BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kurtaran yalan!..

Kurtaran yalan!..

Sultan III. Mustafa Hân bir tepecik üzerinde oturmuş dinlenirken, musâhibi Nakşî’nin taşıdığı dürbünü isteyip bir müddet çevreyi temâşâ etmiş. Padişah, uzaklarda bir kadınla bir erkeğin uygunsuz biz vaziyette, sarmaş-dolaş olduklarını görmesin mi?!..



Osmanlı hükümdarları zaman zaman memleketin dâhilî vaziyetini bizzat teftiş ve kontrol için tebdil-i kıyâfetle halk arasına karışırlardı. Sultan IV. Murad ile III. Mustafa Hân’ın sıkça tebdil-i kıyafet gezdiklerini tarihler kaydediyor... Sultan Mustafa Hân bir bahar günü derviş kıyâfetiyle çarşıyı pazarı dolaşmış ve yorgunluk gidermek üzere kırlara doğru yürümeye başlamış... Bir de ne görsün?!. Samatya taraflarında bir tepecik üzerinde oturmuş dinlenirken, musâhibi (sohbet arkadaşı) Nakşî’nin taşıdığı dürbünü isteyip bir müddet çevreyi temâşâ etmiş. Meğer uzaklarda bir kadınla bir erkeğin uygunsuz biz vaziyette, sarmaş-dolaş olduklarını görmesin mi?!.. Padişah, Nakşî’ye seslenmiş: - Derhal git! Şu karşıdakiler kimlerdir, öğren gel!.. Nakşî derhal denilen yere gitmiş ve nefes nefese dönmüş... Doğruyu söylese hem Sultan üzülecek hem de o iki insan cezalandırılacak... Padişahın sohbet arkadaşı demek onu rahatlatan, üzüntü ve kederlendirecek şeylerden sultanı uzaklaştıran insan demektir... O da bir müsâhibe yakışanı yapmış ve hadiseyi şöyle anlatmış: “Hasret gideriyorlarmış!” - Efendimiz, demiş, bunlar hayli zamandır birbirlerini görmeyen iki kardeş imişler. Oracıkta birbirlerine rastlayınca yılların verdiği hasretlik bittiği için böyle sevince garkolmuşlar... Zât-ı şâhânenize de saygı ve sevgi ile bağlılıklarını bildirdiler... Pâdişah, meseleyi anlamış fakat, güngörmüş ve tecrübeli müsâhibinin hadiseye bu şekilde yaklaşmasını takdir ederek demiş ki tebessümle: - Nakşî! Berhudar olasın... Bir yalanla bizi öfkeden, iki kimseyi de cezadan kurtardın!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT