BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > That’s that

That’s that

Ülkemizde çok güzel hatıra kitapları yayınlanır oldu. Bunlardan biri de Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları..



Ülkemizde çok güzel hatıra kitapları yayınlanır oldu. Bunlardan biri de Bir Gizli Servis Mensubunun Anıları.. Gizli servis deyince devlet sırlarının ifşası zannetmeyin. Çok akıcı üslupla kaleme alınmış gırgır şamata hatıralar.. İsim de muhtemelen müstear. Bir ara bu kitabın yasaklandığı söylendi ama arkası gelmedi. Aslında böyle hatıralar kurumları sempatik hale getiriyor. İngilizlerin meşhur “Emret Başbakanım” dizisi gibi.. O diziyi seyredenler, “Yahu bu İngiltere de ne kadar şapşal bir ülkeymiş” demiyor, aksine şuur altına tersi enjekte ediliyor. Bugün sizlere bu kitaptan bir paragraf nakletmek istiyorum: “İsmi lazım değil, bir İngiliz diplomat ilçemize geliyordu. Takiple görevlendirildik. Geliyordu da ne yapmaya geliyordu? İnsanın böyle bir gezi için mutlaka amacının olması lazımdı. Turistik merak desek, değildi. Onun için güzel bir karşılama ağırlama programı yapmıştık. Adım attırmayacaktık kerataya. Nasıl bir takip metodu kullanmamız gerektiğini kendisi de takibe katılacak olan müdürüm belirleyecekti. Altında koyu lacivert renkte, Rover marka yeşil plakalı resmi bir araba vardı. İlçe hududuna giriş yaptığını patrona iletmiş ve uzaktan takibe başlamıştık. Yol kenarında kalabalık koyun sürülerini görünce biraz yavaşlıyor, sonra yoluna devam ediyordu. Herhalde buralarda küçükbaş hayvan adedini saymaya gelmemişti. Herhangi bir ilgi çekici olay olmadan ilçeye gelmiş ve takip işini patrona devretmiştik. Bundan sonra ben de arabayı uygun bir yere parkederek yaya olarak takibe ortak olacaktım. Sanki buraları önceden tanıyor gibi hareket ediyordu. Onu uzaktan izliyorduk. Test yapıyor olabilirdi.. Peki amacı neydi? Bu şekilde sonuç alamayacağımız kesin olduğundan müdürüm; -Biraz daha yaklaş bakalım.. Seni farkedecek mi, dedi. Takip tacize dönmüş gibiydi. -Müdürüm, istersen yanına gidip niçin geldiğini sorayım, dedim. -Saçmalama, gözünü dört aç benzin istasyonuna doğru gidiyor, dedi. Arabasız bir adam benzin istasyonuna niçin gelirdi. Ayrılışından sonra istasyona dalıp biraz önceki yabancının ne dediğini sordum. En yakın BP istasyonunun kaç kilometre ötede olduğunu sormuş. İngiliz diplomat biraz daha etrafına bakındıktan sonra arabasına binmiş ve ilçe dışına doğru hareket etmişti. Şoföre; -Bas gaza dedim.. Biraz sonra yetiştik. İnşaatları seyrederek yoluna devam ediyordu. Bu adam film çekiyor olmasın, diye aklıma geldi. Bizim Land Rover son sürat gidiyordu. Motorundan uğultu geliyordu. Tam şoföre yavaşla biraz diyecektim ki onu gördüm. Arabasını sağa çekmiş, aşağı inmiş bizim de durmamızı işaret ediyordu. Yanına yaklaştığımda gülümseyerek ve net bir Türkçe ile; -Merhaba, demişti. -Merhaba, diye cevap verdim. Size nasıl yardımcı olabilirim? -Teşekkür ederim ancak ben size yardımcı olmak istiyorum. -Nasıl yani diye sordum. -Bakın dedi, sürmekte olduğunuz bu araçları altı sene önce ekonomik ömrü bittiği için Türk hükümetine biz hibe ettik. Türk hükümeti de özellikle bu tip olanlarından yanılabilirim ama galiba 135 adedini gizli servise tahsis etti. Şüphesiz bunlar takip aracı değildir. Düz yolda fazla zorlamaya gelmez. That’s that! (*) Ne diyebilirdim ki? Yok arkadaş biz seni takip etmiyoruz kuş avına çıktık mı demeliydim. İngiliz diplomatı medeni bir tokalaşmadan sonra yolcu etmiş ve kös kös ilçeye doğru yola çıkmıştık. (*) Başka söz gerekmez, işte o kadar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT