BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya takımının deha hocası!

Dünya takımının deha hocası!

F.Bahçe Başkanı, her başarısız sezondan sonra “Biz dünya takımı olacağız” deyip duruyor....



F.Bahçe Başkanı, her başarısız sezondan sonra “Biz dünya takımı olacağız” deyip duruyor.... İyi, güzel... Hedef çok şık... İnşaat, havuz falan da iyi... Ama o ne? Takımın teknik direktörü, hem de 2004 yılında, her olumsuz sonuçtan sonra “Şanssızdık” diyor. Bence dünya takımı hedefine hiç uygun değil... Düne kadarki kurtarıcısı Rebrov zarı aklına gelmiyor. Gele gele, 1.5 aydır oynamayan yarım sağlam Mehmet Yozgatlı geliyor. Bu arada Samsunspor Teknik Direktörü Erdoğan Arıca, F.Bahçe maçını, içine hiç şans faktörü koymadan nasıl planladıklarını anlatınca, bir futbol tutkunu olarak sevindim. Çünkü; Daum yabancı ve yılda 3 milyon Euro alıyor ve de şans kayığı ile geziyor. Erdoğan Arıca üç kuruş ancak alıyor, tekniğe ve bilime dayalı düşünüyor... Haaa bir bakarsınız, Daum da inşaat işlerine girer ve hep birlikte kurtulurlar... Kadıköy’ü kurtardığını sanan CHP’lilere! Kadıköy, öteden beri CHP’nin kalesidir. Sadece bir kere ANAP tarafından hafifçe sallanmıştı. Bu defa da CHP’nin elde kalan bir kaç kalesinden biri olarak ayakta duruyor. Kadıköylü vatandaş bu defa da Türkiye’yi irticadan kurtarmak adına CHP’ye oy verdi. Ne kahraman halk değil mi? Ama acaba aynı Kadıköylü, başta Kuşdili, Bostancı gibi pazar yerlerinin ne hale geldiğini görebiliyor mu? Görüyordur da, irticaya karşı önlem (!) almaktadır. Ama yarın oralarda, Allah korusun, bir yangın çıkarsa, kaç yüz değil, kaç bin kişinin öleceğini tahmin edebiliyor mu? Siz ülkeyi irticadan kurtarmaya devam edin! Öcal Uluç’un yazısı ve bizim “Keriz” meselesi! Öcal Uluç Ağabey geçtiğimiz cumartesi günü “Türkiye Spor Yazarları Derneği’ne başkan gibi bir başkan arıyorum” sloganı ile harika bir yazı yazmış. Bizim Ümit Aktan da dünkü köşesinde “Ben, o ilkelerle hazırım” ya da, “O ilkelere sahip biri varsa, onunla olurum” mesajını vermiş. Bir kere boşuna uğraşmayın; tezgâh dokunmuş, bitmiştir. 30 yıllık üyesini, 12 yıl aralıksız yönetim kurulu üyeliği yapmış mensuplarını delege yapamayan dernekten ne hayır gelebilir ki?.. İşte böyle, Öcal Uluç da adam gibi adam arar, Ümit de boşuna tepinir. Haaa az kalsın unutuyordum; “Türk Spor basını keriz mi” diye bir yazı yazmıştım, hafta içinde... Konu, Aziz Yıldırım’ın, Tuncay’ın sözleşmesini, şayet hakiki ise, sadece Fenerbahçe TV’ye alışına, bütün meslektaşlarım adına tepkiydi. Baktım, hiç kimse katılmadı... Öcal ağabey, Ümit; yarın bu spor basını topluca, Aziz Bey’in yeni bir basın toplantısına icabet eder ve yerlere yapışmış onurunun üzerinden bir kere daha kendisi de geçer... Siz de hâlâ başkan gibi başkan arıyorsunuz... Buna Diyojen’in feneri değil, Mısır’daki ‘İskenderiye Feneri’ bile yetmez! Mehmet Atalay’ın kahrı! GSG Müdürü Mehmet kardeşim, geçen haftaki yazımdan sonra aradı. Bir gazetede mâlûm kişi ile çekilmiş bir fotoğraf için yaptığım yorumun kendisini bir kere daha kahrettiğini dile getirdi. “Ben zaten perişanım ağabey... Kendime o kareye girmeyi hiç yakıştıramamıştım. Bir de sen yazınca...” diye yakınan Mehmet’i, Bakan’la birlikte yaptığı nezaket ziyareti yakmış. Hatta Bakan’ı da... Neyse... Zat-ı muhtereme duyurulur... Kâzım Kanat’ın hafızası da gitmiş! Bizim Kâzım diyor ki, “Ersun Yanal’ın kupası yok... Ersun Yanal’ın yetiştirdiği star oyuncu da yok... Ne işi var Milli Takım’da?” Kâzım, hâlâ aynı yerdesin yahu... Şu kupa işinden vazgeç kardeşim. Bak; Şenol Güneş, Dünya Kupası ve Konfederasyon Kupası üçüncülükleriyle zaten sen ve yandaşlarını madara etti, bari Ersun’dan aynı tokadı yemeyin... Sonra, Serkan, Deniz, Youla, Veysel, Ali Tandoğan bu kadar oyuncu muydular? Filip Deams, hayatında ilk defa ülkesinin milli takımına Ersun’un elinde seçilmedi mi? Ayıp be! Bu işten anlamıyorsunuz, bari hafızanızı yoklayın! F.Bahçe yönetiminin müthiş kararı! F.Bahçe yönetiminden birileri, geçtiğimiz hafta, “Bundan sonra transfer edeceğimiz oyuncunun son kulübü olmayacağız” gibisinden bir karar aldıklarını açıkladı. Ben basından okudum. Galiba Deniz Derinsu, Sabah’ta yazmıştı. İyi, güzel de, uzun süre kullanmak üzere aldığınız oyuncular nerede? Örnek mi? Servet, Mahmut gibi falan... Kulübe bunlarla dolu... Bir bölümü satıldı, kiralandı. Sonra futbolda böyle bir kural yoktur. Siz dua edin de, son sahibi olduğunuz Van Hooijdonk vardı... Yalçın Granit’e yakıştı mı? Ülke basketbolunun bir numaları ismi, hiç kuşkusuz, efsane oyuncu Yalçın Granit’tir. Daha doğrusu benim kuşağım ve az öncesi bunu böyle bilir. Ama aynı Granit geçen hafta verdiği bir demeçle, hayâl kırıklığı oluşturdu. Granit dedi ki , “G.Saray’ı basketbolda TRT yaktı. Para ödemedi...” Oldu mu Yalçın usta? Yakıştı mı? G.Saray gibi ülke basketbolunun bir zamanlar lokomotifi olmuş bir şubeyi bu hale TRT mi getirdi? Siz ve sizin gibilerin hiç mi payı yok? Sabah çok geç kaldı ! Sabah’ın 14 Nisan sayısında şöyle bir manşeti vardı: “ Hiç yakışmıyor!” Başlığın altında da üç büyük kulübün başkanlarının fotoğrafı vardı. Yani, geçen haftaki demeç furyasından söz ediliyordu. İyi, güzel de, bendeniz bunu 7 Nisan’da, yani bir hafta önce yazmıştım. Hem de böyle kıvırarak değil, net ve sert... Neyse, bir haftalık rötar pek fazla (!) değil... Ali Sami Yen inadı bitti mi? Gazetelerden okuyorum, televizyonlardan izliyorum; Şişli Belediye Başkanı sevgili Mustafa Sarıgül, G.Saray’ı Ali Sami Yen’e taşımak için kazmayı vurmuş. Peki, sayın başkan Canaydın, düne kadar neden inat ettiniz? Büyük bir Avrupa markasının erimesine göz yummuş, hatta çanak tutmuş olmuyor musunuz? Bakın bakalım, bu sizin voleybola benziyor mu? Takım Ali Sami Yen’e dönerse, nasıl top oynayacak? Hagi’yle bile mi? Bakın ona karışmam... FB-TV’deki 1907! F.Bahçe’nin TV kanalında, 1907 Derneği’nin eski başkanlarından Ferruh Tanay bir program yapıyor. Karşısına, kendine göre tanınmış F.Bahçeliler’i alıp sohbet ediyor. Geçenlerde de 1907 Derneği’nden ismini atladığım, ama soyadı Solakoğlu olan bir vatandaş vardı. Sayın Solakoğlu nedir bilmem ama, derneğin kongre kulislerine karışmasına çok kızmış. Onlar fikir üretirip yönetime verirlermiş... Hadi yahu! Bak sen! Basketbolun kaç parasını batırdınız acaba? Ne fikri verdiniz bugüne kadar? Levent’teki lüks lokalinizde geceler tertip edip, barda içkiler içtiniz. Ben ekranda bunları gördüm sadece... Bırakın da yürekli üyeleriniz, isimlerini burada vermeyeyim, siz onları bilirsiniz, dün olduğu gibi çıkıp aramıza girsinler... Yoksa siz de sayın başkanın fırçasından ödü kopanlardan mısınız? Kim, ‘Kim 500 Milyar İster’i izlemek istemiyor? Ben olsam programın adını böyle değiştiririm. Zaten vatandaş değiştirdi bile... Öyle ya, bu ülke insanının engin ve geniş kültürü, böylesine programlara ihtiyaç göstermiyor. Bence, sabaha karşı yayınlayın daha iyi... Fabrikalardaki gece nöbetçileri izler, o da bu kafaya yeter... Yarışmanın yayınlandığı kanalın genel yönetmeni de, attığı zaman mangalda kül bırakmaz hani... Vallahi yazık! Zaten topu topu iki üç tane kaliteli program var, onlar da gece yarısına konularak izlenmesin diye uğraş veriliyor... Trabzonspor! Sadece bu kadar kısa ve net bir başlık altında yazmak daha doğru olur dedim. Belki de tekrar olacak ama, gerek duyuyorum. Sezon başlamadan önce, bu sütunda, “Bu sezon G.Birliği’nin yerini Trabzonspor alır...” diye bir görüş ortaya atmıştım. Samet’le başladı, Turgay’la arıza yaptı, şimdi Ziya ile gidiyor. Hem de nereye? Yine, “F.Bahçe, Samsun’u yenemezse, Trabzon daha şanslı duruma gelir” dedim, geçtimiz hafta... Geldi de... Bir de şu Yattara var... Ben, 1958 ve 1962 Dünya Kupaları’ndan sonra bir Garrincha arar dururum, ama bulamam... Şimdi esintiler hissediyorum, hatta görüyorum. Fatih Tekke de kafayı iyi futbola taktı mı, yıkıp geçiyor. Diğerlerinin hakkını yemeyelim... Takım gibi takım Trabzonspor... Hasan Şaş ve Ümit! Hasan Şaş için, yanılmıyorsam 3-4 hafta önce “Hoşgeldin” demiştim. Sonra Hasan yine gitti. Şimdi Hasan gene geldi. Hem de ne geliş! Sevgili Hasan, yapma, etme, artık gitme! Çünkü sen bu ülkenin en önemli üç-dört futbolcusundan birisisin... Bir de Beşiktaşlı Ümit’e bir çift sözüm var... Özellikle Konya maçında çok beğendim. Aman sakın, sen de Hasan gibi gitmeye kalkma! Hep böyle kal! Bülent Demirlek’ten hayır yok! Genç ve lisan bilen hakemlerden biri olarak tanıttılar Bülent Demirlek’i... Ama bu kardeşimiz bu işi, galiba üst düzeye çıkaramayacak... Manisa’da, Kocaelispor ikinci yarıda dayak yedi. Tık yok... Sonra dayağın sondan bir önceki perdesinde, neyse ki kırmızı çıkardı. Ama sonra o da ne? Kocaelispor dayağın toplusunu yedi, atılan Kocaelisporlu oldu. Olmadı Bülent kardeş! Görüntüleri al izle... Bak bakalım, sahada kaç Manisalı kalırdı? Beş forvetli ilke sapması! Lucescu, benim için hâlâ iyi hocadır ama, Konya’da da maçın sonlarına doğru, Sinan sağda, Tümer solda, İlie, Sergen ve Serdar’la beşli bir hücum mangasına döndü. Oldu mu hoca? Sen ki, tek uç adamı ile bir sistem kurmuşsun, bunu da tecrübeli ama ağır adamlarla kurulu savunmanı garantiye almak için planlamışsın, sonra takımı ikiye ayır... Dua et de, Konyaspor’da kenar yönetimi zaafı vardı. Şayet, tükenen orta alana zamanında iki takviye yapılsaydı, kontralardan sonuç faciaya bile dönebilirdi. Kimin aklına hizmet ediyorsun hoca? Yoksa çoktan gittin de, uzatmaları mı oynuyorsun? Cordoba’nın taklidi mi? Nobre’ye n’oldu? Vallahi şaşırmamak mümkün değil... Kolombiya Milli Takımı’nın ve dün Beşiktaş’ın başarılı kalecisi Cordoba öyle goller yiyor ki, sanki... Amaaaan ben de amma huyluyum ha... Bu aradaz Nobre de durdu. Durur tabii... Neden mi? Nobre, F.Bahçe’de ilk üç ayında bekârdı. Sonra eşi geldi... 20 gündür ayağı kalkmıyor... Ne bileyim işte, iki yabancı ve son durumları işte böyle...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT