BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AŞKIN da mektebi var

AŞKIN da mektebi var

Yazılarında her fırsatta sevgiden bahseden ve adı “sevgi yazarı”na çıkan Muammer Erkul’un uzun süredir beklenen yeni kitabı çıktı. Erkul, “Aşk Mektebi” ismini verdiği kitabında bir türlü cevaplanamayan “aşk nedir?” sorusuna cevap arıyor.



Önce “Bul Beni” yayınlanmıştı. Sonra “Sen İstanbul Olsaydın”, ardından da “Ilıkpembe” kitapları çıktı Muammer Erkul’un. O siyasi nefret yıllarında büyüdü, ticari rekabet yıllarında reklam-tanıtım işi yaptı. Ve kriz senesi 94’te günlük yazılar yazmaya başladı. Yazdıkları günceldi, ama günübirlik değildi. Aktüalitenin içindeydi ama yazıları günü gününe eskimiyor; sıcaklığını-tazeliğini-güncelliğini her zaman koruyabiliyordu. Yazılarında hep sevgiden bahsediyordu... Gündüzün aydınlığında bir derece, ama gecenin karanlığında da; baharın kokuları yayılırken hadi neyse, ama karakışın ortasında da bu böyleyi. Zaten adı boşuna ‘sevgi yazarı’na çıkmamıştı. Şimdi o sevgi yazarı, uzun zamandır beklenen “Aşk Mektebi” isimli kitabını yazdı... * Dolu dolu tam on sene boyunca, bir yazar, hatta bazen de anlaşılmamak pahasına nasıl olabiliyor da hep iyilikten, güzellikten bahsedebiliyor? ERKUL - Ben, resim yaparak başladım mesleğe. Çizerken yazıyordum; yazarken de çiziyorum. Bu da gün geçtikçe üslubumuzun bir rengi oldu. Yani ben, zihnimde belireni karşımdakine aktarırken; cümleyi nasıl kuracağımı düşünmüyorum da, onun zihnine nasıl bir resim çizeceğimi düşünüyorum... Kuma yazılmış satırlar üstünden biri geçince bozuluyor, ama duvarlara/kayalara kazınmış resimlerin, binlerce yıl sonra bile “bu şekil ne anlatıyor” diye düşünülüyor üzerlerinde... Bunları niye anlattım? Az önceki sorunun cevabını çağırmak için!.. Bir çayır var, çok geniş... Aynı çayırda bulunan kedi, ağaçtan yere inmiş kuşları yakalıyor... İnek aynı çayırın otlarını yiyor... Tavuk ise çimenlerin arasındaki küçük böcekleri topluyor... Her yazan, günün birinde bir karar vermiştir, ve onu yazar... Bizimki de işte böyle bir karar imiş demek ki, hem de sevgiden bahsetmenin “ayıp” bilindiği yıllarda!.. * “Aşk Mektebi” isimli kitabı yazdığınıza göre şu bir türlü cevaplanamayan “aşk nedir?” sorusunun cevabını sizden alalım. ERKUL - Bu soru sanıldığı kadar zor değil ki. Daha doğrusu, bu izahı yokuşa süren; değişkenliği... Yani, cevap olarak; “aşk her şeydir” demek doğru olamaz belki, ama insan için; “aşk her şey olabilir” denebilir sanırım. * Nasıl oluyor bu? Yani “aşk her şey demek yanlış ama aşk her şey olabilir” ne demek? ERKUL - Çünkü insanın kendisi değişken. Ve yanılgılar içinde olabiliyor. Ben de yanılabilirim, sen de yanılabilirsin; yani aşk sanabiliriz, aşkı andıranları! * Diğer tarafından sorayım öyleyse: Peki aşk ne değildir? ERKUL - Bu izah çok daha kolay işte. Bir insanı alsan ele ve sanki bir incirmiş gibi onu soysan; aşkı da düşüyorsa yere, derisiyle birlikte. Onunki, aşk değildir! Aşığım diyen birini tutsalar ve ortasından ikiye bölseler; bu kimsenin aşkı eğer kalıyorsa belinden aşağısında, bu da aşk değildir! Bunu böyle söylesen, sanırlar ki; bir korku filminin senaryosunu okuyorsun, halbuki değil! Aslına bakarsanız bu en büyük aşk hikayesi. Yıllarca bize aşk denen şeyin aslında aşk olmadığını anlıyorsun bir gün ve görüyorsun ki; her kalemi kalkan, aşk kitabı yazmaya başlamış! Bakışmak, yüreği tıp tıp etmek, kur yapmak, koklaşmak, flört etmek, günaha girmek vesaire... Nasıl hepsi aşk olabilir ki bunların, öyle değil mi?.. Üzümün bile kırk çeşidine ayrı ayrı isimler konan bu topraklarda, neden elmalarla armutlar ve neden kirazlarla karpuzlar karıştırılır ki, konu aşk olunca? Doğru değil bu. Bütün tavuk ölümlerinin konmuş adı “tavuk hastalığı”dır. Hastalığa isim bile bulunmazsa tedavi nasıl olacak? Kalp hastalığı, gönül sıkıntısı, yürek ağrısı aynı şeyler mi? Elbette değil! * Diyen oluyor mu gerçekten “sana mı kaldı aşk mektebi açmak” diye? ERKUL - Alınmam ki. Çünkü bu sözü doğrudur, ve bize kalmamıştır elbette aşka mektep açmak. Kendisi öttüğü için güneşin doğduğunu sanan horozlar gibi davranmak, çok komik olur zaten!.. Baharda doğmuş bir bebek şansı bizimkisi. Her yanda çiçekler açarken nefes almak ve sevinerek “bu ne güzel bir koku” diye haykırmak; çiçeklerin açmasında hak iddia etmek olmaz ki. Bizim yaptığımız sadece budur. * Bu sözler tevazu mu, yoksa iddiasızlık mı? ERKUL - Hayır, ne mütevazı görünmeye çalışıyorum, ne de iddiasızım. Çünkü iddiam ve inancım şu ki; en doğru olanı yapıyorum. Çabam, bunu; daha iyi şekilde yapabilmek. Böyle inanmasan zaten niye yorulacaksın ki? * Son söz olarak bir cümle daha, desem ne söylerdiniz? ERKUL - Biz, çatık kaş ve elinde sopayla, sövüp sayarak kümese kaz toplamaya çalışmıyoruz... Biz, yol boyunca “eline el” arayan ve de her sabah güle oynaya “aşk mektebi”ne koşan, kara önlüklü çocuklara benziyoruz. Ve önlüklerimizin karası ağarıncaya kadar da, hep birlikte yazmaya/okumaya talip olduğumuzu söylüyoruz... (Nesil Yayınları, 0212 551 32 25)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86796
    % -0.47
  • 6.0406
    % 0.28
  • 6.7414
    % 0.12
  • 7.7005
    % -0.46
  • 248.383
    % -0.68
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT