BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vakayı âdiye!

Vakayı âdiye!

Hayır TBMM’deki türban olayından bahsetmiyorum. Çünkü televizyonlar onun da suyunu çıkartmayı başardılar doğrusu...



Hayır TBMM’deki türban olayından bahsetmiyorum. Çünkü televizyonlar onun da suyunu çıkartmayı başardılar doğrusu... DSP ve MHP’nin konuyla ilgili tutumlarına da hiç temas etmeyeceğim. Çünki bu olay altmışbeş milyonun önünde cereyan etti. Mecliste olanları herkes dünya gözüyle bir defa daha gördü... Gördü de ne oldu? Ne olduğunu veya ne olacağını bize zaman gösterecek. Yorum yapmak için çok zamanımız olacak ancak CHP ve ANAP’ın18 Nisan seçimleri sonrasındaki perişanlıklarını hatırlatmakla yetineceğiz. Bir de “değişti-değişmedi” tartışmalarına açıklık getirmekte yarar var. Pazar günü izlediğimiz yemin töreni sırasında MHP’nin gerçekten değiştiğini, DSP ve Ecevit’in ise hiç değişmediğini görme fırsatı bulduk. DSP ve Ecevit’in kuzu postuna bürünmüş hallerinden sıyrılarak, gerçek yüzlerini göstermelerini kaygıyla izledik. Olumlu, uyumlu, insan hak ve hürriyetlerinin savunucusu Ecevit gitmiş, yerine 1980 öncesinin hırçın, uzlaşmaz ve hiç kimseye hayat hakkı tanımayan eski Ecevit gelmiştir. Ecevit ve DSP’nin seçim öncesindeki değişikliğinin oy avcılığına dönük bir takıye olduğu açıkça anlaşılmış oldu... Bugün sizlerle paylaşmak istediğim asıl mevzu bu değil. Zaman içerisinde hepimiz tahammüllü olmayı ve birlikte yaşamayı öğreneceğiz. Çünki “mahkeme kadıya mülk değil.” TBMM’nin % 80 çoğunluğunu elinde bulundurduğunun farkına varacak olan sağduyulu parlamenterler, bu terörü durduracak tedbirleri alacaklardır. Bizi asıl üzen konu pazar günü yapılması gereken üniversite seçme sınavlarının iptali olmuştur. Bir buçuk milyon genç, asgari altı milyon insan ve altmışbeş milyon vatandaşı ilgilendiren sınavların ileri bir tarihe alınması tam bir başıbozukluk göstergesidir. Beş trilyona ulaşan maddi zarara mı, yoksa birbuçuk-iki ay daha azap çekecek gençlere ve ailelere mi yanalım? Hele YÖK Başkanı Gürüz’ün gayet pişkince “Adi bir polisiye vaka” tanımlaması acılara tuz biber ekti... Bu arada olay duyulur duyulmaz, konuyu program halinde kamuoyuna sunan TGRT’yi kutluyoruz. Gerçek bir televizyonculuk örneği sergilendi. Ancak Savaş Ay; aslanlar gibi saldırdığı garipleri unutmuş olsa gerek. Sadece kendisinin değil, TGRT izleyicilerinin de yüzüne telefonu kapatan Gürüz’e karşı besili tavşanlar gibi pusup kaldı... Fethi Toker’in beyefendi tavrı ve mahcubiyeti nerede, Kemal Gürüz’ün saldırgan tavrı nerede? Gürüz kulağına fısıldanan “Adi polisiye vaka”sı teranesini en az üç defa tekrarlarken, konulara ne ölçüde bîgâne kaldığını sergiledi... Hele “Marifet iltifata tabidir” benzetmesi ile bizlere; “Şecaat arzetmesi” tam bir komediydi doğrusu... Olan olmuştur. Olana ve ölene çare bulunmaz. Ancak bizi üzen olayın vuku bulmasından çok Kemal Gürüz’ün tahrikkâr tavırları olmuştur. Herkes hata yapar, en gizli sırlar bile çalınabilir. Hatta en iyi korunan yerler ve şahıslar bile hedef olabilir. Fakat Fethi Toker’in gösterdiği nezaket ve pişmanlık gibi Kemal Gürüz’ün de tahrikleri unutulmaz. Her neyse, sağlık olsun deyip sabredelim!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT