BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kelebek çocuklar!

Kelebek çocuklar!

Kız çocukları güzelliğin peşinde, erkek çocuklar gücün. Hepsi birer süper kahraman olmayı, dünyayı kurtarmayı hayal ediyor. Bir de ‘marketçi’ olup ihtiyacı olanlara her şeyi vermeyi... Yani sürekli daldan dala konuyorlar!..



Dünyaları başka... Günlerce hazırlıklar yapılırdı. Halk oyunları, şiirler, şarkılar... Büyük bir heyecanla beklerdik 23 Nisan’ı. Bir köy ilkokuluydu. Öyle istenen her kıyafet alınamazdı, en hesaplısından hazırlanırdı her şey. Öğretmenler büyük bir özveriyle çalışır, kendi evlerinden getirilerdi şapkaları, aksesuarları... Bütün bu çabanın sonunda da ne olurdu biliyor musunuz? En büyük korkumuz gerçekleşir, Karadeniz’in bereketi yağardı üstümüze. Yağmura ve büyük bir hayal kırıklığına uyanırdık çoğunlukla 23 Nisan sabahında. Yağmur demek; bütün emeğin boşa gitmesi, gösterinin iptal edilmesi demekti. O köy ilkokulunun girişine yığılıp, okunan bir iki şiirle kutlamanın sona ermesi demekti. Önceki gün ‘şanslı’ bir gurup öğrencinin 23 Nisan gösterisini izlerken, seneler öncesine gittim bir anda. Milli Eğitim Vakfı Özel Öğretim Kurumları Basınköy İlköğretim Okulu anasınıfı öğrencileri, ailelerine ilk gösterilerini sunarken çok heyecanlıydılar. Özenle hazırlanmış gösterileri. Hani özenmedim değil onlara. Aklım eski günlerle bugün arasında gidip geldi. Yine yurdun pek çok köşesinde özveriyle çalışan öğretmenler, imkansızlıklar içinde olsa da coşkuyla bayramlarını kutlayan nice çocuklar vardı. Ve bugün sayfamıza bayramlarını kutlayan çocukların heyecanını, mutluluğunu, dünyaya bakışlarını taşıyalım istedik. Çizgi filmlerden, hayallerden konuştuk. Pek soru soramadık doğrusu, daldan dala dolaştık işte... Yaşları daha altı. MEV Özel Basınköy İlköğretim Okulu anasınıfında okuyorlar. Melek yüzlü çocuklarımızdan sadece birkaçı onlar. Bazen hep bir ağızdan konuşuyorlar, bazen okul kurallarına uyup, parmak kaldırıp söz alıyorlar. Bakalım neymiş 23 Nisan’dan anladıkları, niye gösteriler yapıyorlarmış?.. Taha: Atatürk bizi çok sevdiği için bayramı hediye etti. İnsanlar da onu çok sevdiği için, Cumhuriyet’in başkanı seçtiler. Atatürk bu bayramı verdi diye, mutluyuz diye, annelerimiz bizi izlemeye geldiler diye çok heyecanlandık. Öğrenci olduğumuz için gurur duydum. Irmak: Çocukları çok sevdiği için bu bayramı bize hediye etti. Biz de okulu süslüyoruz, gösteri yapıyoruz. Kerem: Atatürk savaş yaptı, çok sigara içti, hastalandı, öldü. Kızlar ‘Barbie’ci Anladıkları, dillerinin döndüğü kadar anlatıyorlar bayramlarını. Bazıları başka konulara atlıyor; spordan, çizgi filmlerden, kahramanlardan söz ediyor. Peki sizin dediğiniz olsun çocuklar en çok hangi kahramanları seviyorsunuz bakalım?. Kızlar söz birliği etmişçesine ‘Barbie’ diyor, erkekler de Spider Man, Action Man, Super Man... Nedeni de Barbie’nin güzel diğer kahramanların da güçlü olmasıymış. Daha altı yaşında kızlar güzelliğin, erkek çocuklar da gücün peşine düşmüş. Emir: Güçlü olunca süper kahramanların süper hareketlerini yapabilirsin, dünyayı kurtarabilirsin diyor. Bu arada Zülal söz alıyor, kapkara gözlerinde heyecan ve utangaçlık yarışıyor: ‘Spider Man’in yanında bir kedi vardı ya, o benim işte! Onunla beraber söylediklerini yapıyordum. ‘Ben Batman’im!’ Onun bu itirafının ardından sesler yükseliyor: ‘Ben Batman’im, ben Spider Man, ben Tazmanya Canavarı’ diye... Keloğlan’ı sadece kel bir adam diye biliyor bir ikisi, Nasrettin Hoca’yı da çok azı duymuş. Kahramanlarımız da farklı çocuklarımızdan. Onları bu hayal dünyasından gerçeğe çekmeye çalışıyorum. ‘Hani bugün bayram sizin de siz büyüyünce neler yapacaksınız?’ diyerek. Sırayla söz alıyorlar: Berkay: Bilgisayar uzmanı olmak, istiyorum bilgisayarları tamir etmek için. Berfin ve Irmak: Öğretmen olmak istiyoruz, faaliyetleri öğretmek için. Zülal: Kasiyer olmak istiyorum. Sahra: Bale öğretmeni olmak istiyorum. Burak: Polis olmak istiyorum, yanlış yapanları uyarmak için. Kerem: Marketçi olacağım, herkese ihtiyacı olan şeyleri vereceğim. Ama resim yapmayı da çok seviyorum resim fabrikasına gireceğim. Hayal gücümü kullanacağım. O böyle anlatırken bir başka arkadaşı da fabrikaya girip çok para kazanıp, ihtiyacı olanlara vereceğini anlatıyor, bir başkası doktor olup herkese bakacağını... Siz kelebek kanatlı çocuklar ne çok renk var içinizde, ne çok renk var dışınızda. Bir kez daha aynı soruyu sorduruyorsunuz kendi kendime. Böyle temiz, böyle safken nerede değişiyor insan? Nerede inciniyor, kirleniyor, kopuyor kelebek kanatlarınız? Keşke hep böyle rengarenk mutlu yaşasanız! Kahkahaları, şakalaşmaları uyandırıyor beni düşüncelerden. Bir ciddi konu açalım bakalım şimdi. Başbakanı biliyor mu bu çocuklar, politika denen şeyi duymuşlar mı? ‘Niye oy verdiler?’ Birkaçı ‘Atatürk’ diyor önce diğerleri, ‘O öldü’ diye uyarıyor. Sonra fısıldaşmaları duyuyorum ‘Recep Tayyip Erdoğan’ diye... Başka da politikacı tanımıyorlar zaten. Peki başbakanın görevi nedir? diye sorunca Kerem, ‘Bir kere işçilerle Japonya’ya gitmişti, haberlerde gördüm’ diyor. ‘Başka ne var haberlerde’ sorusunun cevabı da ondan: ‘Haberlerde bilgilerden, ölenlerden, eve hırsız olarak girenlerden, bir kere de Sakıp Sabancı’dan söz etmişti.’ ‘Sabancı kim?’ sorusunu arkadaşı cevaplıyor: ‘İş adamıydı. Ama onun çok işyeri vardı, sonra öldü. İşleri olmayanlara yardım ediyordu.’ Madem ki biraz politikaya girdik bakalım seçimlerden ne anlamışlar. - Oy verdiler, parmaklarını boyadılar - Niye oy verdiler? - Bütün şehirde oy verenler muhtarları, başkanları seçtiler. Biz de yemeğe gitmiştik, başbakan geçiyordu bize oy verin dedi. - Büyüyünce kime oy vereceksin peki? - Adaylara oy vereceğim. - Ne iş yapıyor seçilenler? - Çevredeki bazı şeyleri yönetiyor! İlginç meraklar! Çocuk merak edendir ya, en çok neyi merak ediyorlar acaba? Ata: Bebeğin oluşmasını merak ediyorum. Emir: Dondurmanın konuşmasını... Berfin: Annem babamı seviyor mu, onu merak ediyorum. Ata: Bebeğin tuvaletini yapmasını. Sahra: Madem yediklerimiz çıkıyor, o zaman niye çok yemek zorundayız onu merak ediyorum Kerem: Spor aletlerinin adlarını merak ediyorum. Merakların arkası gelecek gibi değil! İşte farklı konularda söylediklerinden bir kaç cümle size: - Ablam bana ‘su getirsene’ diyor. Ben de ‘getirir misin’ de, diyorum. - Büyüyüp güçlü olunca ‘arı balalarından’ yapmak istiyorum. - Savaş kötü birşey. Askerler ölüyor, insanlar ölüyor, çocuklar ölüyor, evler yıkılıyor. - Dedemle yemeğe gidiyoruz. Zaten biz onunla arkadaşız. - Televizyonda en çok çizgi film seyrediyorum bir de popstar. Söz müziğe gelince en çok kimi dinlediklerini soruyorum, büyük çoğunluk ‘Tarkan’ diyor. Peki yasaklar neler çocuklar? Seslerinde hüzünle veriyorlar cevabı: “Şeker yasak, mikrop pisliği, dondurma, cips, jelibon...” En çok etkilendikleri olayları konuşuyoruz bir ara onlarla. Biri bir konu açınca; diğerleri ardından devam ediyor: Berfin: Hayvanat bahçesine gitmiştik, orada hayvanları gördüm çok etkilendim. Irmak: Benim balıklarım vardı, hastalandı. Berkay: Balıklar ters mi yüzüyor Irmak? Ters yüzüyorlarsa ölürler. Sahra: Benim kaplumbağalarım vardı, hastalandı öldü. Şimdi balıklarım var, inşallah ölmezler. Taha: Hayvanat bahçesinde aslan, kaplan gördüm. Vahşilerin kafesi vardı. Bir boğa gördüm, bindim üstüne. Timsah da elimi kanattı. Onları bir konu etrafında toplamak hem çok kolay hem de çok zor. En kolay yollardan birini deniyorum, ‘Bu sene kim şampiyon olacak?’ Hepsi bağırıyor ‘Ben, ben, ben’ diye... Olun çocuklar hep şampiyon olun... Varsa bir yolu çocuk yüreklerinizi bırakmadan, hayallerinizi kaybetmeden, birbirinizi kanatmadan büyüyün. Ve hep mutlu olun!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT