BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tarihi eser mi kaldı ki sayısı bilinsin?

Tarihi eser mi kaldı ki sayısı bilinsin?

Sayıştay açıklamış, Vakıflar Genel Müdürlüğü, uzman ve araç yetersizliği yüzünden tarihi eserlerin envanterini çıkartamıyormuş, bu eserler tehlike altındaymış



Sayıştay açıklamış, Vakıflar Genel Müdürlüğü, uzman ve araç yetersizliği yüzünden tarihi eserlerin envanterini çıkartamıyormuş, bu eserler tehlike altındaymış vs... Günaydın... Ortada tarihi eser mi kaldı ki bu kaygı yaşanıyor? Tarihi eser mi kaldı ki? diye sorarken bir çok itirazlar geleceğini biliyoruz. Ancak bizim kastımız her nasılsa yıkılmamış birkaç camiyle türbe değil. Acaba 1900’de, 1925’te 50’de, 75’te 2000’de İstanbul ve Anadolu’da eser mevcudumuz neydi? Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı döneminden Cumhuriyet devrine kaç han, hamam, kervansaray, konak, köprü, su yolu, sebil, çeşme vs. vs. vs. intikal etti? Kaç halı, kilim dokuma kalmıştı. Kaç kitabe vardı. Nerede hangi sütun dikiliydi? Hangi duvarda hangi hatlar asılıydı? Çini eşya nerede ve ne kadardı? Soruları uzatmak, çoğaltmak, çeşitlendirmek mümkün. Biz dahi İstanbul’da kaç sebilin yok edildiğini, kaç ahşap binanın yakıldığını, kaç caminin halısız kaldığını, kaç camiden levhaların kaldırıldığını içimiz yanarak hatırlıyoruz. Eskiden yurt dışına çıkartılan eserlerimiz için üzülürdük... Şimdi üzülmüyor muyuz? Şüphemiz var. Zira onları Paris, Berlin, Zigetvar Müzeleri gibi yerlerde fevkalade bir hassasiyetle korunur görünce kanaatimiz farklılaştı. Bizim eserlerimiz şu bir avuçluk Türkiye coğrafyasındakilerden ibaret değil. Bizim eserlerimiz, 3 kıtada ve 20 milyon kilometre karede. Suudi Arabistan, Arnavutluk gibi bazı memleketlerdeki Türk eserleri topraktan kazınırcasına yok edildi. Macaristan, Irak, Suriye, Mısır gibi bazı ülkelerse vefalı çıktı, eserlerimizi müşterek miras kabul ederek muhafaza ettiler. Tezada dikkat ediniz... 91 yaşında ve hâlâ vatansız yaşayan şehzade Osman Ertuğrul Efendiye vatandaşlık verip geç kalmış bir şekilde sahip çıktığımız günlerde onun ve bizim dedelerimizden tevarüs eden birkaç esere sahip çıkamadığımızı Sayıştay gibi yüksek bir kurum eliyle açıklıyoruz. Evet düne göre elde pek eser kalmadı. Buna rağmen hiç değilse olana sahip çıkalım. Kim sahip çıkacak? Sadece Vakıflar Genel Müdürlüğü mü? Hayır!.. Kültür ve Turizm Bakanlığı ne yapar? Hakikaten bu bakanlık son zamanlarda neyle nasıl meşguldür? Yurdumuzda bir gizli nankörlük yaşamaktayız. Bu topraklarda dünden kalan her varlık bizim malımızdır. Bununla beraber Hıristiyan veya pagan kültür dönemlerinden kalanlar ha bire torak altından çıkartılırken Selçuklu ve Osmanlı eserlerine layık olduğu alaka gösterilmemekte. Bir Bakırköy’e, Bir Kadıköy’e bir Beyoğlu’na, bir Fatih’e bakınız. Sonuncu bir açık hava müzesiyken şu dönemde dahi geleneğe dayanan kimliğinin cezasını çekmekte Halbuki medeniyetler, dün-bugün-yarın denkleminde yaşar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT