BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgisizlik, sensizlik

Sevgisizlik, sensizlik

Deva bulunmayan bir yaradır sensiz muhabbetler. Ne yazabilir ki kalem, ne söyleyebilir ki yürek sana dair. Kalp neyi saklamıştır sevgiye dair. Sancımız devasızlığımızdan değil, dertsizliğimizdendir. Özlemler nedendir çağlar ötesine...



Deva bulunmayan bir yaradır sensiz muhabbetler. Ne yazabilir ki kalem, ne söyleyebilir ki yürek sana dair. Kalp neyi saklamıştır sevgiye dair. Sancımız devasızlığımızdan değil, dertsizliğimizdendir. Özlemler nedendir çağlar ötesine... Biz hayata gözlerimizi semazenler olarak açtık. Çoktan uzaklaştırılmıştık senden. Yetim başı okşayan ellerin merhametini sonradan duyduk. Gözlerinin içindeki muhabbetten içemedik, doyasıya sesini duyup çoşamadık bestelerinle. "Ümmetil" deyip sahiplendiğini "kardeşlerim!" deyip bizi beklediğini, vefanın sende çiçeklendiğini, umudun sende yeşerdiğini söylemediler bize. Sonra biz senden bihaber ne tufanlar yaşadık. Savrulduk çağın gri tonlarında, renkler bile öyle anlamsızlaştı ki. Yetimler hep ağladı; sevgisizlikten, sensizlikten... Biz hayata gözlerimizi kurak bir günde açtık. Sevgisizlikten ve sensizlikten çöl çöl olmuştu yüğrekler. Sensiz medeniyetlerin kalpleri, taş kesilmiş yıkıntılarının arasında ezildi. Horlanan, hakir görülen bizdik. Sonra senin adının duyulduğu coğrafyadan masumların feryatları duyulur oldu. Biz kalpleri sancılı doğanlardandık, çünkü senden uzaktık. Biz hayata gözlerimizi büyük bir boşlukta ve karanlıkta açtık. Ne yapacağımızı bilmez bir halde kum gibi savrulduk durduk. Hiç açlıktan karnımıza taş başlamadık, yamalı entarilerimiz olmadı, kerpiç taşımadık, hasırda da yatmadık ama hep esirdik manevi yükün altında. Biz hayata gözlerimizi ikindilerde açtık. Dünyanın güneşi sendin, bunu bilmiyorduk. Biz o güneşin bile farkında değildik. Hep karanlığa sürüklendik. Sessiz geceler yıldızsızdı. Ay hiç doğmuyordu üstümüze, ferahlayamıyorduk. Ne uyutan masallar dinledik; Leyla'yı, Aslı'yı anlatan seni anlatamadılar bize... Biz hayata gözlerimizi özlemlerle açtık. Önce bilemedik neyi özleyeceğimizi. Bu zahir günlerin ardından düşe kalka, tozlu bir yolda bulduk kendimizi. Kirlenmiştik, ne çareler aradık arınmak için çağın vebalarından. Katranlara bulanmıştık sanki, ruhumuza yapışan kenelerden sıyrıldığımız günden beri darmadağın olan parçalarımızı aradık durduk. Mahveden yanlızlılarda eridik. Evet... Biz hayata gözlerimizi sensizlikle açtık. Senin adını ezberleyerek büyüyemedik, hep çağın gereklerini sürdüler önümüze. Ama yetmedi bütün bunlar ve de asırlar... Bu yüreklere mesafe konulmazdı. Ruh biliyordu, asırlar önceki "kardeşlerim!" hitabını. Silinmiyordu sana ait hiç bir güzellik. Şimdi ben kırık dökük ifadelerimle neyi anlatabileceğimi bilmiyorum. Özlemi mi, yoksa akıllarımızdan zorla sıyırdığımız gerçekleri mi? Kalem çizemez ki sevginin portresini. Öyle ya, ne söylense, ne yazılsa sana dair eksik kalır şimdi. Kübra Bağlama / Sivas
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT