BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kılçık attı

Kılçık attı

Mümin’in sakat sol kolu, tıpkı bir göz vazifesini görüyordu, bu kolunu rakibine dayadığında, başını başka yere çeviriyor, ancak bu kol vasıtasıyla rakibinin ne yapacığını hissediyordu. Bu şekilde de rakiplerini gafil avlıyordu.



Mümin’in sakat sol kolu, tıpkı bir göz vazifesini görüyordu, bu kolunu rakibine dayadığında, başını başka yere çeviriyor, ancak bu kol vasıtasıyla rakibinin ne yapacığını hissediyordu. Bu şekilde de rakiplerini gafil avlıyordu. Tekrar ayağa kalktıklarından Yusuf, Mümin’in sol kolunu vücuduna dayamasına izin vermedi, ikidir aynı oyuna düşmüştü, üçüncüsüne düşmek istemiyordu. Mümin Hoca’nın güreş tarzı, Hergeleci İbrahim’e çok benziyor, aynı onun gibi ne zaman ne yapacağı belli olmuyordu, Yusuf, Hergeleci ile güreşinde, güreş uzadıkça bunalmış, nasıl güreş tutacağını bilememişti. Şimdi aynı sıkıntıyı Mümin Pehlivan karşısında yaşamak istemiyordu. Koca Yusuf, Mümin Pehlivan ile karşı karşıya gelir gelmez kaplan gibi üzerine atıldı. Yediği yanbaş oyunu sebebiyle şaşkınlıktan daha kurtulamamış ve sağ kolu açık duran Mümin Hoca’ya, iki kolunu onun koltuk altlarından geçirerek sırtında kilitleyip çift çapraz oyununu aldı, çaprazı tam manasıyla doldurup sürmeğe başladı. Mümin Pehlivan, Yusuf’un kolları arasında adeta kaybolmuş, görünmüyordu. Yusuf, bir taraftan sürerken diğer taraftan da çengeli yetiştirmeğe ve bu şekilde Mümin Pehlivanı sırtüstü yenmeğe çalışıyordu. Yusuf, o telaş içinde Mümin Hoca’nın hiç karşı koymadığını hatta, bilerek daha fazla hızlandığını farketmemişti. Koca Yusuf, bir türlü çengeli yetiştirerek Mümin Hocayı topuk kemiğinden köstekleyemiyor ve hızla giderken ayak da değişitiremiyordu. Mümin Hoca, yine yapacağını yaptı, cinliğini gösterdi, birden Yusuf’un kolları arasından sıyrılarak yere çöküverdi. Koca Yusuf, tehlikeyi sezer sezmez, o iri vücuduna rağmen, büyük bir çeviklik göstererek kendini yüz üstü yere attı, son anda sırtüstü gitmekten kurtuldu. Mümin Hoca’nın yetişmesine meydan bırakmayıp emekleyerek hemen doğruldu. Mümin Hoca, oyunu öyle hazırlamıştı ki, Koca Yusuf’un yerinde kim olursa olsun, Mümin Pehlivanın üzerinden takla atar sırt üstü yere serilirdi. Seyircilerin dili tutulmuştu, bu nasıl güreşti böyle, oyunlar peş peşe yapılıyor, yürekler ağıza geliyordu. Gözyaşlarını tutamayıp ağlayanlar çoğalmıştı: -İşte efsanelerin güleşi böyle olur. -İki en ustanın güleşini seyrettim ya başka bir şey istemem. -Bu molla çok zorluymuş, Yusuf’u nasıl da zor durumlara düşürdü. -Hey bre Koca Yusuf, nasıl da mertçe güleşiyor. Koca Yusuf, hırslanmıştı, hocalarının “Hırs, kızgınlık, sevinç insanın aklını örter, aklı örtülen de sonra üzüleceği işler yapar.” sözü aklından çıkmıştı. Yusuf’un elenseleri yağmur gibi yağmağa başladı. Mümin Hoca’yı elenseyle sindirmek istiyordu. On dakikalık elense fırtınasından Mümin Pehlivanın fazla etkilenmediğini, kendisini boşu boşuna yorduğunu farketti. Bununla birlikte de taktik değiştirdi. Yusuf, çapraza alınan Mümin Pehlivan’ın nasıl tehlikeli olduğunu az önce yaşamıştı. Ama hırslanmıştı, Mümin Hoca’yı tekrar çapraza aldı ve fırtına gibi sürmeğe başladı. Yusuf bu sefer, Mümin Pehlivanın çökmesine, kılçık ve yanbaş atmasına karşı tedbirliydi. Mümin Hoca, bütün bu oyunları yapamayınca, çengelle sırüstü gitmemek için can havliyle kendini yana attı. Yusuf da, onunla birlikte yere düşmemek için çaprazı boşalttı. Mümin Hoca, yerden doğrulamadan Yusuf yetişti ve çullandı. Hemen sarma almağa, ayaklarıyla Mümin Hoca’nın ayaklarını içten sararak onu zaptetmeğe çalıştı, ama Mümin Hoca, iyi toplanarak bu fırsatı vermedi. Bunun üzerine Yusuf Pehlivan da rakibini yaymak için üzerine tam manasıyla çullandı, Mümin pehlivan bu fırsatı kaçırmadı, kalça hareketi yaparak kılçık oyunu uyguladı. Devamı var
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT