BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sınavzede gençlerin şoku...

Sınavzede gençlerin şoku...

Tabir caizse, “büyüklerimiz” veya bilim adamlarımız, her fırsatta bu ülkenin en büyük hazinesinin “gençler” olduğunu söyleyip dururlar.



Tabir caizse, “büyüklerimiz” veya bilim adamlarımız, her fırsatta bu ülkenin en büyük hazinesinin “gençler” olduğunu söyleyip dururlar. Oysa, bu ülkede, gençlere reva görülen, bu parlak sözcüklerle tamamen çelişki içinde. Gençlerimizin içinde bulundukları bunalımları, geçirdikleri rahatsızlıkları bir yana bırakınız, son skandal bile, memleket evlâtlarına yapılan eziyeti, bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmıyor mu? Gerçekten de, üniversite giriş sınavı için, aylardan beri, belki de yıllardır çalışan, ailelerinin maddi ve manevi fedakârlıkları sayesinde, bir umut ışığı yakalayan binlerce genç, şimdi karanlıklar içinde bocalıyor. Sınavzede gençlerin şoku, öyle hemen atlatılacak cinsten olmadığı gibi, büyük tahribata da sebep olacak nitelikte. Bir ülkenin, bir devletin, pek çok özelliği var. Ancak, bunlardan en önemlisi “güvenlik”tir herhalde... Yani, başta devletin egemenliği ve ülkenin sınırlarının güvenlik altında olması gerekir, daha sonra da vatandaşın çeşitli güvenlikleri mutlaka sağlanır veya sağlanmalı. Neredeyse, güvenlik ve özgürlük baş başa bir değerde. Çünkü, güvenlik olmadan özgürlük de olamaz. Ne yazık ki, ülkemizde güvenliğin geri planda kaldığı, hemen hemen her olayda gün ışığına çıkıyor. Düşünün; bir ülkede, çok önemli bir sınavın güvenliği sağlanamıyorsa, bunun suçlusu sadece bir şahıs veya bir kurum olamaz. Elbette, son sınav iptal rezaletinin baş sorumlusu YÖK görülebilir. Fakat tek suçlu, bu olayın çapı ile eşit olamaz. Bu olayı, bir bütün olarak ve bütün ayrıntılarıyla ele almak gerek. Her şeyden önce, Milli Eğitim sistemimizin ve politikamızın iflası denmese bile büyük zaafı, bu olayın altında yatmaktadır sanırız. “Bir musibet, bin nasihatten evlâdır” diye ünlü bir sözü çağrıştıran son olay, eğitim politikamızın veya sistemimizin büyüteç altına alınmasının zamanının geldiğinin işareti olarak da sayılmalı. Unutulmamalıdır ki, sınav sonunda yine yüzbinlerce kişi üniversiteye giremeyecekti. Şimdi vurgun yemişçesine büyük bir şok içinde bulunan gençlerimizin açıkta kalmaması için, çeşitli eğitim kurumlarına kanalize edilmeleri gerekmez mi? Ve yine unutulmamalıdır ki; bu ülkede, beş-on üniversiteden neredeyse her il bir üniversiteye kavuşturulmuş durumda. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki üniversiteler de hatırdan çıkarılmamalı. Aslında, üniversiteye giriş sınavları, “çıkmaz bir sokak” olarak da değerlendirilebilir. Fakat her şeye rağmen; madem ki, böylesine kargaşalı bir sistem ile karşı karşıyayız, o zaman hakkını vermemiz ve en başta güvenliği sağlamamız gerekir. Aradan uzun bir süre geçtiği için nerede okuduğumuzu pek hatırlamıyoruz, belki de duymuş olabiliriz ama, sınav sorularıyla ilgili ilginç bir olayı aktarmadan geçemeyeceğiz. Mısır-İsrail düşmanlığı döneminde, meğer İsrail istihbaratı, birkaç defa Mısır’daki imtihanların sorularını elde ettiği gibi, cevaplarını da sınav gecesi veya sabahı radyodan yayınlamış. Fakat paniğe meydan verilmemesi için, sınavlar hiç ertelenmemiş. İki kitapçığın çalınması üzerine, sınavın ertelenmesiyle birlikte özellikle öğrenci ve velileri şimdi perişan bir şekilde, çıkış yolu arıyorlar. Tabii ki, tepkileri çok büyük. Bu olay, seçimlerden bir hafta kadar önce olmuş olsaydı, belki de iktidardaki DSP’nin oylarını olumsuz bir şekilde etkilerdi diyen velilere bile rastlanıyor. Dileriz ki; bu “musibet”, bin “nasihattan” daha etkili olur. Gerçekten de gençlerimize yazık, hem çok yazık oluyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98812
    % -0.52
  • 5.4924
    % -1.28
  • 6.1985
    % -1.51
  • 7.3364
    % 0.15
  • 234.388
    % -0.66
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT