BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Efendimizin amcası Hazret-i Abbâs

Efendimizin amcası Hazret-i Abbâs

Efendimiz bir gün Hazret-i Abbas ve çocuklarını abası altına alır “Ey Allahım! Abbas’ı ve oğullarını bağışla ve mağfiret eyle. Öyle ki hiç günahları kalmasın. Yâ Rabbi onu ve oğullarını âfet ve belâlardan koru” diye dua buyururlar...



Allahın Habibi 6 yaşlarındadırlar. Annesi Amine Hatun ve cariyeleri Ümmi Eymen ile Medine’ye gider, babası Abdullah’ın kabrini ziyaret ederler. Nurlu çocuk Neccar kuyusunun önündeki havuzda yüzerken bir Yahudi âlimi sırtındaki nübüvvet mührünü görür. İsminin Ahmed olduğunu öğrenince çok heyecanlanır ve “bu çocuk âhir zaman peygamberi olacak” diye bağırmaya başlar. Yahudi âlimleri gelip gitmeye başlayınca Amine Hatun yavrusuna bir zarar gelmesinden korkar. Kendini iyi hissetmemesine rağmen Mekke’ye dönmeye kalkar. Tam Ebva denilen bir mevkiye gelmişlerdir ki dermanı kesilir, biricik oğlunu karşısına alır ve “eskir her yeni, ölür her yaşayan” diye başlayan nefis bir şiir söyler ki satır aralarında öleceğini fısıldar. ... Ve dediği gibi olur. Oracıkta son nefesini verir ki henüz yirmisindedir. Unutulmaz yıllar Ümmi Eymen onu alır, dedesi Abdülmuttalib’in yanına bırakır. Efendimiz 8 yaşına kadar (iki yıl) burada kalır, evin küçük oğlu Abbas’a (9 yaşındadır) çok ısınırlar. Abbâs her ne kadar amca oluyorsa da Efendimize akran ve arkadaş muamelesi yapar ama Allah’ın Habibi saygıda kusur etmez, onu “baba yarısı” bilir, fevkalade hürmetkâr davranırlar. Sonra... Sonra dedesi Abdülmuttalib ölür ve ipi kopmuş tesbih gibi dağılırlar. Efendimiz, amcası Ebû Talib ile birlikte Şam’a Basra’ya giderken, Abbâs becerikli bir tüccar olur, genç yaşta altınla oynamaya başlar. Bir keresinde sevimli yeğenini de yanına alır, beraber Yemen’i dolanırlar. Abbâs, Mescid-i Haram’a çok hürmet eder, kutlu binanın tamiratını üstlenir ve ziyaretçilere su dağıtmaktan büyük bir haz duyar. (Bu vazifeyi Müslüman olduktan sonra da bırakmaz.) Resulullah Efendimizin doğruluğunu herkesten ziyade Abbâs bilir, gelgelelim İslâm’ı tebliğ etmeye başladığında ne “peki” der, ne de “muhalefet” eder. Ancak yeğenini koruyup kollamaktan vazgeçmez. Hatta “Akabe Biatı”nda Medinelileri Müslüman olmaları hususunda cesaretlendirir ve “Resulullahı koruyacaklarına dair” söz vermelerini ister. Evet görünüşte Kureyşliler arasındadır ama müminler gibi ellerini açar “Ya Rabbi! Sen işitip görensin. Kardeşimin oğlunu sana emanet ediyorum” diye yanık yanık dualar eder.. Kurtuluş akçesi Aradan yıllar geçer Fahr-i âlem Medine’ye hicret ederler. Abbâs, Mekke’den ayrılmaz, yine eskisi gibi alır, satar, işine bakar. Allah’ın Resulü Münevver Belde’de cihanı aydınlatacak pırlantalar yetiştirir, kıyamete kadar örnek olacak bir cemiyet kurarlar. Bu huzur Kureyşli müşrikleri çıldırtır, silahlanıp pusatlanıp saldırmaya kalkarlar. Abbas’a “senin fikrin ne” demez, zoraki peşlerine takarlar. Ve yol gelir Bedr’e çıkar. Abbas uzun boylu ve güçlü kuvvetlidir. Fevkalade bir muharip olmasına rağmen savaşmaz, Medinelilere zarar vermemek için kenarları turlar. Cenk kızışınca teslim olur, onu alıp getirir esirlerin yanına koyarlar. Peygamber Efendimiz akrabalarına da diğerleri gibi davranır, “Ey Abbas, kendin, kardeşinin oğlu Ukayl bin Ebû Talib ve Nevfel bin Haris için kurtuluş akçesi öde. Çünkü sen zenginsin” buyururlar. - Ya Resûlallah ben Müslümanım, Kureyşliler beni sefere zorladılar. - Onu Allahü teâlâ bilir. Doğru söylüyorsan elbette ecrini verir. Ama biz zahire bakarız ki durum senin aleyhine görünüyor. Hangi altınlar? - Yanımda 800 dirhem vardı onu da ganimet olarak aldınız. Hiçbir şeyim kalmadı. - Peki o altınlar? - Hangi altınlar? - Hani Mekke’den çıkacağın gün hanımına verdiğin altınlar. Ümmül Fadl’a “bu seferde başıma ne geleceğini bilmiyorum. Eğer bir felâkete duçar olursam şu kadarı senindir, şu kadarı Fadl, şu kadarı Abdullah, şu kadarı Ubeydullah, şu kadarı Kusem içindir” demedin mi? - İyi de biz bunları konuşurken yanımızda kimse yoktu ki! Sahi bunu sana kim dedi? - Allahü teâlâ haber verdi. - Sübhanallah! Desene aşikâre Kelime-i şehadet söylemenin vakti geldi. Hazret-i Abbâs hulus-i kalp ile iman eder ancak bunu müşriklerden gizlerler. Böylece hem Mekke’deki Müslümanlara kol kanat gerer, hem de şehirde olup bitenleri duyurup Medinelileri ikaz eder. Bir ara çok bunalır Münevver Beldeye gelmek için izin ister. Efendimiz “senin cihadın Mekke’de. Yerinde kalmaya devam et” diye haber gönderirler.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT