BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Herkes Fenerbahçeli olmalı

Herkes Fenerbahçeli olmalı

Bu sezon en koyusundan Fenerbahçeli’yim. Çocukluğumun sevdası G.Saray ne yazık ki bu sezon yüreğimde en ufak bir rüzgâr estiremiyor.



Bu sezon en koyusundan Fenerbahçeli’yim. Çocukluğumun sevdası G.Saray ne yazık ki bu sezon yüreğimde en ufak bir rüzgâr estiremiyor. Ömrünün bir yarısını Avrupa’da final rüyası görerek geçiren ve o hayaller üstüne onlarca makaleler yazan benim gibi bir insan için sınırlarımızın içine sıkıştırılan ‘100. yıl masalı’ artık hiç mi hiç heyecanlı gelmiyor. Benim aradığım şey, efsane G.Saray’ın o destansı başarısını tekrarlayacak yeni bir takımımızın Avrupa’da sahneye çıkması. Bu takımımız hangisi olabilir? Transfer şampiyonu Beşiktaş mı? Kardeniz’in sert dalgalarını aşmak için mücadele eden Trabzon mu yoksa ekonomik güç, teknik ve idari bakımdan kendini aşan Fenerbahçe mi? Sizi bilmem ama bu hedefe en yakın olarak ben Şampiyonlar Ligi’ndeki temsilcilerimizden Fenerbahçe’yi görüyorum. O yüzden Sarı Kanaryalar’ı bu sezon çok daha bir dikkatle izliyorum. Takıldığım ilk şey Daum’un haykırışları: Almanın, başkan Aziz Yıldırım, yöneticiler ve geçen sezon şampiyonlukta önemli katkıları olan kaleci Volkan, Aurelio ile Van Hooijdonk’u hedef alan sivri sözlerine rağmen Fenerbahçe’yi böyle bir hayali gerçekleştirebilecek yegane takım olarak görüyorum. Bu konuda beni umutlandıran şey ne koca Fenerbahçe’nin Köln dışında Alman semt takımlarıyla oynadığı ‘Hepsi yalan bu sahi’ sözünü çağrıştıran sıra maçları ne her açıdan eleştirilecek hazırlık programı ne tek başına Alex ne Serhat’ın harika yükselişi ne de başkan Aziz Yıldırım’ın yabancı kaleci arayışları. Beni umutlandıran şey Daum’un doğru bir zamanlama ile Fenerbahçe’nin her bir hücresinde dinamitler patlatan dahice vurguları. Nedir o vurgular? Birincisi başkan ve yönetime verdiği mesajlar. “Başkanım bana bir şey söyleyeceksen direkt söyle, ulaklarla mesaj gönderme. Çünkü bu mesaj bana ulaşıncaya kadar bozuluyor ve takıma zarar veriyor...” “Sağlıklı bir kamp programını bile yapamayan yöneticiler işime karışmasınlar” İkincisi futbolculara verdiği “Ayağınızı denk alın” türünden mesajlar. Kaleci Volkan’a: “Hedefimiz çok büyük sen ise tecrübesizsin. Ama seni de kaybetmek istemiyorum. Ya kendini toparlarsın bu hedefe uygun hale gelirsin ya da tecrübeli bir kaleciyle birlikte çalışmaya hazır olursun...” Aurelio ve Van Hooijdonk’a: “Bu takıma önemli katkılar yaptınız ama yeni hedef Şampiyonlar Ligi’nde ses getirmek. Rakiplerimiz, Türkiye’dekilerden çok daha çetin. Kendinizi daha üst seviyedeki yarışa hazırlamazsanız sınırlı yabancı kontenjanını sizden daha iyi olanlardan yana kullanırım” Uzun sözün kısası Fenerbahçe, Daum’un hırs, azim ve inanç dolu programıyla farklı bir rotaya girmiş durumda. Şimdi Fenerbahçeliler, birbirleriyle kavga etmekten vaz geçer de hocalarının çizdiği amaç etrafında birleşebilirse, bu ülke futbolda yeni bir zaferle dalgalanır. Aksi halde, herkesin Fenerbahçeli olması gereken bir zamanı eski başkan Ali Şen’nin diline pelesenk ettiği ‘Fenerbahçe düşmanları’nı aramakla geçirirler. Ki, sanırım buna kimsenin hakkı olamaz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT