BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mutlu ol, iyi bak kendine!..

Mutlu ol, iyi bak kendine!..

Ben çok yoğun olduğum için, her kitabı okuyamıyorum tabii... Okuyucum Saffet Macit, Dr. Richard Carlson’un “Ufak şeyleri dert etmeyin” isimli kitabından alıntılar yollamış...



Ben çok yoğun olduğum için, her kitabı okuyamıyorum tabii... Okuyucum Saffet Macit, Dr. Richard Carlson’un “Ufak şeyleri dert etmeyin” isimli kitabından alıntılar yollamış... 100 başlık altında toplamış kitabını Carlson... Hepsini kullanamayacağımız için ben size uygun olanları eledim... * Kusursuz olmayabileceğinizi kabullenin... * Olumsuz ve güvensiz düşünmeyin; düşünceleriniz çok çabuk kontrolden çıkar... * Unutmayın: Öldüğümüz zaman, yapılacak işler listemiz hâlâ dolu olacaktır... * Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin... * Birisine bir iyilik yapın, ve kimseye bundan bahsetmeyin... * Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün... * Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun... * Sabır geliştirme egzersizleri yapın... * Kendinize sorun: Bir yıl sonra bunun önemi olacak mı?... * Sık sık tekrar edin: “Hayat Bir Acil Durum Değildir...” * Her gün bir dakikanızı teşekkür edecek birini düşünmek için harcayın... * Her gün kendinize biraz “Sessiz Zaman” ayırın... * Önce karşınızdaki kimseyi anlamayı hedefleyin... * Alçakgönüllü olmaya çalışın... * Çöpü çıkarma sırasının kimde olduğunu hatırlamıyorsanız, gidip siz çıkarın... * Her gün en az bir kişiye beğendiğiniz bir özelliğini söyleyin... * Eleştirme isteğinizi bastırın... * En inatla savunduğunuz beş iddianızı sıralayın ve bu konularda yumuşamaya çalışın... * Sırf gırgır olsun diye size yöneltilen eleştiriyi kabul edin. (Göreceksiniz canınız yanmayacak) * Başkalarının fikirlerinde biraz olsun doğruluk payı arayın... * Kendinizi iyi hissettiğiniz zaman şükredin, kötü hissettiğiniz zaman ılımlı olun... * Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın... * Sahip olmak istediğiniz şeyleri değil, elde etmiş olduklarınızı düşünün... * Hizmet vermeyi hayatınızın değişmez bir parçası haline getirin... * Sorunlarınızı öğretmeniniz olarak görün... * Kendinize hep şu soruyu sorun: “Gerçekten Önemli Olan Nedir?...” * Erken kalkmaya alışın... * Unutmayın: Bundan yüz yıl sonra dünyada bambaşka insanlar olacak... * Hayat bir sınavdır... Altı üstü bir sınav... * BUGÜNÜ SON GÜNÜNÜZMÜŞ GİBİ YAŞAYIN... ÖYLE OLABİLİR... Gündemin Kırıntıları Baykal, KKTC’nin tanınması için Erdoğan’a dünyayı birlikte dolaşmayı önermiş... Bu nasıl muhalefet?... “Olumlu Hava” muhalefeti... *** “Deprem Dede” Ahmet Mete Işıkara’nın arabasından depremle ilgili bütün dokümanlar çalınmış... Eyvah... Şimdi nasıl müteyakkız olacağız... *** TRT, Dışişleri’ne “Eurovision’u sunarken Rum şarkıcı için ne diyeceğiz” diye sormuş... Dışişleri nereden bilecek?... Bu tip problemleri Televole diliyle aşarız ancak... “Rumlar’ın eskitemediği ünlü şarkıcı” diyeceğiz... *** Erdoğan’a, “üzerinden atmayan” Kırgız atı hediye edilmiş... Üzerinden atmayan Kıbrıs atı lazım Başbakan’a... *** Türkiye’nin ilk gülme kulübü kurulmuş... Ama son gülen olmak için kimse gülmüyormuş... Bugünün buluşu Dondurma satan adam, müşterisine dondurmayı verir gibi yapıp, boş külahı uzattı... (01.05.1975) Sanatik kritik “Dizi teklifi gelmezse sinema filmi çeviririm, tiyatroda oynarım... Ne bileyim, evde otururken arada bir çocuk yaparım, bakkala yollarım...” (Nurgül Yeşilçay) Politik kritik “Babama planın iyi yönleri olduğunu da anlatmaya çalıştım... Ama etrafındaki kuru otlar, babamı yanlış yönlendirmişti bir kere...” (Serdar Denktaş) Sportik kritik “Stada gelenler, ‘O kadar para verdim, küfür ederim’ diye düşünüyor... Ben loca kiraladım, daha çok mu küfür edeyim şimdi?...” (Fatih Terim) Tebeşir Tozu... “Özgürlük; mutluluğun güvencesi değildir... Ama hiç olmazsa mutsuzluğun şartlarını kendin koyarsın...” (Nolan) Bizimkiler Berber Coşkun kafeteryada eline bir poşet nescafeyi almış, inceliyormuş... Sonra çekine çekine kasaya gelip, sormuş; “-Bu tek satılıyor değil mi?...” -Evet abi... “-Üzerinde üçü bir arada yazıyor da...” Şifa Yemek Öğlen Menüsü Şehriye Çorba... Fırın Tavuk... Sade Pirinç Pilavı... Meşrubat... Ayaküstü Avrupa’nın ilk kadın başbakanı Thatcher, emeklilik hayatına alışamamış... Kadın hâlâ kendini İngiltere Başbakanı sanıyormuş... Gönlünü hoş tutmak için yalancıktan “iktidar platformu” hazırlanıyor, her sabah ülkenin gidişatı hakkında kendisine bilgi veriliyor, çevresindeki yüze yakın insan, toplantılarda konu mankenliği yapıyor, sorunlar çözülüyor, ziyaretçiler kabul ediliyor... Böylece mutlu ediliyormuş “Demir Leydi...” Akşamları da günün yorgunluğunu atmak için siyasetçi arkadaşları ona yemek veriyormuş... Demek ki “lider emekliliği” dünyanın her yerinde aynı... Bazıları bunun bir oyun olduğunun farkında, bazıları değil... Temelin yeri Temel, Amerika’da çok modern bir hapishanede cellatmış. Yöneticiler modern hapishaneyi gazetecilere gezdiriyorlarmış. Bir çığlık duyulmuş; gazeteciler merakta; hapishane müdürü bilgi vermiş: “-Burası, elektrikli sandalye odası. Bir zenciyi idam ediyoruz da...” -Pekiyi, niye çığlık atıyor adam?... “-Elektrikler kesildi... Bizim Temel mumla idare ediyor...” *** Adamı kurşuna dizecekler... Askerler son arzusunu sormuşlar, adam bir şey istememiş... Onbaşı cebinden bir sigara paketi çıkarmış ve adama uzatmış... Adam çekimser kalınca “yak” diye ısrar etmiş... Uzaktan durumu gören çavuş Temel koşarak gelmiş ve onbaşıyı azarlamış; “-Oğlum sigaraya alıştırmayın adamı...” diyAlog (Kamera şakası ekipleri, Latif Doğan’ı helikopterle kaçırıyor... Havadaki diyalog...) KORSANLAR: Şimdi Boğaz Köprüsü’nün üzerindeyiz... Hemen atla, yoksa biz atacağız... LATİF DOĞAN: Abi yapmayın ne olur?... Su soğuktur şimdi... Küçük İlan... BURCU... Biricik karıcığım, seni çok seviyorum... Artık boşansak diyorum... (Murat - Kral TV reklam kuşağı)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT