü!” demeye Çalınmış kumaşlardan terzi bir dağ dikiyor Birikmiş urbaların o vakitsiz uykusu Dağılınca git gide, düşü birden geçmek zor İpliğini sürüyen bir iğnenin gözüyle Benim dilim varmıyor “bu bir düştü!” demeye Kumaştan çalan terzi o her şeyi biliyor Hüseyin Akın
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT