BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > El karikatüri!..

El karikatüri!..

Faslı El Karkouri’nin peşine düşüp, onu bile alamayan Galatasaray’da “transfer ve yönetim durumunun” tam anlamı ile “El karikatüri” olduğuna dair görüşüm değişmiyor; aksine “gelişen olaylar” bu görüşümün, “kara mizah” da olsa ne kadar “doğru olduğunu” gösteriyor!



Faslı El Karkouri’nin peşine düşüp, onu bile alamayan Galatasaray’da “transfer ve yönetim durumunun” tam anlamı ile “El karikatüri” olduğuna dair görüşüm değişmiyor; aksine “gelişen olaylar” bu görüşümün, “kara mizah” da olsa ne kadar “doğru olduğunu” gösteriyor! Çok sevdiğim bir dostum var; o “söz verip de tutamayınca” der ki: “Söz bir, dönmek iki!..” Eh!.. Galatasaray yönetimi de, maşallah son üç yıldır “stattan, alınacak, satılacak futbolculara, başa getirilecek hocalara kadar”, her şeyde ama her şeyde “öylesine dönmeye başladı” ki; Galatasaraylılar “yılbaşı gecelerinin nostaljik fırdöndü oyununu” devamlı olarak hatırlar oldular! Ne var ki o oyunda bile hadi “Hepsini alınız” tarafını bir yana bıraktım, arada bir gelen “Bir alınız, iki alınız” gibi “şanslı” yüzler de vardı, Galatasaray’da başkan Özhan Canaydın’ın fırdöndüsü hep “veriniz”e ayarlanmış sanki!.. Durum açık: Borç çok, para yok... Vaat çok, beceri yok... Öfke, asık yüz çok, tatlı dil, sevgi, saygı, güler yüz yok... Lâf çok, ümit yok... “Aldık... Alıyoruz...” çok, “kulübe gelen giden” yok... Yıllarca Faruk Süren - Mehmet Cansun ikilisi, ki zaman zaman aralarında Özhan Canaydın da vardı, koca camiayı “stat hikâyesi” ninnileri ile uyutup, “kulübü batıracak kadar büyük borçlara, hem de dolar bazında sokarak”, ama hiç olmazsa lig şampiyonlukları, UEFA Kupaları ile avutarak gitti, şimdi “bu kötü durumu düzelteceğim” diye iş başına gelen Canaydın “aynı ninnileri söylüyor” ve üstelik bu defa “sportif başarı da yok”; ne acı!.. Galatasaraylılar’ın “sorma” hakkı değil mi: “Beceremeyecektiniz, neden tâlip oldunuz o koltuklara?” “Beceremediniz, beceremiyorsunuz, hâlâ neden oturuyorsunuz?” Fatih Terim “sizlere kandı”, şaşkına döndü, hata üstüne hata yaptı; “dokunulmaz” zannedilen kariyerini ve karizmasını “delik deşik ederek” gitti! Şimdi sırada “Hagi var!..” “Tribün seviyor, bir süre bizi unuttururlar ve zaman kazandırırlar, göle maya tutar da, başarılı olurlarsa, biz de başarılı olmuş oluruz, yok başarısız olurlarsa, olan tribünlerin ve camianın sevdiği hocalara olur, biz hedefte olmayız” cinliği ile gelinen nokta ortadadır; “Çabalama kaptan ben gidemem!” İşte Hagi bile isyan etti; “Zaman geçiyor, işimize yarayacak olan futbolcuları alan alıyor, kapan kapıyor, yarın çok geç olacak, ortada kalacağız!..” Üstelik Hagi, “Terim gibi” yığınla futbolcu getirmeyi de düşünmüyor, “Bana iki defans, iki orta saha, bir forvet gerek, topu topu 5 oyuncu, bunca bonservisi elinde olan futbolcu içinde bunları kolay bulabiliriz, yeter ki, hemen iş bitirelim” diyor. Diyor da, “iş bitirici” Ergun Gürsoy dahil, ortada ne “iş bitiren”, ne de “işi biten” var!.. Zira “para yok!..” Ama, “gevezelik” çok!.. “Şunu bağladık” deniyor; hooopp bir “başka” kulüp devreye giriyor, “fiyatlar artıyor”, Galatasaray “gene yaya kalıyor!..” “Gene” diyorum; zira Özhan Canaydın’ın Galatasaray’a getirdiği ve koca kulübün “boynuna astığı” yafta ne yazık ki, bu!.. “Paranı hazırla... Koy futbolcunun önüne, imzayı attır, sonra açıkla!..” Nerdeee? Para yok... Para yok... Para yok... Ama “lâfta var!..” “Para lâfta olunca”, alınacak oyuncuların transferi de “lâfta kalıyor!..” Kuzum, “lâf ebeliği” ile taraftarı avutmaya mı çabalıyoruz, “büyüklere masallar” ile camiayı uyutmaya mı çalışıyoruz, yoksa küçük çocukların “evcilik oyununa benzer” bir şekilde “yöneticilik mi” oynuyoruz? Canaydın - Gürsoy - Hagi üçlüsünden ümitliydim; “onlara güvendiğimi” yazıp durdum; okuyucularımdan özür dilerim; bunca tecrübeme rağmen, bu kadar kısa bir dönemde, “böylesine bir fiyasko yaşanacağını” nereden bilebilirdim? Galatasaraylılar, 100. Yıl’da “yüzyılın en büyük fiyaskosuna hazır olun”; fazla üzülmeyin, nasıl olsa “200. Yıl da gelecek!..” Galatasaraylılar, Olimpiyat Stadı’nda “takımınızın derbileri bile 8-10 bin kişi ile oynayacağı günlere” hazır olun; zira “çoğunluğunuz” çok acı sonuçları görmek istemeyecek! Galatasaraylılar, mendillerinizi hazırlayın; “Rüzgârlı Tepe ile Seyran Tepe arasında koşuşturanların, Ali Sami Yen’in mirasını nasıl hovardaca yediklerini görerek” bol bol gözyaşı dökeceksiniz! Ne diyeyim; “mal varlığı, kaynakları ve imkânları ile” Türkiye’nin en zengin kulübü olan koca Galatasaray’ı “El karikatüri” esprisine mahkûm edenler, “dünya kulübü olmaya bir - iki adımı kalmış” bu büyük müesseseyi bu duruma düşürenler utansın!.. Aslında “utanması” gerekenler çok: Genel kurulda, “başarısız ve verdiği sözleri tutamamış” olan Canaydın’ın karşısına, “çıkara çıkara” kulübü “bu hâle getirmiş” iki “baş rol oyuncusundan” daha “başarısızını”, Mehmet Cansun’u çıkarabilen “koca” Galatasaray camiasının ileri gelenleri başta olmak üzere tüm genel kurul üyeleri!.. Yazık ettiler Galatasaray’a ve etmeye de devam ediyorlar!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT