BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Teşekkür edeyim dedim”

“Teşekkür edeyim dedim”

Aramıza yeni katılan okuyucularımız hatırlamazlar ama, bu köşenin fena hatıra kaynağı sayılmazdı İstanbul’dan Tahir Albayrak vardı...



Aramıza yeni katılan okuyucularımız hatırlamazlar ama, bu köşenin fena hatıra kaynağı sayılmazdı İstanbul’dan Tahir Albayrak vardı... Her türlü orijinal olay sanki onun başına gelirdi... Bir süreden beri, “Ya nazar değdi böylesi hatıralar yaşamadı, ya da yaşadıklarını artık anlatmıyor” diyordum... Ama işte bir orijinal hatıra ile yine aramıza katılmış bulunuyor... “Otomobilde hem kafamdaki işleri yorumluyor, hem de normal bir hızda seyrediyordum... Biraz ilerideki kavşakta, bir kamyonun, bizim güzergahımızdaki yolu kesip karşıya geçmek için beklediğini gördüm... Adamcağız, iki de bir hamle yapıyor ama, bir türlü gelip geçen araçlardan fırsat bulup da, geçemiyor... Öyle ya, ana yoldan geçen araçların hepsi otomobil... O ise kamyon... Otomobile göre hantal mı hantal... Gaza basıp koca araç yerinden oynayana kadar, bir iki otomobil daha yetişiyor kavşağa... Yol ise otomobillerin... Otomobil geçerken onun beklemesi lazım... Kamyon şoförlüğü yapmayan, kamyonculuğu bilmez. Kamyon şoförünün halinden de anlamaz... Dedim ki içimden: “Şu garibana yardımcı olayım... Şöyle yolu biraz da ortalayacak şekilde durayım. Arkamdan gelecek otomobiller de durmuş olur. Böylece kamyon şoförü bir türlü geçmek isteyip de geçemediği kavşaktan savuşur gider...” Kavşağa gelip düşündüğüm gibi fren yaptıktan sonra, kamyon şoförüne de, “Haydi durma geç!” der gibisinden el ettim... Şoför maksadımı anlamıştı. Hemen gaza bastı ve kavşaktan karşıya hareket etti... Tamamdı işte... Bu kadardı... Kamyon geçtikten sonra, ben de devam edecektim yoluma, ardımda yığılan diğer otomobiller de... Ama o esnada birşey oldu... Baktım, kamyon şoförü, kamyonun sağ penceresinden bana işaret ediyor... Ediyor ama, o esnada kamyon da geri geri üzerime doğru geliyor... Hay Allah yol da biraz meyilli imiş... Adam bana teşekkür edeceğim derken arabayı kaçırmaya başladı işte... Ha şimdi fark eder, ha şimdi diyorum ama, kamyon gerçekten geri geri otomobilime doğru geliyor... Ne yapmam lazım peki?.. Geri geri gidemem... Çünkü arkamda otomobiller durmuş vaziyette... Kamyon ise ha vurdu ha vuracak... Korna falan çalıyorum ama sonuç değişmiyor... Son bir gayretle, yandaki refüje çıkayım dedim ama, refüje çıkmam da yetmedi... Koca kamyon geri geri geldi ve otomobilime küt diye bindirdi... Buyur burdan yak!.. Hiç aklıma gelir miydi, iyilik için yol vereceğim kamyonun geri geri kayıp bana çarpacağı?.. Mecburen indik aşağıya... Şoför şaşkın!.. Ben şok olmuş durumdayım... Halk başımıza üşüşmüş... -Ne yaptın aslanım?.. -Abi emin ol ki, sana teşekkür etmek için el sallayım dedim... -Aslanım, teşekkür etmeden gitseydin, sana ardından yetişip niye teşekkür etmedin mi diyecektim? Ne olacak şimdi?.. Arabamda meydana gelen hasara baktım. Nerden baksan en az ikiyüz milyonluk hasar var... Ne de olsa kamyon çarpıyor taksiye... Ön kısmı buruşturup attı... Başladı ağlamaya bu kez... Yemin billah ediyordu ki, o kamyonun şoförüydü. Beş kuruş parası yoktu... Derken polis geldi... Zabıt tucacak... Dedim ki, -Tamam memur bey, biz aramızda anlaşıyoruz. Siz görevinize devam edebilirsiniz. - Öyleyse, yolu açın da trafik devam etsin. Yolu açtık... Herkes yoluna devam ederken, ben çaresiz şoförle kalakaldım... İyilik ettiğime mi yanayım, beş parasız şoförün karşımda çocuklar gibi ağlamasına mı? Zaten bir hayli ödemelerim varken, durduk yerde başıma patlayan onca masrafa mı?.. En son dedim ki içimden, “Aslanım bunu sen hak ettin... Madem bir iyilikti maksadın, yaptın iyiliğini işte...” Tuttum elini ve “Haydi güle güle... Sen yoluna devam et!” diyerek gönderdim... O süklüm püklüm mahçup bir şekilde kamyona binip uzaklaşırken, geriye sadece acı tebessümlerimle cık cıklarım kalmıştı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT