BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şehid olmak istiyordu...

Şehid olmak istiyordu...

Resûlullah Efendimiz, bir gün şehitlikle ilgili müjdeler vermişti eshabına.



Resûlullah Efendimiz, bir gün şehitlikle ilgili müjdeler vermişti eshabına. Aynı gün, “Nevfel” adındaki bir sahabî, hanımı ve iki oğlunu alıp, geldi huzura: - Yâ Resûlallah, sizden bir isteğim var. - Nedir yâ Nevfel? - Ben bir dua edeyim, siz “amin” deyin. Efendimiz kabul buyurunca, kaldırdı ellerini. - Yâ Rabbî, şu iki oğlum yetim, hanımım dul kalsın. Bana şehid olmayı nasib eyle! Efendimiz taahhüdünü yerine getirdiler: - Amiiin! Nevfel’in istediği olmuştu. İlk savaşa katıldı ve şehid oldu. Aziz şehidi, bir gömleğe sarıp defnettiler. Definden sonra Resulullah, parmakları ucuna basarak yürüyordu ki, eshab-ı kiram merak edip sordu. Niçin böyle yürürsünüz? - Niçin böyle yürürsünüz yâ Resulallah? Efendimiz izah ettiler: - O kadar çok melek toplandı ki, ayağımı basacak boş yer bulamadım. Mücahitler zaferle şehre giriyordu. Harbe katılmayan müslümanlar tebrik için yollara dökülmüşlerdi. Nevfel’in hanımı da, iki oğluyla oradaydı. Efendimizi görüp, koştu yanlarına: - Gazânız mübarek olsun yâ Resulallah! Sonra beyini sordu: - Nevfel nerelerde? Efendimiz, şehadet haberini veremediler. Arkaya işâret edip yürüdüler. Ardından “Hazret-i Alî” geliyordu. Koşup kesti önünü: - Yâ Ali, Nevfel nerede? O da aynı şeyi yapıp, yürüdü ileri. Ardından “Hazret-i Osmân” geliyordu. Hâtun koştu ona: Nevfel nerede? - Nevfel nerede? O da arkaya işaret edip geçti öne. Kadın telaşlanmıştı. “Hazret-i Ömer”e koştu: - Yâ Ömer, Nevfel yok mu? O da işaret edip öne geçti. En arkada “Hazret-i Ebu Bekr yalnızca geliyordu. Kadıncağız çâresizlikle koştu ona. - Yâ Ebâ Bekr! Hani Nevfel? O, aynı hareketi yapamadı. Çünkü arkadan gelen yoktu. Kadıncağızı üzmek de istemiyordu. Eliyle sakalını tutup, sığındı Yaradana. Ve bütün kuvvetiyle nida etti: - Yâ Allaaaah! O anda bir “toz bulutu” belirdi uzaktan. Yaklaşınca netleşti silüet. Evet, bu gelen “Şehit Nevfel”di. Yaklaşırken seslendi: - Buyur yâ Ebâ Bekr, beni mi emrettiniz? Atından indi. Sıddîk’ın elini öpüp ilerledi. Bütün gaziler onu görüp hayrete düştüler...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT