BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Batı Trakya’da yeşeren dostluk

Batı Trakya’da yeşeren dostluk

* Türk ve Yunan hükümetlerinin karşılıklı iyi niyet yaklaşımları sayesinde, Batı Trakya’da onlarca yıldır süren soğuk hava yerini barış rüzgarlarına bıraktı. * Lozan antlaşmasıyla verilen haklarını yeni almaya başlayan soydaşlarımız, Yunan hükümetinin ‘serbestlik’ politikasını sosyal hayata yaymasını bekliyor.



İSKEÇE - GÜMÜLCİNE - Osmanlı’nın 175 yıl önce Yunanlılar’a emanet ettiği Batı Trakya Türkleri, kendilerine kanunlarla verilen haklarına ve sosyal güvencelerine yıllar sonra kavuşmaya başlamanın mutluluğunu yaşıyor. İpsala sınır kapısından itibaren yaklaşık 150 kilometre boyunca uzanan topraklarda sistemli olarak sürdürdüğü asimile çalışmalarından sonuç alamayan Yunan hükümeti, Türklerin daha da kenetlendiğini görünce yıllar önce tanınan azınlık haklarını yavaş yavaş serbest bırakmaya başladı. Hükümetler gayretli Daha düne kadar resmi dairelerde çalıştırılmayan, okullarında Türkçe eğitim yapamayan, turist olarak anavatandan geri dönmelerine izin verilmeyen Batı Trakya Türkleri ile ilgili bugünlerde olumlu gelişmeler yaşanıyor. Sosyal hayattaki iyileşmeler henüz tam manasıyla sağlanamasa da Rumeli diyarındaki bu iyi niyet çabaları, gözden kaçmıyor. Özellikle AK Parti iktidarıyla iki ülke arasında esen ılık rüzgarlar sayesinde Batı Trakya’da yeşeren barış ve dostluk filizleri boy atmaya başladı bile. Artık insanlar resmi dairelerde iş bulabiliyor, gençler istedikleri üniversitelerde okuyabiliyor, rahatlıkla ticaret yapabiliyor, Yunanlılarla iç içe dostça yaşıyor. Ancak bazı yaşlı soydaşlarımız ise asıl asimilasyonun şimdi başladığını çünkü, yıllardır uygulanan baskıcı politika ile kenetlendiklerini; şimdi ise serbestlik sonucu Türkler’in rehavete kapılacaklarını düşünüyor. Türk ismi hâlâ yok Batı Trakya Türkleri bu gelişmeler karşısında iyimser olmaya çalışsa da temkinli davranıyor. Zira Lozan Antlaşması ile azınlıklara verilen en önemli haklarını hâlâ elde edemediler. Bunların başında etnik kimlik geliyor. Yunanistan yönetimi, etnik kimlik yerine dini kimliği öne çıkarıyor. Müslüman azınlık olarak tanımlanan Türkler, “Türk isminin yeraldığı dernek veya vakıf kuramıyorlar. Kurulan dernekler ise kapatılıyor. Türk nüfusunun yüzde 80’inin tarımla uğraştığı Batı Trakya’da Yunan hükümeti çeşitli bahanelerle Türklerin topraklarını istimlak etmeye çalışıyor. Şu anda en verimli tarım alanları arasında gösterilen 13 bin dönümlük Şapçı bölgesi, ‘üniversite yapılacak’ bahanesi ile halkın elinden alınmaya çalışılıyor. Eğitim yarım kalıyor Kendi dillerinde eğitim almakta bazı güçlüklerle karşılaşan soydaşlarımız, Türkçe öğretmeni bulmakta sıkıntı çekiyor. 200 Türk okulu için Türkiye’den gelecek öğretmenler için ayrılan kontejan ise 15’i geçmiyor. Selanik’te kurulan 3 yıllık akademide kalitesiz eğitimden geçirilen soydaşlar, yeterli eğitim düzeyine ulaşmadan Türk okullarında görevlendiriliyor. Soydaşlarımız, müftülerini de hâlâ seçemiyor. Seçilen müftüleri kabul etmeyen Yunan hükümeti, yerine halkın istemediği kişileri atıyor. Yunan hükümetinden iyi niyet göstergesini artırmalarını isteyen soydaşlarımız, 1923’te imzalanan Lozan anlaşmasında kendilerine tanınan hakların tamamını istiyor. Ancak Türklere bir adım yaklaşan Yunan hükümeti onlardan da adım atmasını bekliyor. Baskılarla tamamen içine kapanık toplum haline gelen Batı Trakya Türkleri’nin, Yunan vatandaşlarıyla kaynaşmasını ve bazı kültürel ve toplumsal değerleri benimsemesini bekliyor. Bakan Güçlü çiçeklerle karşılanmıştı Rodop Valisi Aris Yanakidis başkanlığındaki Yunan yetkilileri, geçtiğimiz hafta sonu Batı Trakya’yı ziyaret eden Tarım ve Köyişleri Bakanı Sami Güçlü ve beraberindeki Türk heyetini çiçeklerle karşılayarak samimi bir hava çizmişlerdi. Birbirlerine hediyeler sunan iki ülkenin yöneticileri; aralarındaki bu dostane yaklaşımın halklar arasında da yayılmasını ümit ediyor. Görmediği anavatanını özlüyor 71 yaşındaki Hayriye nineye anavatanı Türkiye’yi görmek hiç nasip olmamış. “Türkiye’ye gidiyor musunuz” sorumuza gözleri dolarak cevap veren Hayriye nine, “Ah evladım, bir kerecik vatanımı görsem gözüm açık gitmeyecek” diyor. Radyomuz neden sustu Batı Trakya’daki tek Türk radyosu olan Dee Jay FM’in bir hafta önce çeşitli bahanelerle mahkeme kararıyla kapatıldığını ve eşinin bir sene hapis cezasına çarptırıldığını belirten Hüseyin Karadayı, “Bir milyon dolarlık yatırım ile ülkedeki ikinci büyük radyoyuz. Pomak Türklerine yönelik Türkçe yayın yaptığımız için sudan bahanelerle kapatıldık. Radyo lisansımız var. Ancak Türk düşmanı bir gazete sahibinin kışkırtması üzerine savcı ve hakim tek taraflı karar verdi. Bizi 5 farklı radyo yayını yapmakla suçladılar” dedi. Duygulu anlar yaşandı Dr. Sadık Ahmet’i anmak üzere Türkiye’den gelen heyet için soydaş çocuklarının seslendirdiği “Tuna Nehri Akmam Diyor” türküsü davetlileri duygulandırdı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT