BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Barışa hasret topraklar

Barışa hasret topraklar

Kudüs’te barış hayal



Eski Kudüs’ün Müslüman Çarşısı’ndaki Arap satıcının sesi, az ötede küçücük Yahudi öğrencilere dinî bilgiler veren hahamın mırıltısına karışıyor. Katolik kilisesinden çıkmış beli kuşaklı, ayağı sandaletli rahip de onların arasından geçip gidiyor. Müslüman esnaftan kefiyeli bir Arap, İskandinavya’dan kopup gelmiş, İsa’nın çarmıhını taşıdığı Via Dolorosa’yı soran mini etekli kıza yolu tarif ederken, kipe (Musevi kepi) satan bir Yahudi, Ortodoks kilisesini ziyaret edip hacı olmaya gelmiş bir Rus’a bozuk parası olup olmadığını soruyor. Ağlama Duvarı’nın dibinde ileri geri sarsılarak dualar mırıldanan Kasidi’nin tam tepesindeki cami minaresinden ezan sesi yükselirken, hemen arkasındaki Ermeni kilisesinin çanları çalmaya başlıyor. Kudüs, işte böyle bir yer. Gel gör ki, üç büyük semavî dinin buluştuğu harikulade bir dinler ve ırklar ve halklar mozayiği olabilecekken, kinin, nefretin ve düşmanlığın zehirli tohumlarının yeşerdiği bir kente dönüşmüş. Ürdün sınırından bu yana uzanan çöl benzeri çorak topraklarda, Filistinli Arap köylerinin inanılmaz sefaletini, işsiz, aşsız ve yoksul Araplar’ın katlanılmaz hayatını görüyor ve Kudüs’te adeta ete kemiğe bürünmüş nefreti hissediyorsunuz. Hz. İsa’nın doğduğu şehir Kudüs’ten bir dolmuş taksiye atlayıp 12 kilometre kadar güneye inerseniz Beyt-ül-Lahm’da, yani Bethlehem’de. Davud aleyhisselâmın, ondan bin yıl sonra da İsa Peygamber’in doğduğu kentte.. . 39 bin nüfuslu bu kasaba, hem Museviler, hem Hıristiyanlarca en kutsal sayılan kentlerden biri. Halen 7 bin dolayında Hıristiyan ve birkaç bin İsrail askeri dışında, kalan nüfusu Filistinli Müslümanlar oluşturuyor. Bethlehem sokaklarında dolaşmak, kutsal sayılan bir kentte keyifli bir turistik tur olmaktan çok uzak. Ne ot ne ağaç var; işsiz, aşsız ve gelecekten umut kesmiş Filistinli gençler amaçsız, hedefsiz dolanıyorlar ortalıkta. Kentte herkes birbirinden kuşkulanıyor, korkuyor ve birbirine düşmanca nazarlarla bakıyor. Üç büyük din, bu daracık alanda iç içe, yan yana, karşı karşıya, omuz omuza, diş dişe bir arada. Şam’daki Emevî, Bağdat’taki Abbasî halifeleri, Selçuklu hakanları, Osmanlı hükümdarları ‘’Tapınak Tepesi’’ndeki camileri İslam sanatının incelikleriyle bezediler. Hıristiyanlığın bütün kolları, Katolikler, Protestanlar, Ortodokslar Eski Kudüs’te hak iddia ettiler. Hem Yahudilerle, hem Müslümanlarla, hem de birbirleriyle çekişerek, dövüşerek kendi kiliselerini kurdular. Eski Kudüs’te ezan sesi, çan sesine karışıyor ve arada Yahudi Hazidiler’in Ağlama Duvarı’ndaki mırıltıları duyuluyor. İşte görkemli altın kubbesi ile Ömer Camii. Onun sağında, dışı çok daha sade, ama içi inanılmaz güzellik ve değerde bezeklerle süslü Mescidü’l-Aksa. Barışın önündeki engeller Bunların bellibaşlılarını şöylece sıralayabiliriz: Kudüs: İsrail, başkent olarak ilan ettiği Kudüs’ü hiçbir şekilde terketmek istemiyor. Filistinliler ise, İsrail’in en azından 1967 yılında işgal ettiği Doğu Kudüs’ten çekilmesini şart koşuyorlar. Müslümanlar için kutsal olan Mescidi Aksa da, Yahudiler’in kutsal saydıkları Ağlama Duvarı da Doğu Kudüs’te. Lübnan: Lübnan, barış imzalamak için, İsrail’in 1982 yılında işgal ettiği ve tampon bölge oluşturduğu Güney Lübnan’dan çekilmesini şart koşuyor. İsrail, Hizbullah ve Filistin gerillalarının bu bölgeden sızarak veya roket atışlarıyla saldırıda bulunmasından korktuğu için teklife yanaşmıyor. Golan: Gerek İsrail, gerek Suriye için büyük stratejik öneme sahip Golan Tepeleri, 1973 yılından beri İsrail işgali altında. Suriye, bu işgalin kayıtsız şartsız kaldırılmasını istiyor. İsrail ise, su kaynaklarının bulunduğu ve Şam’ı kontrol altında tuttuğu bu tepelerden çekrilmeyi reddediyor. Yahudi yerleşimciler: Golan, Batı Şeria ve Gazze şeridinde 160 binden fazla Yahudi yerleşimci yaşıyor. Yerleşimciler, kutsal saydıkları ve kendilerine “vaad edildiğine” inandıkları bu toprakları hiçbir şekilde terketmek istemiyorlar. Tamamı silâhlı yerleşimciler, bölgenin terkini Yahudiliğin ideallerine ihanet olarak görüyorlar. Herkes herkese düşman Kudüs’teki üç semavî dinin mensupları, birbirleriyle kan dâvası güder durumda, anlaşmaları, birbirlerine hoşgörülü davranmaları ve kucaklaşmaları mümkün değil. Aralarındaki çekişme çok eskilere dayanıyor. Şöyle bir toparlarsak: Hıristiyanlar: Yahudilere düşman. Çünkü İsa’yı Romalılara onlar ihbar etti. İsa’nın çarmıha gerilmesinin baş suçlusu Yahudiler. Müslümanlara düşman. Çünkü o kutsal toprakları -sonradan- Müslüman barbarlar işgal etti ve hâlâ ellerinde tutuyorlar. Koskoca haçlı ordularını geri püskürten, kutsal toprakları kirleten hep onlar. Müslümanlar: Hıristiyanlar’a düşman. Çünkü onlar, Müslümanlar’ın Kuran buyruğuyla (cihad) fethettikleri bir kenti geri almak için Haçlı orduları kurup onlarca, hatta yüzyıllarca taa Avrupalardan kopup geldiler. O günlerde serpilip boy atan düşmanlık eksilmeksizin -belki artarak- savaş yerine diplomasi yoluyla sürüp gidiyor. Musevilere düşman . Kılıç zoruyla kazanılmış kutsal kenti hile ve desise ile, çağın en ileri teknolojilerini kullanarak ve ABD’deki, Avrupa’daki Yahudi lobilerinin bitmez tükenmez parasal destekleriyle zaptettiler. Karşı çıkıldığında zor kullandılar. Şimdi de Müslümanlar’ı oradan tamamiyle kovmanın hesapları içindeler. Museviler, son kitabı, Kuran’ı reddediyor, hak dinini kabul etmek bir yana, ona bağlananları boğmak istiyorlar. Museviler: Hıristiyanlar’a düşman. Çünkü Tevrat’ı reddedip yeni bir dini (İsa dini) benimsediler. Benimsemekle kalmadılar, bu kutsal kentte hak iddia ediyorlar. Oysa bu topraklar, bu kent Yahudilere vaad edilmiş. Tevrat böyle buyuruyor. Burası Yahudi kenti ve sadece Yahudiler’e ait olmalı. Müslümanlar’a düşman. Çünkü Tevrat’ı bırakıp yeni bir dini benimsediler. Önceki iki kitabı (Tevrat ve İncil) ilga ettiklerini açıkladılar. Dahası Yahudi halkına vadedilmiş bu kutsal topraklardan ve kutsal kentten çekip gitmiyorlar. YARIN: 200 NÜKLEER BOMBA
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103310
    % -1.48
  • 5.471
    % -0.15
  • 6.2116
    % -0.1
  • 7.2201
    % -0.63
  • 228.954
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT