BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Daum, futbolun anayasasını bilmiyor!

Daum, futbolun anayasasını bilmiyor!

Dâhi denilen ve ülkenin en büyük kulüplerinden birinin futbol takımının başında bulunan Alman hoca, belli ki, futbolun anayasasından bihaber...



Dâhi denilen ve ülkenin en büyük kulüplerinden birinin futbol takımının başında bulunan Alman hoca, belli ki, futbolun anayasasından bihaber... Konumuz tabii ki Daum... Futbolun anayasasının en önemli maddelerinin birinde şöyle der: “Ey hocalar, sakatlık veya ceza ya da çok çarpıcı form düşüklüğü dışında sakın ha, savunmanızda eleman değişikliğine gitmeyiniz...” Bu hangi kitapta yazıyor derseniz, böyle bir kitap yok. Bu, her teknik adamın kafasındaki futbol anayasasıdır. Daum bunu takmıyor. Kumar oynuyor, ki, kendisi de Rize’de itiraf etti, kazanıyor. Ama bu defa yemedi. F.Bahçe’nin son 15 dakikadaki geri dörtlüsüne bakın... Selçuk, Luciano, Servet ve Ümit Özat... Bir de şunu ilâve edeyim; F.Bahçe, elindeki bu kadroyla yüksek tempo basmaya niyetli olduğu hiç bir oyunu kolay kolay kazanamaz. Hatta, çabuk kapanıp, ayağa ve koşu yoluna iyi top kullanan orta saha elemanlarına sahip her takıma yenilir. Bu da, taktik anayasadır. Daum bunu da bilmez. Yapma be Nihat Özdemir! F.Bahçe Asbaşkanı Nihat Özdemir, hafta içinde, “Ortega bize oyun oynadı” şeklinde bir demeç verdi. Bu oyunun bedeli ise sadece 11 milyon dolarcık idi. Keşke sayın Özdemir, Ortega lâfı dolaştırıldığında, “Yahu başkan, bu adam defolu... Avrupa’da, hele hele kendi lisanının konuşulduğu ve milli takımdan dört arkadaşının bulunduğu Valencia’da bile tutunamadı. Bunu almayalım” diyebilseydi. Demiş olsaydı, şimdi bu demeci vermezdi. Ama F.Bahçe yönetiminde demokrasi var ya... İşte belki ondan dememiştir... Tahkim’in yeni dersi! Tahkim Kurulu, Disiplin Kurulu’nun Beşiktaş’a verdiği bir maçlık saha kapatma cezası için yürütmeyi durdurma kararı aldı. Doğru da yaptı. Çünkü, karara Beşiktaş’ın itiraz hakkı vardı. Bunun değerlendirilmesi için de Tahkim’in süresi yoktu. Türker Arslan ve arkadaşlarını kutluyorum. F.Bahçe - Ç.Rize maçının tekrar tarihine yaptıklarının aynısı yaptılar. Artık federasyon da, Disiplin Kurulu da dosyaların incelenme zamanlamasına biraz dikkat etsin. Yoksa tatsızlık çıkacak... Tamas gidiyormuş! G.Saray’ın genç Rumen’ini, Rusya’nın Spartak Moskova takımı transfer ediyormuş... Herkesin görüşü ayrı... Demek ki Ruslar ışık görmüş... Eh, G.Saray bu işten para kazanıyorsa, hiç olmazsa sahadaki başarısızlığını, bu yolla kapatmış olsun... Arif Kızılyalın’ın yazısı Gençlerden Cumhuriyet’teki Arif Kızılyalın geçtiğimiz cumartesi, Futbol Federasyonu Asbaşkanı Ata Aksu’nun isminin başlığında yer aldığı bir yazı yazmış. İçerik ve de doğal olarak Türkçe bir harikaydı. Doğrudur Arif; bu ülkede evindeki çocuğuna süt götüremeyen futbolcular da vardır, gece barda sabahlayıp, altıyı ganyana bir günde 20 milyar veren de... Ama alttakiler - üsttekiler ne yapalım ki, ülkenin gerçeğidir... Celâl Doğan’ın ekmek kapısı! Yine geçtiğimiz hafta gazetelerde, G.Antepspor Başkanı Celâl Doğan’ın, İbrahim Toraman’ı F.Bahçe’ye verdiği haberi çıktı. Kimilerine göre, hatta Celâl beye göre haber yalan... Bence de doğru... Neden mi ? Eeee, G.Antepspor’un ekmek kapısı F.Bahçe’dir... Şayet G.Antepspor, F.Bahçe ile alış verişe girmeseydi, acaba hali nice olurdu? Listeye bakın şimdi: Boliç ve KDV’si Mustafa, Johnson ve Preko, Hakan Bayraktar, Kemal Aslan, Alper, Erman Yıldırım... Bir toplayın bakalım, kaç para ediyor? Eeee, İbrahim Toraman haberinin yalan olduğunu inanabilir misiniz? Peki, bunlardan ne yarar sağlandı? Hiç! Kemal’in de eli kulağında... Tıpkı İbrahim’in de olacağı gibi... Rıdvan’ı dinleyin Rıdvan’ı! Futbolumuzun, kafası başka yerlere daha çok çalıştığından kısa ömürlü olan yıldızı Rıdvan Dilmen, geçenlerde İzmir’de bir bar açtı. Açılış günü de, ne rastlantı idi ki, G.Saray’ın barcılarının yakanlandığı haberi vardı. Tabii ki bu iki olay üst üste binince, Rıdvan’a G.Saraylı oyuncuları sordular. O da cevap olarak, “Maçtan bir veya iki gün önce bara gitmek yanlıştır. Benim barıma, Karşıyakalı oyuncuların bu süreç içinde gelmeleri olamaz...” dedi. Tıpkı, kendisinin top oynarken gitmediği gibi! Ülker ve Efes’in zaferleri! Dedim, demeye de devam edeceğim... Ülker ve Efes’in basketboldaki dış saha zaferleri devam ettikçe, futbolun pabucu yakında dama atılacak. Çünkü; bu ülkenin insanları, yabancılara karşı elde edilen sportif zaferlerle kendini buluyor. Bak; tarih! Kaleci Şenol’dan on numara sözler! D.Bakırspor kalecisi Şenol, F.Bahçe maçı sonrası acı biberli konuştu. Şenol’un, Bursa’da oynarken, bir ortak dostumuz sayesinde hasta F.Bahçeli olduğunu öğrenmiştim. Ama aynı Şenol, günümüz F.Bahçe yapısının, hiç de tutkunu olmaya başladığı günlerdekine benzemediğini açık ve net ortaya koydu. Bravo! Asıl olan da budur... F.Bahçe’yi tarihine döndürmek gerekiyor. Yani, o anlı şanlı sportif başarılarının alındığı günlere... Posta Gazetesi ve FB-TV! Geçtiğimiz hafta Posta Gazetesi’nde çıkan F.Bahçe’yle ilgili bir haberi, FB-TV’deki bayan spiker şöyle okudu: “Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda 0-0 berabere bittikten sonra, kural hatası sebebiyle tekrarlanan F.Bahçe - Rizespor maçı...” Hâle bakın! Ben demiştim, bir gün günümüz spor basını maç sonuçlarını da yanlış verecek diye... İşte buyurun! Hadi Posta, Milliyet’ten, Radikal’den yapılma, yani havuzdan çıkan gazete ama, peki, FB-TV kendi maçının sonucu nasıl yanlış verir? Verir, verir... Kâzım Kanat’ın dosyası ve Attila Kıyat ! Bizim Kâzım, geçtiğimiz haftaki köşesinde, F.Bahçe Yüksek Divan Kurulu’nun yeni başkanı ile ilgili bir yazı yazmış. F.Bahçe Kulübü’nden bu haberi şiddetle kınamasını bekledim. Hatta hatta Kâzım aleyhinde dava açmasını... Ama tık yok! Ayrıca, F.Bahçe Kulübü Başkanı’na, 70 milyonun gözü önünde, “Yalancı” diyen ve bunu da bir kaç kez tekrarlayan Attila Kıyat Paşa için, Haysiyet Divanı’nın devreye sokulmasını bekledim. İkisi de olmadı... Sükût ikrardan mı gelir? Babam öyle derdi de... Olan sadece, F.Bahçe’nin şampiyon kadrolarından birini kaptanı Onur Kayador’a oldu... Şenol’un kadrosu! Şenol Güneş, yepyeni bir Milli Takım açıkladı. Kimilerine göre bu, bir revizyondu. Ama bence öyle değildi. Sadece ana kadrodaki eskimiş, milli formayı çıkarmış iki-üç oyuncunun yeni alternatifi var mı, yok mu, ona bakılacak... Şu anda onların bile alternatifi var da, hani geçmiş olanı, ya da yakınlaşmış olanı var mı? Bence ona bakıldı. Popstar kuyruğu ve gençlik! Hani Atatürk, “Türk Gençliği” başlıklı bir hitabe yazmış ya... Sanırım bahsettiği gençlik, İzmir’de Popstar yarışması adaylığı için oluşan kuyruktakiler değildir. Şayet öyleyse ise, vah bu ülkenin haline... Özhan Canaydın tarihe geçti! G.Saray Başkanı Özhan Canaydın, gerçekten de tarihe geçti. Nasıl mı? Batmış kulübünü kurtarma adına, ülke ülke dolaşıp durmakla... Stad problemi yüzünden, her ekrana çıkışında biraz daha yaşlandığını göstere göstere... Yıldız oyuncu sorularına kafasıyla değil, yüreğiyle cevap verirken... Kendisine Fatih Terim’le ilgili sorular sorulduğunda ter dökerken... Şu mâlûm yabancı şirketle ilgili sorular sorulduğunda, sorunun sahibi spor yazarı Kadir Çetinçalı’yı azarlarken... Yine her basın toplantısında, soru soran sayısının bir-iki kişiye kilitlenişine öfkelenirken... Vali beyin başka işi yok mu ? İstanbul Valisi Muammer Güler, son günlerde ne kadar F.Bahçe, daha doğrusu Aziz Yıldırım etkinliği varsa, hepsinde başrol oyuncusu olarak yerini alıyor. Acaba İstanbul’un hiç sorunu kalmadı da, ondan mı? Fatih hocaya bir soru! Hocam; hiç Necati’den Volkan olur mu? Maden Volkan o kulübede oturuyordu, neden o, Hakan Şükür’ün arkasındaki görevi üstlenmedi ? Biz, G.Saray’ın hocası değiliz ama, galiba fazlaca Terimciyiz. Bu nedenle şaşırıyoruz. İkinci yarıda üçlüye dönüş, belki de derinliğe çabuk oynayan Gençler’’e karşı bir önlemdi ama, en öndeki üçlüyü pek kestiremedim doğrusu... Daum hazırlanıyor! F.Bahçe Teknik Direktörü Daum, D.Bakırspor maçından sonra, “Futbolcularım performanslarını zorladıkları, ya da kapasitelerinin üzerine çıkmayı zorladıklarında kazanıyoruz...” gibi yarınlar için, aylar önce belirttiğim patlamanın fitiline uzandı. O ne mi? Şu; “Ben F.Bahçe’yi şampiyon yapardım ama, yönetim istediğim oyuncuları almadı. Ben de ancak bu kadarını yaptım...” Çünkü ben bu filmi daha önce Beşiktaş taraflarında izlemiştim... Değişiklik nasıl yapılır ? Evet. sahi, bir takımda maçın içinde nasıl oyuncu değiştirilir? Bu tip uygulamalarda sistemli oynamanın büyük avantajı vardır. Lucescu da bunu yapıyor... Sinan çıkıyor, Ahmet Hassan giriyor... Sergen çıkıyor, Serdar giriyor. Ama İlie’nin çıkıp, Okan’ın oyuna girmesi ise buna uymadı. Ancak, Ümit’le Pancu arasındaki bölgenin sorumlusu İlie’nin yorulduğunu gören Lucescu, oraya dinamik ve topla oynayabilen, mesafe kateden bir oyuncu olan Okan’ı aldı. Bu da sistem dışı gibi görünüp ama sistemin çalışmasının devamını sağlayan hoca kurnazlığı idi...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT