BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tehcir Kanunu niçin gerekliydi? -3-

Tehcir Kanunu niçin gerekliydi? -3-

Tehcir Kanunu incelendiğinde, metinde herhangi bir etnik grubun adının geçmediği görülecektir. Bu kanunla sadece bazı Ermeniler değil, Müslüman, Rum ve Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşları da güvenlik açısından göçe tabi tutuldu.



Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte daha önceden hazırlıklarını tamamladıkları anlaşılan Ermeniler, Osmanlı’ya karşı toplu bir isyana yöneldiler. Bu saldırganlığın altında, Türk topraklarında “Ermenistan” adlı bir devletin kurulması amacının yattığı her haliyle ortadadır. Van Ermenilerinin isyanı bardağı taşıran son damla oldu. Bağımsız bir “Ermenistan” kurulacağı hayali ile Türk ordusuna karşı Rusların saflarında yer alan Ermeni saldırganlığı, ülkenin çeşitli bölgelerinde yaşayan bazı Ermenilerin, “yer değiştirmelerini” zorunlu kıldı. Tüm bu gelişmeler, Osmanlı devletinin, 27 Mayıs 1915 tarihli Kanunu Muvakkatla, Van, Bitlis, Erzurum vilayetleri ile İskenderun, Beylan, Antakya ve Bereket’te oturanları güneye nakletme kararını almasını kaçınılmaz bir hale getirdi. Kanunda neler var? 7 Mayıs 1915 tarihli 4 maddelik Tehcir Kanunu (Vakt-i Seferde İcraat-i Hükümete Karşı Gelenler Icün Cihet-i Askeriyece İttihaz Olunacak Tedbir Hakkında Kanun-i Muvakkat) uygulamaya konmuştur. Kanunun 1. maddesi “Devlet güçlerine ve kurulu düzene karşı muhalefet, silahla tecavüz ve mukavemet görülürse şiddetle karşı konulması ve imha edilmesi”, 2. maddesi ise “Silahlı güçlere yönelik casusluk ve ihanetleri tespit edilen köy ve kasabaların başka bölgelere yerleştirilmesi” uygulamasına yöneliktir. Kanunun 3. maddesi, yürürlüğe giriş tarihi ve 4. maddesi ise kanunun uygulamasından kimlerin sorumlu olacağına dair uygulamaları içermektedir. Böylece 27 Mayıs 1915’te Melis’ten çıkan “Yer Değiştirme Kanunu”, 1 Haziran 1915 günü dönemin Resmi Gazetesi Takvim-i Vekâyi’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ancak bu yer değiştirme kararı tamamen devleti ve kamu düzenini korumaya yönelik olarak şiddete karşı bir yetki kanunu olduğu için, bütün Ermenileri kapsamamaktadır. Katolik ve Protestan mezhebinde bulunan Ermenilerin yanı sıra, Osmanlı Devletinin bir çok kurumunda (ordu, banka, idari yönetimler vb.) çalışanlar, hasta, özürlü, sakat ve yaşlılar ile yetim çocuklar ve dul Ermeni kadınları göçe tabi tutulmamış, yetimhaneler ve köylerde koruma altına alınarak ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmıştır. Ermeniler arasından göçe tabi tutulan sadece devlete baş kaldıran Gregoryan mezhebine ait olanlar olmuşlardır. Kevorkan’ın gözünde tehcir Tehcir konusunda, Kandilli Ermeni Kilisesi Başkanı Dikran Kevorkan, şu objektif değerlendirmeyi yapmaktadır: “Soykırım ve tehcir farklı anlamlara gelir. Emperyalistlerin oyunları, Ermeni idarecilerin apolitik düş öncüleri (medya, kiliseler, din adamları) bütün bu olaylara sebep olmuştur. Patrik ruhani bir liderdir, siyasi konularda patrikten görüş alma gibi bir yanlış yapılıyor. Emperyalist güçler ASALA ve PKK’nın arkasında olmasaydı onlar ne yapabilirlerdi? Yer değiştirme meselesinde Almanya’nın İstanbul’a baskısı vardı. Burada Almanya’nın, yerleşik düzeni sarsmak ve Bağdat demiryolu mevzusunda ekonomik menfaatlerini sağlama almak amacı vardı.” Güvenlik zorunlu kıldı Tehcir kanunu yakından incelendiğinde, metninde herhangi bir etnik grup ve zümrenin adının geçmediği hemen görülecektir. Dolaysıyla bu kanunla sadece bazı Ermeniler değil, aynı zamanda kanun kapsamına giren Müslüman, Rum ve Ermeni asıllı Osmanlı vatandaşları bile güvenlik açısından yaşadıkları yerlerden başka yerlere sevk edilerek göçe tabi tutulmuşlardır. “Yer Değiştirme Kanunu” olarak bilinen tehcir, bir tedbir olarak yeterli olmadığı durumlarda, Ermenileri başka yerlere yerleştirme yoluna gitmeyi de öngörmekteydi. Tarihteki bazı örnekleri Tarih boyunca bir çok insan, farklı ülkelerde yaşadıkları yerlerden başka yerlere yerleştirilmişlerdir. Dolayısıyla iç güvenliği sağlama ve terörist saldırıları etkisiz hale getirme maksadıyla devletler tarafından çok yönlü tedbirin alındığına dair tarihte çok sayıda örnek vardır. Örneğin Almanya, 11 Mart 2004 Madrid saldırıları dolayısıyla, yabancılar yasasında değişikliğe giderek, teröre bulaşan veya teröre destek vereceği şüphesi taşıyan yabancılara karşı daha etkin tedbir almayı planlıyor. Süddeutsche Zeitung’un Berliner Zeitung’a dayanarak verdiği habere göre, “Eğer polis ve istihbarat birimlerinin bir yabancının bizim ülkemiz açısından önemli bir tehlike oluşturduğuna dair bilgileri varsa, biz bu şahsı ülkemizden geldiği yere geri gönderebilmeliyiz” diyen Alman İçişleri Bakanı sayın Otto Schily, bırakınız Alman kamuoyunu, tüm Avrupa’dan destek görmektedir. Almanya’nın bu tavrını şimdi, soykırım girişimi gibi gerekçelerle açıklamak mümkün olur mu, bu tür bir değerlendirme ne kadar doğru olur? Bugün modern ve çağdaş Almanya’nın yapmak istediği bu tedbirin benzerini de Osmanlı İmparatorluğu, Ermeni çeteleri başta olmak üzere, terör estiren, sivil ve savunmasız kalan insanları katleden, devlete karşı ayaklanarak işgal güçleri ile işbirliğine girenlere karşı almıştır. İngiltere’nin tutumu Türkiye Gazetesi’nde yayımlanan şu gerçeği dikkatli okumakda fayda var: “Tehcir İngiltere’de şiddetle kınandı, halbuki Alman asıllı İngiliz vatandaşları da savaş çıkınca İngiltere’nin çeşitli yerlerine tehcir edilmişlerdi, hatta bu yüzden Alman asıllı İngiliz Amirali Louis Battenberg istifa etmişti. İkinci Dünya Savaşı patladığında Alman asıllı Alsace-Loraine’de yaşayan Fransız vatandaşları Fransa’nın içine tehcir edilmişlerdi. Hatta bunlardan otonomisi denilenler Nancy askeri hapishanesinde tutuklanmışlardı. ABD, Pearl Hourbur Baskınından sonra Japon kökenli vatandaşlarını Pasifik bölgesinden Mississippi vadisine göç ettirerek toplama kamplarında tutmuştur. Bu Japon asıllı Amerikalılar ABD’ye karşı isyan etmemişlerdi.” Görüldüğü gibi, her devlet kendi güvenliği ve emniyeti açısından zaman zaman tehcir kanunları çıkartıp uygulamıştır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT