BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fetih ve Fatih

Fetih ve Fatih

Bağdaş kurup bu sancılı toprağa, göçmen kuşlarına tanımayı öğreten bendim. Geceleri bir gemiyi beleyip, ummanda mercan hırsızlığı yapan da...



Bağdaş kurup bu sancılı toprağa, göçmen kuşlarına tanımayı öğreten bendim. Geceleri bir gemiyi beleyip, ummanda mercan hırsızlığı yapan da... Geceler ki dualar kadar serin, geceler ki baykuş narası, gıcırdayan tekne, kaygan zemin. Bu birkaç satır ise; etrafı kucaklayan mevsimin ezeli aynasında zuhur eden, özünü ancak ebedi lisanla tanımlayan bir karıncanın, menziline dönerken hedefe iki kulaç kala; toprağa bıraktığı işaretin nakkaşlarca izahıdır; biline. Yollarda defineler aramasın hiçkimse; sonsuz su pınarı, evet, o hakiki nur, yani güzellik, içimizde. Fetih de bizim, Fatih de... Şu uzunca soluklanışın hikayesini bilir misin? Sazların tellerini titreten bir uğultu, bir iç geçiriş desem. Uykusu yarım kalmış mahmur bir erguvan kadar hüzünlü, cümlesi tamamlanmayan bir kalemşör kadar çaresiz, mavisi eksik bir tablo kadar ithafsız, yarım... Yani benim masalım. Gökyüzüne müştak bir güvercinin kanatlarını mı taşlamıştım, bilemedim. Dimdik durabilmem için ayaklarımın olduğunu hatırlat bana. Nakkaş, olanların kâtibi ben değilim. Bu bayrak hepimizin; bayraktarı tek el. O tohumu biz ekmiştik; hasılatı sizin. Mızrağı hedefe atan biziz; zafer sizin. Sultan Süleyman'ın naaşı İstanbul meydanında, eller üstünde. Yanından ayırmadığı küçük ceviz sandığı düşmüş yere, yayılıvermiş etrafa, atacağı her adım için Ebussuud hazretlerinden aldığı fetvalar, beyaz dilekçe. Ebussuud hazretleri eteşler içinde, Sultan Süleyman gülşen. "Koca Sultan! Sen ahiretini kurtardın. Ya ben n'eyleyeyim?" Hamuru yoğuran biziz; ekmek sizin. Taşı gediğine oturtan biziz, kainat sizin. Fethin coşkusunu içinde tutamayarak, gözyaşlarıyla, kendisine "gül" hediye eden genç! Fetih senin, Fatih sensin. Neriman Karayiğit
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT