BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mukaddes emanetler “okur”a emanet

Mukaddes emanetler “okur”a emanet

İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi'nin Hırka-i Saadet Dairesi'nde bulunan; ancak birçoğu sergilenmeyen Mukaddes Emanetler ilk defa "Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler" isimli kitapla gün yüzüne çıktı.



Ahir zaman Peygamberi Hazret-i Muhammed'in etrafında bulunan ve onu canlarından çok seven sahabeleri, tebliğ ettiği dinin esaslarını zaptedip hayatlarında tatbik ettikleri gibi bu sevgililerin tezahürü olarak Kendisiyle alakalı olan maddi unsurları da aziz birer hatıra olarak saklamışlardı. Giydiği ayakkabılardan, kıyafetlerden su içtiği kaplara, kullandığı silahlara, dayandığı asalarına, sancağına, Uhud'da kırılan dişine, tıraş sırasında kesilen saç tellerine kadar birçok hatıra bu sevgi ile gelecek nesillere ulaştırıldı. O mübarek simalar, bu hatıralarla aynı zamanda teberrük ediyorlar, büyüklüğüne dünya gözüyle şahit oldukları Resulullah hürmetine, Allahü teâlâ'dan bereket diliyorlardı. Asırlar boyunca öpülüp koklanarak, baş üzerinde taşınarak, yüz sürülerek hasret giderilen bu emanetler, Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethiyle hilafeti devralmasıyla İstanbul'a getirildi. Topkapı Sarayı'na taşınan kutsal emanetler bizzat padişahın taht odasında muhafaza edildi. Peygamber yadigârı İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi'nin Hırka-i Saadet Dairesi'nde bulunan; ancak birçoğu sergilenmeyen Mukaddes Emanetler ilk kez "Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler" isimli kitapla gün yüzüne çıktı. Hırka-i Saadet Dairesi içindeki kutsal emanetlerin tamamını içeren kitabın sayfaları arasında dikkati çeken en önemli eşya, Resûlullah efendimiz tarafından Züheyr oğlu Ka'b'a radyallahü anh verilen ve siyah yünlü kumaştan dikilen 124 santimetre boyundaki hırka. Sadece İslam ülkelerinin en üst düzeydeki yöneticilerine özel izinle gösterilen bu sade hırka, siyah yünlü kumaşın içinin daha kaba şekilde dokunup krem renk yünlü kumaşla kaplanmasıyla hazırlanmış. Yeşil atlastan torba içerisinde muhafaza edilen Ukab isimli siyah renkli Sancak-ı Şerif ise zamanla yıpranıp toz haline gelmiş olsa da asaletini ve sembolik anlamını koruyor. Hazret-i Aişe'ye ait yünlü bir örtüden yapılan kare şeklindeki sancak, gaza ve seriyyelerde açılmış, bu gelenek dört halife döneminde, Abbasi ve Emeviler ile Osmanlı döneminde devam etmiş. Kitapta ayrıca Osmanlılar tarafından yeniden yeşil atlastan yaptırılan sancağın resmi de yer alıyor. Bunun yanında dışı 16. asırda gümüşle kaplanarak muhafaza altına alınan Resulullah efendimizin su içtiği Kadeh-i Şerif de ilk kez yayımlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izni ile Kaynak Kitaplığı tarafından titizlikle hazırlanan ve Topkapı Sarayı Müzesi Müdür Yardımcısı Hilmi Aydın'ın imzasını taşıyan "Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler" albüm kitabı, aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'in ilk nüshalarından olan ve vahiy katipleri tarafından yazılmış Tebbet Sûresi'nin deri üzerine yazılmış kutsal nüshasını da ilk kez ortaya çıkarıyor. "Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler" ismini taşıyan albüm kitabın içerisinde Peygamber Efendimizin yazdığı mektupları, mührü, Sakal-ı Şerifleri, Kadem-i Şerif'leri, Na'leyn-i Saadet ismiyle anılan sandalet tarzı ayakkabıları, yayı ve kılıcı, teyemmüm taşı, Uhud Savaşı sırasında kırılan dişinin saklandığı mahfaza, gasil suyunun muhafaza edildiği yeşil şişenin parçaları bulunuyor. Emanetler Osmanlı’ya geçiyor Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethiyle mukaddes emânetler bir bir Osmanlı İmparatorluğu'na geçti. Emanetlerin sarayda toplanması sonraki asırlarda da devam etti. En son I. Dünya Savaşı sonrasında Medine-i Münevvere'nin teslimi söz konusu olduğunda Medine Muhafızı Fahreddin Paşa, Peygamber Efendimizin kabrine kadar ray döşetmiş ve trenle emanetleri İstanbul'a göndermişti. İstanbul Topkapı Sarayı'na getirilen Kutsal EmanetIer, Lozan'da gündeme getirilerek alındığı ülkeye iadeleri istenmiş; ama Türk heyeti bunu kabul etmeyerek emanetleri vermeyi reddetmişti. Muhteşem bir eser "Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler" kitabı aynı zamanda semavi dinlerin kutsal emanetlerini bir araya getirmesi açısından da büyük bir önem taşıyor. Hazret-i Musa'nın Kızıldeniz'i ikiye bölüp yol açan asası, Hazret-i İbrahim'in granitten oyularak yapılmış tenceresi, Hazret-i Yusuf'un sarığı, Hazret-i Yahya'nın kol ve kafatası kemiklerine ait resimleri de bu anlamlı kitapta görmek mümkün. Hazret-i Fatıma'nın gömleği, hırkası, seccadesi ve duvağı yanında Kerbela'da şehit düşen Hazret-i Hüseyin'e ait kanlı hırkanın parçası, ilk halife Hazret-i Ebubekir'in sakal-ı şerifi ile Hazret-i Osman'ın şehit edildiği esnada okuduğu Kur'an-ı Kerim de bu kitapla gözler önüne seriliyor. Konuyla ilgili ilk kitap 1953 yılında müzenin ilk müdürü Tahsin Öz tarafından kaleme alınmıştı. Kaynak Kitaplığından çıkan "Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler" ise, görsel malzemenin kalitesi, baskısı, cildi ve kutsal emanetlerin tamamını kapsaması bakımından bir ilk. III. Murat tarafından yaptırılan Hırka-i Şerif'i muhafaza eden altın kutu şeklinde tasarlanan kitabın kutusu da içi kadar orijinal. Büyük boy, kuşe kağıda, kenarları altın yaldızlı olarak basılan "Hırka-i Saadet Dairesi ve Mukaddes Emanetler" kitabı, 370 sayfadan oluşuyor. Özel kutulu ve kılıflı olmak üzere iki ayrı biçimde tasarlanmış. Peygamber'in hatırasına, saçının bir teline, ayak izine yüz sürmeyi dünyanın bütün hazinelerinden yüksekte tutanların kalplerinin üzerinde taşıyacakları bu eser, N&T Mağazaları'nda ve seçkin kitapçılarda bulunabilir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT