BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aliço da güreşmeye gelmişti -229-

Aliço da güreşmeye gelmişti -229-

Yusuf ve beraberindekiler, bir kayığa binip, Çanakkale boğazının Anadolu yakasına doğru, Çardak’a ulaşmak üzere yola çıktılar.



Yusuf ve beraberindekiler, bir kayığa binip, Çanakkale boğazının Anadolu yakasına doğru, Çardak’a ulaşmak üzere yola çıktılar. Çekilen her kürek onları Anadolu’ya yaklaştırıyordu. Yusuf, 1877-78 Osmanlı Rus Harbi’nde, Çanakkale Boğazı’nı geçip Anadolu’ya sığınan yüzbinlerce, Rumeli, Bulgaristan Türkünü hatırladı. Şehzade Süleyman’ın Avrupa’yı vatan edinmek için Çanakkale boğazını geçişinden 550 yıl sonra, Türk oğlu yine Çanakkale Boğazı’nı geçmişti, ama bu sefer Anadolu’ya doğru ve boynu bükük, perişan, yüzüne nice karalar sürülmüş halde.. Çardak’a ulaştılar. Güreşlerin yapılacağı yere gitmezden önce Balıkçı Hüseyin onları, Salcı Baba’nın Salbaş mevkiindeki kabrine götürdü. Salcı Baba, Şehzade Süleyman ve kırk yiğidini Avrupa yakasına ulaştıran salları inşa edenlerin piriymiş ve sallar burada yapılmış. Balıkçı Hüseyin, Salbaş Mevkiinden, Boğazın Avrupa yakasına doğru uzanan bir kara parçasını gösterdi, “Bu kumlu kara parçasının Kızıl Deli Sultan tarafından meydana getirildiğine inanılır. Şehzade Süleyman ve kırk alpereni sala binip yola çıkarlarken bu kişi, beni de alın der, kabul etmezler. Bir müddet sonra duydukları gürültüyle arkaya baktıklarında, dehşete düşerler. Deli Kızıl Sultan, eteğindeki kumu saçmakta, saçtığı yerde kara denize doğru ilerlemektedir. Hemen dururlar, ‘Gel baba derler, seni almazsak, korkarız ki, boğazı kapatacaksın.’ Deli Kızıl Sultan, sala alınmanın sevinciyle kucağındaki bütün kumları saçar ve şu gördüğünüz hilal şeklindeki kara parçası meydana gelir.” açıklamasında bulundu. Yusuf ve beraberindekiler gösterilen yere baktılar, hakikaten de hilal şeklinde bir kara parçası uzanıyordu. Deli Kızıl Sultan’ın Dimetoka’da türbesi ve dergahının bulunduğunu, Dimetoka’nın içinden geçerek Meriçe kavuşan çayın isminin de Deli Kızıl Sultan çayı olduğunu söyleyen Balıkçı Hüseyin efendi, “Her yıl 26 Ağustos’da Deli Kızıl Sultan tarafından meydana getirildiğine inanılan bu yarım adada Kum Günü düzenlenir. Çeşitli şifasız hastalıklardan ıstırap çekenler, başka yerde çare bulamayanlar buraya gelip kuma gömülürler ve giderken iyileştiklerin söylerler. Burada şifa bulmanın tek bir şartı vardır, buraya gelmezden önce şifa için bütün çarerelere başvurmuş olmalıdır” açıklamasında bulundu. Bu açıklamasıyla da Yusuf, Said Beşir ve İbrahim Pehlivanı ta gönüllerinden vurdu. Yusuf’un aklına hemen Mümin Pehlivan geldi, acaba burada şifa bulur muydu? Üçü de konuştular, üçü de “Mümin Pehlivanı da alarak seneye 26 Ağustos’ta burada bulunmalıyız.” dediler. Çardak’ta, iskeleden kasabaya giden yolun solunda yüksek ağaçların bulunduğu büyük bir bahçe, bahçenin içinde üç katlı 20 odalı kırmızı bir konak vardı. Renginin kırmızılığı sebebiyle “Kırmızı Konak” diye anılan bu hoş yapı, Gelibolu Mevlevi dergahı şeyhi Mustafa Daniş Efendi’nin idi. Mustafa Daniş Efendi, oğlu Burhaneddin Efendiyi saraylı neviyye isimli hanımla evlendirirken düğününü bu bahçede yaptırıyordu. Güreşler, Alyanak Çeşmesinin gerisindeki yüksek çam ağaçlaı altında yapılacaktı. Düğüne gelen, misafir ve pehlivanları yatırmak ve yedirip içirmek için her türlü tertibat alınmış, yiyecekler hazırlanmış, bu konuda bütün Gelibolu ve Çardaklılar seferber olmuştu. Güreşler, Perşembe günü öğleden sonra yapılacaktı. Düğüne Aliço da davetliydi. İşin en garibi güreşi yıllar önce bırakan Aliço, buraya güreşmek için gelmişti. > Devamı var
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT