BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Collina’nın büyük hatası ve hoşgörü

Collina’nın büyük hatası ve hoşgörü

İtalyan hakem Collina dünyanın en başarılı futbol hakemi. Ancak, hakemlikte bir tolerans yorumu var. Bu yorumda denir ki; “En iyi olmak hiç hata yapmayacağı anlamına gelmez!” Nitekim, en iyiler de hata yapabiliyor.



Collina’nın büyük hatası ve hoşgörü İtalyan hakem Collina dünyanın en başarılı futbol hakemi. Ancak, hakemlikte bir tolerans yorumu var. Bu yorumda denir ki; “En iyi olmak hiç hata yapmayacağı anlamına gelmez!” Nitekim, en iyiler de hata yapabiliyor. Tıpkı Collina’nın, Arsenal ile Celta Vigo arasında oynanan ve 2-0 İngiliz takımının lehine sonuçlanan Şampiyonlar Ligi çeyrek final mücadelesindeki gibi. Celta Vigo kalecisi ceza sahası içinde rakip oyuncuya tabanla öyle bir girdi ki, taraflı tarafsız herkes o pozisyonu izlerken “Arsenal lehine penaltı ve İspanyol kalecinin de ihracı gerekir” yorumunu yaptı. Peki İtalyan hakem ne karar verdi? Doğrusu izleyenlere parmak ısırtan bu pozisyona dünyanın en iyi hakemi hiçbir şey olmamış gibi “devam” dedi. Şimdi düşünün, böyle bir fahiş hatayı Collina yapıyor, ertesi gün İngiliz medyasına bakıyorum, hakemle ilgili tek satırlık bir tepki yok. Ve, bir de Türkiye’ye dönüyorum. Maazallah, böyle bir hata Süper Lig’de işlenseydi acaba Türk medyası, Süper Lig’deki yöneticiler ne yapardı? Güler’den Yurdadön’e vali sözü “Yanınızdayım başkan! Gece gündüz hiç fark etmez. Türk atletizminin başarısını amaçlayan her proje için beni her zaman arayabilirsiniz!” İstanbul Valisi Muammer Güler, Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Yurdadön’e yanımızda bu şekilde söz verdi. “Okul yarışları, yol yarışları, kulüpler arası müsabakalar!.. Aklınıza ne geliyorsa, İstanbul Valiliği olarak tüm imkanlarımızı seferber etmeye hazırız” dedi ve şöyle devam etti vali Güler: “Ben bir atletizm aşığıyım. Güzel İstanbulumuz’da da bu spora yatkın binlerce genç var. Onları birer başarılı atlet olarak alkışlamak istiyorum!” Bu umut dolu sözlerin vaadi bile Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Yurdadön’ü heyecanlandırmaya yetti. “Sağolun efendim. Bizim şu an en büyük eksiğimiz sponsorlar!” Vali Güler daha kararlı bir ifadeyle sözlerinin arkasını getirdi: “Hele siz özerklik işini bir halledin!.. Görün bakın biz İstanbul’u atletizmin merkezi yapıyor muyuz yapmıyor muyuz!” Şimdi Yurdadön, İstanbul Valisi’nin yaktığı bu ışığı tüm ülke sathına yayabilmek için özerklik konusunu bir an önce çözme peşinde. Bakalım Yurdadön’ün çabası özerklik kapısını açmaya yetecek mi? Yiğiter Uluğ’a hiç yakıştıramadım “Arkadaşlar!.. Sporda başarıya ulaşmak istiyorsanız medyaya kulağınızı kapatın!” İstanbul Valiliği ve GSGM’nin tertiplediği Sportif Başarıda Psiklojik Desteğin Önemi konulu panelde bu sözleri, spor yazarı kardeşimiz Yiğiter Uluğ’dan işitince, beynimden aşağı bir kova sıcak su boşaldı sanki. “Eyvah!” dedim, özünde güzel hisler olan, daima müspet önermelerde bulunan Yiğiter’i de kaybettik. “O da mı” dedim? “O da mı popülizmin esiri oldu? Yoksa şöhretin acı rüzgârına o da mı kaptırdı kendini?” Spora ve sporcuya boy aynası olan spor medyasını hafife almasını Uluğ’a hiç yakıştıramadım. Sporcular şöyle sesleniyordu; “Okumayın, izlemeyin ve dinlemeyin!” Müthiş öfkelendim! Panel sonrası Yiğiter’e bu talihsiz konuşmanın sebebini sorduğumda; Bayan Voleybol Milli Takımı Başantrenörü için bir ustamızın yazdığı ‘Milli Takım’a final kazandıramayan bir teknik adam iyi coach değildir’ diye yazmış olmasını gösterdi ki, bu cevap çok komikti. Yiğiter gibi birisi; “İYİ”nin “DAHA İYİ”si, “DAHA İYİ”nin “EN İYİ”si olduğunu bilmiyor olabilir miydi, sanmam! O halde Yiğiter’in bindiği dalı kesme hevesinin altında yatan şey ne olabilirdi? Popülizm! O topluluğa şirin gözükme sevdası. Yapma Yiğiter! Spor yazarlığı bu kadar ucuz değil! Peşin hüküm ve sağduyu İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ile AK Parti Hükümeti arasında esen soğuk rüzgârları bilmeyen yok her halde. Rektör, bizim de jüri üyesi olduğumuz İstanbul Üniversitesi Yılın Sporcuları Ödül Töreni öncesinde hayli kaygılıydı. “Spordan Sorumlu Devlet Bakanı sayın Mehmet Ali Şahin’i törene davet edersek, icabet ederler mi, acaba?” diye bir endişe taşıyordu. Rektör bey, bu kaygısında haksız sayılmazdı. İstanbul Üniversitesi’nin daha önce üç farklı konudaki davetine hükümet üyeleri ilgi göstermemişti. Bir defa daha refüze olmak istemiyordu rektör bey. Ama!.. İlim dünyasında peşin hükümle hareket olamazdı. Prof. Dr. Alemdaroğlu da hislerine değil sağduyusuna göre hareket etti ve bakan M.Ali Şahin’e davetini yaptı. Sonuçta gördük ki; rektörün kaygıları değil, sağduyusu yani; sporun gücü, barış ve dostluk galip çıktı. Bakan Şahin hem davete katıldı, hem de törende yaptığı içten çok hoş konuşmayla bir çok buzları eritti. Bu güzel ülkede sağduyu sahibi herkesin özlediği tablo da zaten bu değil mi? MIHLAMA Yetenek maç kazandırır, zekâ ve takım ruhu ise şampiyonluk kazandırır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86904
    % 0.12
  • 6.024
    % -0.27
  • 6.7249
    % -0.24
  • 7.6694
    % -0.11
  • 247.498
    % -0.51
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT