BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SSK’lılar diş tedavisi olamaz mı?

SSK’lılar diş tedavisi olamaz mı?

SSK mensuplarının diş tedvilerinde çektikleri sıkıntılara geçmişte çok değindim.



SSK mensuplarının diş tedvilerinde çektikleri sıkıntılara geçmişte çok değindim. Ama ne hikmetse, böyle bir eksikliğin giderilmesi yoluna pek gidilmiyor, bu konu fazla önemsenmiyor. Bir SSK hastanesine gidip, problemsiz bir şekilde dişlerini tedavi eden var mı? Diş problemleri de sağlıktan sayılmıyor mu? Bazı hastalar sevk ediliyor. Hele üniversite hastanelerine sevkedilenleri... Amasya’dan yazan E. C.’nin anlattıkları her gün yaşanıyor: “2003 Ekim ayında bulunduğum şehirdeki SSK hastanesinden sevkle Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ne gönderildim. Dişlerimdeki çarpıklıklar yüzünden tel takılması gerekiyordu. Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde ‘Sabit Tel’ tedavisi uygun görüldü. Ve bize verdikleri cevap: Şu anda ‘Sabit Tel Tedavisi’ kapalı, ama SSK’nın yaptırmasını beklemeyip, hemen tedaviye başlamamızı istiyorsanız üniversite hastanemizin vakfına 500 milyon bağış yapmanız lazım. Aynı zamanda malzemeleri de sizin almanız gerekiyor (ki bunların da 450 milyon tutacağı söylendi). Üstelik bunu fakülte hocaları söyledi.. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na soruyorum; SSK’lı olarak, neden sağlık hizmetlerinden faydalanamıyoruz? Diş tedavisi sağlıktan sayılmıyor mu? Lütfen bu konu araştırılsın, çünkü benim gibi binlerce insan bundan mustarip. İlgili kurumun numarası, 0 362 457 60 00-3025 Sabit Tedavi. Araştırırsanız acı gerçeği görürsünüz...” Üniversite hastanelerine sevklerde bu tür problemler hep yaşanıyor. Bu konuya köklü bir çözüm bulma zamanı gelmedi mi? Lütfen hayatı kolaylaştırın, zorlaştırmayın Bir gözü görmeyen kimselere sürücü belgesi vermek amacıyla İçişleri Bakanlığı’nın kanun taslağı hazırladığını ve Başbakanlık’a gönderdiğini medyadan öğrendik. Benim anlamakta zorlandığım, buradaki bazı şartlar ve kısıtlamalar. Mesela; bizler günde en fazla 5 saat araç sürebilecekmişiz. Buraya kadar normal gibi herşey. Fakat bunun takibi ve kontrolü için bizler araçlarımıza takometre takmak zorundaymışız. İşte bunu bir türlü anlayamadım. Ben öğretmen bir bayanım. Okulumla evim arasında en fazla yarım saatlik yol var. Gidiş-geliş bir saat eder. Benim kullanacağım araç, kamyon, otobüs gibi ticari amaçlar da olmayacak ki sürekli yollarda olayım. Ben hiçbir zaman öyle 5 saatten fazla falan taşıt kullanmayacağım. Yani beni hiçbir zaman ilgilendirmeyen bir konu için sürekli takometre takacağım. Bildiğim kadarıyla bu cihaz öyle hemen sökülüp takılan oto teyipleri gibi portatif bir cihaz da değil. Yani hemen pratik bir şekilde her bindiğimiz araca takalım ve araçtan kolayca sökelim. Kendime ait bir otomobilim de yok ki ona taktırayım. Bu ekonomik şartlarda kendime ayrıca otomobil alabilecek durumda değilim. Zorunlu hallerde bazen eşimin arabasını, bazen babamın arabasını bazen de ağabeyimin arabasını alıp trafiğe çıkıyorum. Ehliyet alsam bile ben bu takometreyi hangi araca takacağım? Beni uzaktan yakından ilgilendirmeyen bir konu dolayısıyla aldığım ehliyetin de bana hiç yararı olmayacaktır. Hem anlamakta güçlük çektiğim diğer bir konu da; hiçbir AB ülkesinde bu şart yokken neden bizde olacak? Bu kanunlar AB standartlarına uyum için çıkarılmıyor mu? Yani ülkeye girişlerde gümrüklerde ya da Türkiye’de araç kiralamak gibi bir yolla araç kullandıkları zaman onlar da durdurulup takometre takmak zorunda kalacaklar mı? Sayın ilgililer, lütfen bu kanunu yaparken günlük hayata uygulanıp uygulanamayacağına, vatandaşın ihtiyacına, dünya gerçeğine ve hukuka riayet edin. Vatandaşın hayatını kolaylaştırıcı olun, yeni yeni problemler yaşatmasına izin vermeyin. İ.K. Budak-KAYSERİ
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT