BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir ailenin acı tükenişi

Bir ailenin acı tükenişi

Ordulu Filizoğlu Ailesi’nin 7 çocuğundan ikisi kanserden hayatını kaybederken, ikisi de kanser tedavisi görüyor. Kardeş acısına daha fazla dayanamayan bir diğer kardeş de intihar etti. Çaresiz baba ise 24 yıldır hastalıkla uğraşıyor



İSTANBUL - Ordulu Filizoğlu Ailesi üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Ailenin 7 çocuğundan ikisi kanserden hayatını kaybetti. Ölen kardeşlerinin acısına dayanamayan bir kardeş de canına kıydı. Üç çocuğunun zamansız ayrılığı ile sarsılan baba Yaşar Filizoğlu ise, diğer iki çocuğunun da kanser olduğunu öğrenince adeta yıkıldı. Peş peşe yıkım Acı dolu hayat Ordu’nun Akkuş ilçesine bağlı Seferli Beldesi’nde yaşanıyor. 52 yaşındaki baba Yaşar Filizoğlu’nun hastane ile tanışması 1980 öncesine dayanıyor. Baba Yaşar, 1971 yılında dünyaya gelen en büyük oğlu Sezai’nin beyninde tümör oluştuğunu öğrenmesiyle ilk şoku yaşadı. Bütün uğraşlara rağmen Sezai 2 yıl içinde 10 yaşındayken hayatını kaybetti. Acılı baba, ardından 1975 doğumlu kızı Kıymet’in de 1989 yılında aynı hastalığa yakalandığını öğrendi. Kıymet 8 ay boyunca Çapa Tıp Fakültesi’nde tedavi gördü. Ancak 1990 yılında 15 yaşındayken o da hayatını kaybetti. Acıları dinmiyor İki evladını kaybeden Baba Yaşar, daha sonra iki kızının da kansere yakalanmasıyla bir kez daha yıkıldı. Acıların peşini bırakmadığını anlatan Yaşar Filizoğlu, “1989 doğumlu Kiraz’ım da bağırsak tümörüne yakalanarak ameliyat oldu. Biz 1995 yılında Kiraz’ın tedavisi için Çapa’da uğraşırken, o sırada memlekette olan 15 yaşındaki kızım Nimet’in de kardeşlerinin hastalık sıkıntısına dayanamayarak intihar ettiğini öğrendim. Şok olmuştum” şeklinde konuştu. Umudumuz tükendi Büyük yıkım ve sarsıntılar yaşadığını anlatan Baba Yaşar şunları kaydetti “Kiraz’ın kemoterapi tedavisi 1998 yılında bitmişti. Ondaki iyileşme biraz olsun bize teselli olmuştu. Ancak bu küçük sevincimiz uzun sürmedi. Kiraz’ın bir büyüğü olan Özlem’in de kanser olduğunu öğrendik. 2002 yılında rahatsızlanan Özlem’in bütün bağırsağını aldılar. Özlem’in tedavisi ile uğraşırken 2003 yılında Kiraz yeniden rahatsızlandı, Samsun’a getirip tomografi çektirdik. Ve beyinde tümör görüldü. İstanbul Çapa’ya getirdik ve aniden ameliyata aldılar. Ancak bir sonuç vermedi, temizleyemediler. Derinlere kadar bulaşmış. 7-8 aydır Çapa’da ışın ve fizik tedavisi yapılıyor. Nitekim pek faydalı olacağını tahmin etmiyorum. Okuluna giden kızımın artık ayakları da tutmuyor. Yemekleri bile çoğu zaman biz yediriyoruz. Diğer kızım Özlem de hastanenin kontrolü altında tedavisi devam ediyor” dedi. Tamamiyle bittik Hastalığın genetik olduğunun belirlendiğini anlatan Baba Yaşar, “Bu da bize rastlamış. Ben ve eşim sağlam. Benim babam 76 yaşında halen köyde toprak kazıyor. Hanımın annesi yaşıyor, babası 84 yaşında vefat etti. 24 senedir bu hastalıklarla uğraşıyoruz. Doktorlar bile ‘sizin başınıza gelen dünya genelinde yüzde beşin bile başına gelmez’ diyorlar. Hemşireler bile bizi görünce ağlıyor. Altından kalkamaz hale geldik. Her konuda ruhen, fiziken ve madden tamamen bittim. Kalp krizi geçirir ve hasta çocuklarıma kim bakar diye düşününce daha da kahroluyorum” şeklinde acısını dile getirdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT