BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmam-ı azam Ebû Hanife -2-

İmam-ı azam Ebû Hanife -2-

İmâm-ı azam Ebu Hanefi hazretleri, Allahü teâlânın rızasından başka bir düşüncesi olmayan büyük bir âlimdi. Dinden soranlara İslâmiyeti dosdoğru şekliyle bildirir, tâviz vermez, bu yolda hiçbir şeyden çekinmezdi. Onun kitaplarına, ders halkasına ve fetvâlarına herhangi bir siyâsî düşünce ve güç, nefsânî arzu ve menfaat, şahsî dostluk ve düşmanlık gibi unsurlar aslâ girmemiştir.



İmâm-ı azam Ebu Hanefi hazretleri, Allahü teâlânın rızasından başka bir düşüncesi olmayan büyük bir âlimdi. Dinden soranlara İslâmiyeti dosdoğru şekliyle bildirir, tâviz vermez, bu yolda hiçbir şeyden çekinmezdi. Onun kitaplarına, ders halkasına ve fetvâlarına herhangi bir siyâsî düşünce ve güç, nefsânî arzu ve menfaat, şahsî dostluk ve düşmanlık gibi unsurlar aslâ girmemiştir. Devlette resmi görev almamış, siyasete hiç karışmamıştır. Bütün ısrarlara, tehditlere, zulümlere rağmen kendisine teklif edilen Temyiz reisliğini kabul etmemiş; ölümü de bu yüzden olmuştur. Fitneden, anarşiden hep uzak kalmıştır. Kurucusu olduğu, Ehl-i sünnet yolunda, hangi şartlarda olursa olsun devlete isyan etmemek, yolunun esasları arasında yer almıştır. Kuvvetli şahsiyeti, keskin zekâsı, üstün aklı, engin ilmi, heybeti, geniş muhâkemesi, muhabbeti ve câzibesi ile karşılaştığı herkese tesir eder, gönüllerini cezbederdi. Karşısına çıkan ve uzun tetkiki gerektiren bazı meseleleri, derin bir mütâlaadan sonra, böyle olmayanları ise anında ve olayın açık misâlleriyle cevaplandırırdı. En inatçı ve peşin hükümlü muârızlarını bile, en kolay bir yoldan cevaplandırarak ikna ederdi. Devlette resmi vazife almak istemiyordu. Halife Mansûr kendisini kadı yapmak isteyince, “Ey Emir’ül-mü’minin! Ben bu işe layık değilim. Layık değilim diyorum. Eğer doğru söylüyorsam, layık değilim. Eğer yalan söyüyorsam, yalan söyleyen, müslümanlara kadı olamaz. Ve sen Allah’ın halifesi, yalan söyleyeni kendine halife yapmazsın.” Halife bu cevap karşısında sustu. Kadı yapmaktan vazgeçti. Bir defasında da halife, Azrâil aleyhisselamı rüyada görüp, kaç sene daha yaşayacağını sordu. Azrâil Aleyhisselam beş parmağını kaldırdı ve ona işaret etti. Halife bu rü’yanın ta’birini birçok kimselerden sordu. Tatmin edici bir ta’bir bulunamadı. Acaba beş sene ömrüm mü kaldı diye endişeye kapıldı. Ebu Hanife’ye sordu. Tabirinde, beş parmak, beş şeyi bilmeye işaretdir. Bu beş şey, yani kimsenin bilmediği beş şey, ayet-i kerimede bildirilen beş şeydir. Bunlardan biri de, insanın ne zaman öleceğidir. Hazret-i imam, bir gün otururken, bir kimse önünden geçiyordu. İmam dedi ki, şu kimse garibdir, muallimdir ve koynunda tatlı vardır. İmamın yanında olanlar o kimseye, bunları sordular. İmamın dediği gibi çıkınca İmama: “Bunu nasıl anladınız?” diye sordular, buyudu ki, onu sağına soluna bakar, halinde değişmeler olduğunu gördüm. Anladım ki, bu memleketin yabancısıdır. Yine gördüm ki, yanına çocuklar gelse, onlara dikkatlice bakar, bundan muallim olduğunu anladım. Ve yine gördüm ki, koynuna sinekler giriyor, buradan, koynunda tatlı olduğunu anladım. Haramdan çok korkardı. Kûfe şehrinin köylerini haydutlar basıp, koyunları kaçırmışlardı. Bu çalınan koyunlar şehirde kesilip, halka satılabilir düşüncesi ile o günden beri ,yedi sene Kûfe’de koyun eti yemedi. Çünkü, bir koyunun yedi yıl yaşayacağını öğrenmişti. Dâvûd-ı Tâî, “O bir yıldızdır. Karanlıkta kalanlar onunla yol bulur, hidayete kavuşur” buyurdu. Hafız Abdülazîz ibni Revvâd der ki: “Ebû Hanîfe’yi seven, Ehl-i sünnet vel-cemâat mezhebindedir. Ona buğzeden, kötüleyen bid’at sâhibidir. Ebû Hanîfe bizimle insanlar arasında miyârdır (ölçüdür). Onu sevenin, ona yüzünü dönenin Ehl-i sünnet olduğunu; buğzedenin bid’at sâhibi olduğunu anlarız.” İslâm âlimleri, İmâm-ı azamı bir ağacın gövdesine, diğer âlim ve evliyayı da bu ağacın dallarına benzetmişler, O’nun her bakımdan büyük ve üstün olduğunu, diğerlerinin ise bir veya birkaç bakımdan büyük kemâlâta (olgunluklara, üstünlüklere) erdiklerini belirtmişlerdir. Ebû Ahvas der ki, eğer kendisine üç güne kadar öleceksin deseler yapmakta olduğu amelden, ibadetten daha fazlasını yapamazdı. Çünkü her zaman en çok ibadet ediyordu...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86771
    % -0.03
  • 6.0043
    % -0.6
  • 6.7092
    % -0.48
  • 7.6486
    % -0.38
  • 246.92
    % -0.74
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT