BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıymeti bilinmeyen asrın bitkisi...

Kıymeti bilinmeyen asrın bitkisi...

Gıda ve sanayide 300’ün üzerinde kullanım alanı bulunan soya fasulyesini yetiştirmek için ülkemizin müsait olmasına rağmen dünya üretiminin ancak 2500’de birini gerçekleştirebiliyoruz



İSTANBUL - Birçok alanda uygulanan yanlış politikalar ve bilinçsizlikler, hem potansiyeli harekete geçirmemize engel oluyor hem de ülkemize büyük ekonomik zararlar veriyor. Bu alanlardan birisi de, asrın harika bitkisi diye anılan soya fasulyesi. Tüm dünyanın önemini anladığı ve stratejik bitki konumuna sokarak her geçen yıl üretimini arttırdığı soya fasulyesi için ülkemiz iklim ve toprak şartları açısından en müsait ülkelerden birisi olmasına rağmen, potansiyelini harekete geçiremiyor. İnsan ve hayvan beslenmesinin yanı sıra sanayide 300 çeşit alanda kullanılan ve dünyada yılda 180 milyon ton üretilen soyanın ülkemizdeki üretimi sadece 75 bin ton. Ülkemiz soyayı ihraç edebilecek potansiyele sahipken, her yıl ihtiyacı için 1 milyon 250 bin ton soya ithal ediyor ve 350 milyon dolar bedel ödüyor. Uzmanlar, soya fasulyesi gerçeğinin biran önce görülmesi gerektiğini ve geleneksel tarımdan ziyade bu tip ürünlerin üretim planlamasının yapılması gerektiğini ifade ediyorlar. Sahip olduğumuz 18 milyon hektarlık tarla arazisine başta soya olmak üzere diğer yağlı tohum bitkilerinin ekilmesiyle, en büyük problemlerimizden birisi olan işsizliğe de büyük oranda çözüm gelebilir. Karaosmanoğlu: İthalat azalır İTÜ Kimya Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Filiz Karaosmanoğlu dünyanın bitkisel yağlardan elde edilen biyodizelin önemini anladığını belirterek, “Biyodizel mevcut Diesel motorlarında tasarım değişikliği gerekmeksizin kullanılabilen, ticari olma başarısını yakalamış alternatif motor yakıtıdır. Amerika, petrolü olmasına rağmen soya yağı kökenli SOYDİZEL adı ile dizel yakıta alternatif olarak önemli ölçüde değerlendiriyor. Tarımın yoğun olduğu Kansas, Minnesota, Iowa gibi eyaletlerde tarımsal makineler, belediye otobüsleri ve okul servislerinde biyodizel başarı ile kullanılıyor. Amerikan soya tarımı, gerek gıda sektörüne gerekse alternatif yakıt sektörüne büyük destek veriyor. Amerikan Deniz Kuvvetleri de biyodizel üretip kullanıyor. Pek çok ulusal park taşıtında, başta deniz motorlarında normal dizel ve bitkisel yağlardan oluşan yakıt karışımı çok yaygın. Avrupa’da ise Fransa rafineri çıkışında dizel yakıtına % 2-5 biyodizel katkısını önde tutuyor. Almanya ve Avusturya da biyodizeli doğrudan kullanıyor. Almanya 2001’de büyük bir atak başlattı” dedi. Türkiye’de her yıl ortalama 15-16 milyon ton dizel yakıtı, % 90’ı dışa bağımlı olarak tüketildiğini ifade eden Karaosmanoğlu, “Türkiye, önce yakıt amaçlı bitkisel yağ için başta soya olmak üzere kanola, ayçiçek vb. yağlı tohum bitkilerinin tarımını özendirmeli. Belediyelerde biyodizel kullanımı teşvik edilmeli. Bu tüketim yerli üretimle desteklenmeli. Orta ölçekteki bir tesiste üretilecek biyodizelin maliyeti 650 000-750 bin TL. Bu biyodizelin yerinde kullanımı, taşıma ve depolama maliyetinin düşmesi avantajını da yanında getirir. Ayrıca ekonomik faydanın yanısıra, tarımda istihdamı sağlayacak ve kullanılan yakıt çevreye zarar vermeyecek” şeklinde konuştu. 300 yerde kullanılıyor Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Arıoğlu soya fasulyesinin, insan ve hayvan beslenmesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek “Soya tohumları %36-40 protein, %18-24 yağ, %26 karbonhidrat ve %8 madensel maddeler içeriyor. Gıdanın yanısıra soya, değişik sanayi kollarında yaygın olarak kullanılıyor. Soya; içerdiği değerli besin maddeleri sebebiyle 300 den fazla değişik yerlerde kullanılıyor. Bu özelliğiyle soya, asrın harika bitkisi olarak biliniyor” şeklinde konuştu. Dünya soya ticaretinde ABD’nin ön planda olduğunu ifade eden Arıoğlu, “ABD’yi Brezilya ve Arjantin izliyor. Soyaya verilen önem ve üretim planlamaları doğrultusunda dünyada üretim her geçen yıl artıyor. 1962 yılında dünya üzerindeki üretim 27 milyon ton iken 2002’de 180 milyon tona ulaştı. 2010 yılına kadar da 65 milyon tonluk bir üretim artışı öngörülüyor. ABD yılda 9.14 milyar dolar tutarında soya veya soya ürünleri ihraç ediyor” dedi. Üretimde çok geriyiz Arıoğlu, Türkiye’de ise soya üretim potansiyelinin mükemmel olduğunu belirterek “Soya ikinci ürün olarak da ekilebiliyor. Toprağı zenginleştiren soya, buna rağmen izlenen yanlış tarım politikaları ve şuursuzluk sebebiyle içler acısı bir görüntü veriyor. Amerika 2002’de 80 milyon ton soya üretirken biz sadece 75 bin ton üretmişiz. Dünya soya üretimi her geçen yıl artarken biz seyirci kaldık. Ülkemiz ekonomisi ve tarımı açısından bir değerlendirme yapıldığında, soyanın önemi daha da artacak. Zira; 2001 yılı değerlerine göre, ülkemize, 321 bin ton soya fasulyesi, 378 bin ton soya küspesi ve 168 bin ton da ham soya yağı ithal edildi. Bunu soya tanesine indirgediğimizde, toplam 1.250.000 ton soya ortaya çıkıyor ki, bu çok büyük bir değer. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattından yılda 300 milyon dolar gelir bekleyen Türkiye 350 milyon doları soya ithalatına veriyor. Soya tarımının ülkemiz sanayisine ve ekonomisine katkısı çok büyük. Bu sebeple ülkemizde soya üretimini istenilen düzeylere çıkartabilmek için, gerekli tedbirlerin vakit geçirilmeden alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT